J. M. Barrie

J. M. Barrie

Yazar
8.0/10
501 Kişi
·
2.023
Okunma
·
36
Beğeni
·
2.410
Gösterim
Adı:
J. M. Barrie
Tam adı:
James Matthew Barrie
Unvan:
İskoç Roman ve Tiyatro Yazarı
Doğum:
Kirriemuir, Angus, İskoçya, 9 Mayıs 1860
Ölüm:
Londra, İngiltere, Birleşik Krallık, 19 Haziran 1937
J. M. Barrie 9 Mayıs 1860’da Kirriemuir, Scotland’da doğdu. Margaret Oglivy -taparcasına sevdiği annesi- onu diğer 10 çocuğu arasında yetiştirdi. Barrie 6 yaşındayken, ağabeyi David (annesinin gözbebeği) öldü ve Barrie çocukluğunun geri kalanını, yas tutan annesi avunsun diye, ölen ağabeyinin yerini doldurmaya çalışmakla geçirdi. Bu, “hep genç kalan” David’in yerine geçme çabası, Barrie’nin yetişkin çağlarına ve yazın hayatına yansıyan bir etki yarattı.

Edinburg Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Nottingham Journal’da yazmaya başlayan Barrie, kendisini tiyatronun büyüsüne çok önceleri kaptırmıştı. Pek çok kısa öykü yazdıktan, pek çok başarılı kitabı basıldıktan sonra Barrie ilk oyununu yazdı, Ibsens’s Ghost-1891. Bunu Walker izledi ve bu oyunu yazdığı günlerde, gelecekteki eşi, aktris Mary Ansell ile tanıştı. Evliliği başarılı sayılmazdı ama bu süreçte en başarılı oyunlarını (The Little Minister, The Admirable Crichton ve Peter Pan gibi) yazdı. Peter Pan fantastikti ama bildik peri masallarından çok farklıydı.

Barrie, Peter Pan’i, aynı yıl kaybettiği arkadaşları Sylvia ve Arthur Llewely Davies’in oğulları için yazdı. Anne babalarını kaybeden bu çocuklarla, her biri bir karakter seçip Peter Pan’i oynarlardı.

Peter Pan, Barrie’nin en mükemmel çalışması oldu. 1912’de bu çalışmasını “Peter ve Wendy” adını verdiği bir romana dönüştürdü. Peter Pan’den sonra da oyun yazmayı sürdüren Barrie uzun bir hayat sürdükten sonra 1937’de öldü.
"Bak şimdi Wendy, dünyaya gelen ilk bebek hayatında ilk defa güldüğünde, gülüşü binlerce parçaya ayrılmış ve her parça sağa sola dağılmış, işte periler de böyle çıkmış ortaya."
J. M. Barrie
Sayfa 30 - Peter
Çocukların tek düşündüğü, kimsenin onlara haksızlık etme hakkının olmayışıdır. Siz onlara haksızlık etseniz de sizi yine sever, ama bir daha asla aynı çocuk olmayacaktır.
...Çocukların tek düşündüğü, kimsenin onlara haksızlık etme hakkının olmayışıdır. Siz ona haksızlık etseniz de
sizi yine sever, ama bir daha asla aynı çocuk olmayacaktır.
Hiç kimse uğradığı ilk haksızlığı hazmedemez...
272 syf.
·Puan vermedi
Acaba gerçekten büyümek istemeyen bir çocuk var mıdır, yoksa bir kez büyüdükten sonra, geride kalmış çocukluğun özlemi midir büyümemiş olmak?
192 syf.
Peter Pan

Bir masal, bir gerçek, bir ilham. Kimi çocukluğunda, kimi içindeki çocukla tanımıştır onu. Yazar James Barrie’nin kendi yaşayamadığı çocukluğunun izleri. Asla büyümek istemeyen bir kahraman.

Misafir olmak ister misiniz bu ülkeye? Orası olmayan ülke. Hani vardır ya hayallerinizdekilerden. Ama dikkat! Ülkeye adımını atan geriye dönemez, çünkü bir kere orayı görmüştür artık.

James Barrie, İskoç yazar, dünyamızdan yaşayıp geçen nazik yüreklerden birisi. Hayatında yaşadığı zorluklar hayal gücüne ilham olmuş. Küçük yaşta abisi ölmüş ve annesi bu bunalım ile James’i kaybettiği oğlu yerine koymuş. Kayıp giden kendi çocukluğu yüzünden olsa gerek hep çocuk olarak kalmış. Fiziken de boyu, rahatsızlığı sebebiyle, 1.42 civarı imiş. Annesinin psikolojik durumu onu hem zihinsel hem de fiziksel olarak etkilemiş.

Peter Pan işte bu daimi çocukluğun bir ürünü. Wendy, John ve Michael ile dostluğun yolculuğu. Peter Hiçbir yer’de yaşamaktadır. Bir akşam Wendy’nin annesinin çocuklara okuduğu hikayeyi duyar. Camdan gizlice dinler. Anlatılan hikayeleri dinlemeyi ve onları Hiçbir yer’deki çocuklara anlatmaya bayılır. Wendy ile de böyle tanışır. Ve üç çocuğa ülkelerine gelmeyi teklif eder. Öncelikle onlara uçmayı öğretmesi gerekmektedir. Çocuklar zorlanırlar en başta ama eğer kötü düşüncelerinden sıyrılıp sadece mutlu şeyleri düşünürlerse gerçek olacaktır, ki bilirsiniz çocuklar için en kolay şeydir mutlu olabilmek. Üzerlerine biraz da peri tozu serperseniz işte tamamdır. Ama Peter’in bir huyu vardır; kolayca unutuverir her şeyi.
Hiçbir yer; kayıp çocukların, kızılderililerin, perilerin, korsanların diyarıdır. Tabi her çocuğun hayaline kattıkları ile dönüşür, evrilir. Kaptan Kanca, Peter’in ebedi düşmanı, bir kavgalarında Peter onun elini kesmiş ve elinin yerine kocaman bir kanca takmış. Tek amacı Peter’i öldürmek. Ama uçabilen ve ona göre genç olan Peter’ı yakalamak kolay değildir. En sonda gelinen noktada ise Wendy ve Peter’i bir ayrım beklemektedir. Tüm çocuklar büyümek zorundayken sadece birisi bundan kaçabilir.

Hikaye başlı başına bir macera, tiyatroda oynanmış zamanında ve Wendy ismi bu hikaye ile kız çocuklarına konmaya başlamış. Çoğu kişiye de tanıdıktır zaten kitap. Ama asıl vurgulanması gereken nokta kitabın meydana çıkışıdır bence. James Barrie’den taşıdığı izler Peter karakterinde görülür. Hep çocuk kalmak isteyen Peter onun bir yansımasıdır. Ayrıca Peter başka bir çocuğun izlerini de taşır. Bu noktada bir film devreye giriyor ki adı: ‘’Düşler Ülkesi’’. - orijinal adı:’’Finding Neverland’’ - Bu film James Barrie’nin eseri ortaya çıkarırken kendisine esin olan dört çocuk ve onlarla olan ilişkisi üzerine kurulu. Filmin gerçek hikayeden uyarlanması ise etkileyiciliğini katlıyor. Babaları ölmüş bu çocuklar ile olan ilişki ve kitap yazıldığında dört çocuktan biri olan Peter’a atfedilişi ayrı bir iz bırakıyor. Hayal dünyası ve gerçeklikler dünyası arasındaki gidiş gelişe çocukların ve çocuk kalpli bir yazarın gözünden bakmak için kaçırılmaması gereken bir film. 1900’ler İngiltere dönemini de filmde görebilmek mümkün. James Barrie’yi canlandıran kişi ise Johnny Depp. Onu farklı rolleriyle bilenler için filme kattığı kaliteden bahsetmem sanırım gereksiz olacaktır:) Öneri olarak önce film izlenmeli bence, çünkü bir eserin oluşumu, ilham kaynakları göz önüne alındığında kitabı okumak ve anlamlandırmak daha farklı olacaktır.

Bir de Peter Pan ismindeki ‘’Pan’’ kelimesi hakkında ilginç bazı bilgiler var. Pan mitolojide çobanların ve kırın tanrısıdır. Yarı insan yarı keçi olarak tasvir edilir. Daha da ilginci Pan insanları çığlıkları ile korkutması ile bilinir bu da panik kelimesinin çıkışına sebep olmuştur. Doğrudan doğa ile ilişkilendirilen bir figürdür. Burda Peter Pan’in tesadüfen bu ismi almadığı aşikardır. Hiçbir yer, doğa tasviriyle ortaya çıkar ve Peter orda herkesin sözünü dinlediği biridir. Ayrıca Peter sürekli pan flüt çalar. Pan flüt, efsaneye göre;Tanrı Pan’ın aşık olduğu peri Syrinks’e sarılacağı sırada saza dönüşüp, Pan’ın bu sazların yedisini bir araya getirmesi ve üflendiğinde narin bir melodi ortaya çıkması ile bulunmuştur. Peter flütün melodisi kadar zarif olabilirken, çocukluğu ile, panik kelimesine ilham olacak kadar korkutucudur düşmanlarına.

Son anlatmak istediğim ise periler. Aksi, huysuz bir yandan da iyi periler. Neden böyle derseniz onlar çok küçüklerdir, iki duyguyu bir anda içlerine sığdıramazlar. Aynı anda kızıp, mutlu olamazlar. Onlar nasıl doğar biliyor musunuz? Her bebek dünyaya gelip gülümsediğinde bir peri doğar. Çocuklar inanırlar onlara. Ama eğer biri inanmadığını söylerse o an ölüverir bir peri. James Barrie kendi perisini yaşatabilmiş ki bu kadar yakından tanıyor onları. Siz de kendi perinize inanmayı unutmayın olur mu? Kimse onları öldürmek istemez ve herkesin kendine göredir perisi. İnsanların içinde bir çocuk barındırabildiği müddetçe zengin kalabildiğine inanıyorum. Zamanın geniş olduğu bu günlerde kapılarımız hayal gücüne sonuna kadar açık kalsın.

Filmin Oscar ödüllü müziğini dinlemek isteyenler için ise:
https://youtu.be/-tl7VkY2N7A
185 syf.
·4 günde·Puan vermedi
J. M. Barrie 'in meşhur masalı Peter Pan. Kitap temelinde büyümek istemeyen bir çocuğu anlatıyor. Bir zamanlar hepimizde böyle bir istek olmuştur. Büyümek istememişizdir. Malasef buna engel olamadığımızın da farkındayızdır. Bir Peter Pan olamasak da içimizdeki çocuğu büyütmemekle yetiniyoruz bizlerde.

Kitap Darling ailesinin evinde başlıyor. Bir gün ailenin en büyük çoğu Wendy, Peter Pan' i yerde ağlarken görüyor ve onunla konuşmaya başlıyor. Wendy Peter'a yardım ediyor. Bunun üzerine Peter onu Hiçbiryere götürmek istiyor ve kızı kandırmak için her türlü yolu deniyor. Ve en sonunda Wendy ile birlikte evdeki diğer iki çocuğu da alarak Hiçbiryere uçuyorlar. Ve bu kısımdan sonra başlarından geçen maceralar anlatılıyor.

Malesef kitabı çok severek okudum diyemeyeceğim. Yazarın yer yer araya girmesi, kadına sinirlendiğim için söylemekten vazgeçtim gibi ifadelerin yer alması, sizce hangi hikayeyi anlatayım demesi çok keyif verici değildi. Peter Pan gibi kibirli, ukala ve bencil karakterde birini sevmek çok kolay olmadı okurken. Çok nadir yerde etkiledi beni Peter. Ayrıca kitabı öğrencilere önermenin de çok doğru olacağını sanmıyorum. Kitapta çocuklar için şeytan ifadesi yer alıyor. Annelerin koruyucu oluşları alaycı bir dille eleştiriliyor. Annelerin çok sert, katı oldukları çoğu şeyi mecbur oldukları için yaptıkları söyleniyor. Kitabın çoğu kısmında öldürmek işi keyif verici bir şekilde anlatılıyor. Açıkçası okurken hep aklımdan bunu çocuklar okumamalı, ben olsam kesinlikle çocuğuma okutmam dedim. Peter Pan
192 syf.
·Beğendi·9/10
Çocukluğumun en unutulmaz çizgi filminin kitabını okumakla iyi mi ettim bilmiyorum. Çok farklı bir deneyimdi benim için. Hep anneye ihtiyacı olan ama kendi annesini sevmeyen bir çocuğun hikayesi, hiç büyümeyen bir çocuk... Gitmek isteyeni kalmaya zorlamayacak kadar “görgülü”, sevdikleri için hayatını tehlikeye atacak kadar cesur ama sevgisini belli etmeyecek kadar da mağrur bir çocuk... Kitapta Britanya soylularına(burjuvaziye), çocuklarına sevgi göstermeyi beceremeyen anne-babalara, kimsesiz çocuklara dair çok ince göndermeler vardı. Alt yapısı çok sağlam bir eser...
272 syf.
·6/10·
Küçükken izlediğimiz çizgi film Peter Pan ile karşılaştırdığımda; roman biraz daha başka yerde... Ağzımız açık televizyon karşısında izlediğimiz zamanlar, bu kitabı okuduğumda hafiften hayal kırıklığına dönüştü açıkçası. Yazarın hiç olmayan yer ve büyümek istememek, çocuk kalmak metaforlarını başarıyla işlediğini söyleyebilirim. Ancak kitaptaki bazı bölümler ve örnek vermek gerekirse öldürmekten bir keyif gibi bahsedilen sahneler, gençlere ve çocuklara pek uygun değil gibi.. Dikkat etmekte fayda var yani!!
66 syf.
·1 günde
Bildiğim hikayelerden biriydi, ama İngilizcesini okumak farklı bir deneyim oldu.Çocukluğuma inmek, o zaman okuduklarımı yabancı dille yad etmek ayrı bir güzeldi. Hayal gücümü geliştiren kitaplardan biriydi, bakıyorum geriye, hala da güçlendirme potansiyeli var sanırım.
104 syf.
·2 günde·9/10
Hep çocuk kalanlara...
Kaçımız kendi isteği ile büyüdük? Bize seçim şansı verilse acaba büyür müydük ?
#79306267 çocukların perilerini yaşatmamız temennisiyle, perilerin varlığına inanalım :)
Peter ve Wendy’in hikayesinin anlatıldığı çok güzel bir eserdir. Kesinlikle okunmalı.
İş Çocuk Klasikleri serisinin bu eserdeki çizimlerini beğenmedim. Hikayeden kopuk bir şekilde ilerliyor.
272 syf.
Bu kitap tam da beni anlatıyor aslında.
Hiç büyümeyen ve büyümek istemeyen bir çocuğun hikayesi bu.
Peter Pan ve arkadaşlarının hikayesi herkesi güldürecek bir mizaçta yazılmış harika bir kitap.
185 syf.
·5 günde
Peter Panla 28 yaşımda tanıştığımdan olacak ki bana epey tuhaf geldi kitap. Hep çocuk kitabı olarak kalmıştı aklımda okuyunca inşallah yanlış hatırlıyorumdur dedim. Kızılderililerin yüzdüğü kafa derileri gibi bol kanlı içerikleri beni çok şaşırttı. Pek masum bulamadım kitabı.
100 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Peter Pan, çocukluğumuzun güzel masallarından birisiydi. Wendy, John ve Michael ile uçarak Var Olmayan Ülkeye gittiler orda korsanlarla ve Kaptan Kanca ile mücadele ettiler. Hepimizin aslında içinde Peter Pan var. Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. İçinizdeki çocuk hiç ölmesin ve büyüseniz bile Peter Pan'ı unutmayın :) Çok güzel bir kitap

Yazarın biyografisi

Adı:
J. M. Barrie
Tam adı:
James Matthew Barrie
Unvan:
İskoç Roman ve Tiyatro Yazarı
Doğum:
Kirriemuir, Angus, İskoçya, 9 Mayıs 1860
Ölüm:
Londra, İngiltere, Birleşik Krallık, 19 Haziran 1937
J. M. Barrie 9 Mayıs 1860’da Kirriemuir, Scotland’da doğdu. Margaret Oglivy -taparcasına sevdiği annesi- onu diğer 10 çocuğu arasında yetiştirdi. Barrie 6 yaşındayken, ağabeyi David (annesinin gözbebeği) öldü ve Barrie çocukluğunun geri kalanını, yas tutan annesi avunsun diye, ölen ağabeyinin yerini doldurmaya çalışmakla geçirdi. Bu, “hep genç kalan” David’in yerine geçme çabası, Barrie’nin yetişkin çağlarına ve yazın hayatına yansıyan bir etki yarattı.

Edinburg Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Nottingham Journal’da yazmaya başlayan Barrie, kendisini tiyatronun büyüsüne çok önceleri kaptırmıştı. Pek çok kısa öykü yazdıktan, pek çok başarılı kitabı basıldıktan sonra Barrie ilk oyununu yazdı, Ibsens’s Ghost-1891. Bunu Walker izledi ve bu oyunu yazdığı günlerde, gelecekteki eşi, aktris Mary Ansell ile tanıştı. Evliliği başarılı sayılmazdı ama bu süreçte en başarılı oyunlarını (The Little Minister, The Admirable Crichton ve Peter Pan gibi) yazdı. Peter Pan fantastikti ama bildik peri masallarından çok farklıydı.

Barrie, Peter Pan’i, aynı yıl kaybettiği arkadaşları Sylvia ve Arthur Llewely Davies’in oğulları için yazdı. Anne babalarını kaybeden bu çocuklarla, her biri bir karakter seçip Peter Pan’i oynarlardı.

Peter Pan, Barrie’nin en mükemmel çalışması oldu. 1912’de bu çalışmasını “Peter ve Wendy” adını verdiği bir romana dönüştürdü. Peter Pan’den sonra da oyun yazmayı sürdüren Barrie uzun bir hayat sürdükten sonra 1937’de öldü.

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 2.023 okur okudu.
  • 50 okur okuyor.
  • 463 okur okuyacak.
  • 27 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları