Söz verdiğim üzere bu kitabı da okudum. Gerçi zaten J. M. Barrie ’nin Peter Pan ile ilgili yazdığı başka bir kitabı daha olduğunu öğrendikten sonra onu okumamam elbette ki mümkün değildi.
Bu seferki öykümüz Peter Pan’ın bebekliğiyle başlıyor. Ailesinin onun büyüdüğü zamana dair planlar yaptığını duyan küçük Peter, büyümeme arzusuyla kanatları olmasa bile odasının penceresinden uçarak dışarı kaçar. İlk durağı Kensington Bahçeleri’dir. Orada, parka biraz uzakta kalan ve Serpantin Gölü’nün ilerisinde, insanların ulaşamadığı bir adaya iner.
Peter, kendini bir kuş sanmaktadır. Aslında bebeklerin bir zamanlar kuş yavrusu olduğu düşünülürse bu pek de yanlış sayılmaz. Yine de o bu gerçekten bihaber olsa da artık bir insandır. Ancak doğru dürüst hiçbir şeyi beceremediği için kısa sürede hastalanır.
Kensington Parkı’nda kapanış saatinden sonra periler harekete geçer ve insanlardan saklanma korkusu yaşamadan hayatlarını sürdürmeye kaldıkları yerden devam ederler. Peter ise hâlâ kuş olduğu yanılgısıyla etraftaki diğer kuş ve perilerden yardım istemeye çalışır. Fakat o da ne! Hepsi, Peter bir insan yavrusu olduğu için ondan kaçar.
Kısa süre sonra diğer kuşlar arasında çok daha yaşlı ve bilge olan Solomon Gark, Peter’e gerçeği ve aslında onun ne olduğunu zorlukla da olsa anlatmayı başarır. Bu gerçekle sarsılan Peter, kendinden şüphe eder ve bir anda eve geri dönme isteğiyle dolar. Ancak artık bunu yapamayacağını öğrenir; çünkü uçabildiğinize olan inancınız bir kez sarsıldı mı bir daha asla uçamazsınız. Böylece Peter, Kensington Parkı’ndan bir göl ile ayrılan bu adada mahsur kalır. Ne de olsa artık uçamadığı için orayı terk etmesine de imkân yoktur.
Zamanla Peter, Solomon Gark’ın da yardımlarıyla nasıl bir kuş gibi yaşayabileceğini öğrenir ve adadaki diğer pek çok kuşla birlikte hayatını sürdürmeye başlar.
Yine de Kensington Parkı’na dönmeyi ve arada sırada da olsa yeniden küçük bir oğlan olmayı hep istemektedir. Bu isteği, onu eninde sonunda parka yeniden ulaştırır; gerçi bunun için bir ardıç yuvasıyla gölü aşması gerekmiştir ama olsun.
Peter, o noktadan sonra parktaki perilerle daha çok vakit geçirmeye başlar; onların partilerinde pan flütünü çalar ve bir şekilde peri kraliçeden iki dilek hakkı kazanmayı başarır.
Peter’in ilk dileği, artık kendi başına yapamadığı için perilerden onu annesine götürmelerini istemek olur. Perilerin yardımıyla evine, yani kaçtığı odasına ulaşan Peter, orada uykuya dalmış, evladını bekleyen annesiyle karşılaşır. Aslında Peter’in o an annesinin kollarına girmesi ve yeniden onun bebeği olması gerekirdi. Fakat o, parka geri dönmeyi ve bir süre daha oradaki arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seçer. Sonradan pişman olacağını ise henüz bilmemektedir.
Peter aslında parktaki tüm sevdiklerine veda ettikten sonra evine gitmeye karar vermiştir. Bu esnada perilerden ikinci dileğini dileyerek hakkının boşa gitmemesini de sağlayacaktır. Yine de tüm bu süreç beklediğinden çok daha uzun sürer. Peter en sonunda evine döndüğünde ise pencerenin kapalı olduğunu, parmaklıklarla örtüldüğünü ve annesinin kollarında başka bir oğlan çocuğu olduğunu görür. Büyük bir üzüntüyle parkına geri uçar.
Bu olaydan sonra Peter’in Maimie adındaki bir kızla karşılaşmasını okuyoruz. Aralarındaki bazı sahneler, gelecekte Wendy ile yaşananların birebir aynısı. Ya tarih tekerrür ediyor ya da yazar yazacak başka şey bulamamış.
Bu arada neredeyse tüm kitabın özetini yazmış olduğumu fark ettim… Neyse, en azından hikâyeyi okuma zahmetinden kurtulmuş oldunuz; bence bana teşekkür etmelisiniz (╹▽╹).
Düşüncelerime gelecek olursak bu öykü, daha çok masal tadındaydı. Bunun en büyük nedeni, hikâyenin başından sonuna kadar bir anlatıcı tarafından aktarılması, içinde neredeyse hiç diyalog bulunmaması ve genel yazım tarzıydı. Kötü değil elbette, hatta kitabı okurken kendimi yeniden çocuk olmuşum gibi hissettim. Ama her şeye rağmen ben Wendy ve diğerlerinin olduğu kitabı, yani Peter Pan ’ı tercih ederim. Yine de onun daha çok biliniyor oluşu bence bize bir şeyler söylüyor.
Elbette Peter Pan Kensington Bahçelerinde okunur; oldukça tatlı bir hikâyesi var ve dediğim gibi tam bir masal gibi. İçimizdeki çocuğu şımartmak için arada sırada hepimizin böyle kitapları okuması şart.