“Okullarda çocuklara doğru dürüst bir eğitim vermiyorlar. Hayatı anlamanın metodunu öğretmiyorlar; insanların ruhlarında gizlenmiş olan duyguları uyandırmıyorlar. Milyonlarca insanımızın beyinleri, işlenmemiş çorak topraklar gibi duruyor, hiçbir meyve vermiyor.”
Rusyanın 1880’li yıllarında, Raçinski; en gözde üniversitelerden birinde en gözde profesörken makamını mevkisini bırakıp kendi köyüne gidip öğretmen olan, dertli, azimli ve hedefleri olan bir adamın mücadelesini anlatıyor. Yobazlaşmış, ahlaki değerleri körelmiş, alkolden başka bir şey düşünmeyen köy halkının aralarında keşfedilmeyi bekleyen cevher gibi çocukların olduğunu düşündüğü için köyde eğitim vermeyi tercih ediyor. Bu kararına çevresindeki insanlar karşı çıkmaya çalışsa da kendi bildiğini yapıp orada yeni umutlar yeşertmeyi ordaki halkı aydınlatmayı bir hedef haline getirip karşılaştığı zorluklara rağmen başarılı oluyor. Raçinski'nin yetiştirdiği her öğrenci, bir çok farklı alanda ilerleyip öğretmenlerinin çizdikleri yoldan ilerliyorlar. Ben bir öğretmen adayı olarak keyifle okudum.
Akıcı ve sade bir dil kullanan yazarın kısa ama öz bir gerçek hikayeyi ele aldığını görüyoruz.
Kitabı başta öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının daha sonra öğrencilerin ve son olarak ülkesinin geleceğini düşünen hemen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum .
Yapabileceklerimizin sınırı yok, yeter ki isteyelim ve sonrasında da çaba gösterelim.