Şirketi tarafından Çin'in güneyindeki Yunhai kasabasına giden bir iş adam (anlatıcı) oradaki bir oyelin erkek tuvaletinde görevli olan elli yaşlarındaki Bayan Ming ile tanışır.
Mütevazı görünümünün altında dikkat çekici bir bilgelik taşıyan Bayan Ming, anlatıcıyla kurduğu samimi sohbetlerle aralarındaki güçlendirir. O dönem Çin hükümetinin uyguladığı tek çocuk yasasına ters bir öykü anlatan Bayan Ming'e şüpheyle yaklaşan anlatıcı bu gizi sorgulamaya başlar. Söz konusu konu; Çin'in tek çocuk politikası uyguladığı dönemde Bayan Ming'in on çocuğu olduğunu anlatmasıdır.
Bayan Ming'in gerçekten on çocuğu var mıdır? Yoksa bu çocuklar Bayan Ming'in hayal gücünün ürünü müdür? Anlatıcı zihnini sürekli meşgul eden bu sorunun yanıtını öykünün sonunda sızı veren bir gerçekle öğrenir. Bu gerçek anlatıcının hayatını da bir noktada değiştirecek küçük dokunuştur aslında.
Hayal gücü ve gerçeklik arasında anlamlı bir öykü. Bizi mutlu eden gerçeklik midir hayal gücü müdür?