Gönderi

Hiçbiryer'den Selamlar
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 151. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 17:12
Bugün yine sizlere çocukluğumdan beri âşık olduğum bir hikâyeyle geldim: Evet, yani Peter Pan ’la. Benim, hiç büyümeyen bu oğlan ve çocukların yalnızca rüyalarında ziyaret edebildiği Neverland (Hiçbiryer) ile tanışmam her zamanki gibi babamın CD’leri sayesinde oldu. Sanırım o ve onun filmlerine belki de bu yüzden hep minnettar kalacağım; küçüklüğümü eğlenceli kıldılar, hayal gücümü her daim geniş tuttular ve beni bugün olduğum insan hâline getirdiler. Bu arada hangi filmden bahsettiğimi de söyleyeyim çünkü piyasada gerçekten fazlasıyla Peter Pan filmi var. Benim izlediğim, yönetmeni P. J. Hogan olan, 2003 yılında ABD-Avustralya ortak yapımı fantastik bir macera filmidir. Müzikleri James Newton Howard’a ait ve hem filmin kendisi hem de müzikleri tam bir efsanedir. Kesinlikle öneriyorum. Hatta ben de kitabını okuduktan sonra gidip size bahsettiğim filmi yeniden izledim. Benim için müthiş bir nostalji anı oldu gerçekten. Peter Pan, hep küçük kalmak istediği için daha bir bebekken uçarak evden kaçmış, önce Kensington Bahçeleri’ne, ardından da efsanevi diyar Hiçbiryer’e gitmiş olan büyülü bir çocuktur. Masallara bayılır ama bir annesi olmadığı için ne yazık ki ona masal anlatacak kimsesi yoktur. Kayıp çocukların hiçbiri masal bilmez çünkü. O yüzden de Peter, çocukların pencerelerine konarak onlara anlatılan masalları dinler. Bir gün de Cinderella’nın hikâyesinin devamını duymak için yine bir eve gider. İşte ne olduysa o zaman olur. Önce evdeki dadı köpek yüzünden gölgesinden ayrılır, onu geri almaya çalışırken de odadaki en büyük çocuğu uykusundan uyandırır; işte o çocuk Wendy’dir. Wendy, Peter’in gölgesini ayağına dikerek ona yardım eder, sonra da oğlana duymak istediği hikâyenin sonunu anlatır. Bunun üzerine Peter sevinçle pencerenin önüne gider ve diğer çocuklarla masalı paylaşmak üzere uçmaya yeltenir. Fakat Wendy nedense onun gitmesini istemez ve hiç düşünmeden pek çok başka masal daha bildiğini, eğer isterse hepsini anlatabileceğini söyler. Peter o an bir karar alır: Ne olursa olsun Wendy’i Hiçbiryer’e götürecektir. Tabii bunu kıza söyleyince Wendy hemen kardeşlerini de yanlarına almayı teklif eder. İşte bu şekilde üç çocuk, Peter Pan’ın peşine takılıp ailelerini geride bırakarak büyük bir maceraya doğru uçmaya başlarlar. Çocuklar Hiçbiryer’e gittiği andan itibaren başları bir türlü beladan kurtulmaz. Sayısız macera yaşar; korsanlar, Kızılderililer, deniz kızları ve perilerle karşılaşırlar. Uçmayı ve kılıç kullanmayı öğrenir, kendi dünyalarında yepyeni bir aile kurarlar. Anneleri tabii ki Wendy’dir, Peter ise çoğu zaman kızın evlatlarından biri, bazense aile babası rolündedir. Fakat tüm bu mutluluğun ardında bazı karanlık noktalar da vardır elbet. Wendy, John ve Michael gün geçtikçe geçmişlerini ve gerçek ailelerini unutmakta, giderek kendilerini buradaki yaşama kaptırmaktadır. Kayıp çocuklar olarak etraflarında her daim hayatlarına kast etmek için bekleyen birileri vardır; çocuklar Peter’in önderliğinde düşmanlarıyla savaşır. Ölürler ve öldürürler ama bunda en ufak bir tuhaflık görmezler. Yine de aralarındaki en garip şey şüphesiz Peter’dir. Peter her şeyi bir oyun olarak görür ama o kadar inandırıcı bir şekilde oynar ki tüm oyunlarını kimse ona gerçeği söyleyemez; Peter’e itaatsizlik etmeye kalkışamazlar. Peter büyümeyi hiç istemez; bu yüzden de bir çocuğun masumiyetine sahiptir ama içten içe yetişkinlere özgü o gaddarlığın da izlerini görürüz onda. J. M. Barrie ’nin bu öyküsü de zaten aslında bu yüzden karanlık bir masaldır ve diğerlerinin aksine mutlu bir sona sahip değildir. Açıkçası kitabın sonu beni üzdü; Peter unutmaya devam edecek, insanlar da onu unutmaya. Sonsuz bir döngü ama hiçbir taraf için mutlu bir son yok. Geriye sadece bir zamanlar yaşanmış olan maceralarına dair eski öyküler kalacak, o kadar. Şimdi bu kısım sizler için çok gerekli değil belki ama Peter Pan ’ın kitabı ile filmini karşılaştırmadan da duramadım. Kitabı okurken filmdeki ortak sahneler aklıma gelirken, filminde ise “Acaba orada ne olmuştu?” diyerek sürekli olarak kitabı düşündüm. Aralarında sayısız fark var; bunlar bazen doğrudan sahnelerdeyken bazen de olayların işleniş sırası olarak karşımıza çıkıyor. Özündeki hikâye aynı, diyaloglar da çoğunlukla ortak ama yine de romanın ardından filmi yeniden izleyince sanki farklı bir Peter Pan hikâyesi görmüş gibi oldum. Biraz kafanız karıştı değil mi? Bahsettiğim durum için bir iki tane örnek verirsem belki daha açıklayıcı olur: * Kitapta Peter, Wendy’i çoğunlukla bir anne figürü olarak görüyordu; başka türlü bir duygusu vardıysa da kendisi dahi bunu bilmediği için bizim de herhangi bir fikrimiz yok. Ama filmde aralarında “romantik” bir ilgi vardı, yani en azından işler o yönde ilerliyordu diyelim. * Sonra, asıl eserde hikâye karanlık bir temaya sahipken ve karakterler de kesinlikle çok daha vahşiyken, filmde görüldüğü üzere her şey biraz daha “aydınlık” hâle getirilmiş ve Peter Pan ise kahraman bir figür olarak resmedilmişti. Bunun gibi başka şeyler de var elbette ama kim şimdi tek tek onları anlatmaya duracak, değil mi? Uzun lafın kısası, Peter Pan ’ın filmi (2003 yapım olan) benim için daha eğlenceli ve güzeldi. Ama dediğim gibi, bu masalla tanışmama vesile olan da bizzat o ve hepimiz iyi biliyoruz ki çocukken tanık olduğumuz ve duyduğumuz her şey bizlere daha muhteşem gelir. Yani seçimim objektiflikten oldukça uzak olmakla birlikte tamamen küçük benin hayallerle karışık hatıralarıyla şekillendi. Anımsıyorum da, çocukken sırf o film yüzünden Peter’e âşık olmuş ve kaç yıl boyunca bir gece benim için de gelmesini ümit etmiştim. Bir de perilere fanatik şekilde inanmaya başlamış, kozalaklarda yaşadıklarına dair edindiğim tuhaf düşünceyle evleri bellediğim o sert, kahverengi bitki yumrularını toplar olmuştum. Ama şimdiki yaşımda hem bu inancı saçma buluyor hem de şöyle bir bakınca Kaptan Kanca’yı daha çekici buluyorum. Öhm… ama bu demek değil ki eski sevgimi geride bıraktım. (⁠◠⁠‿⁠・⁠)⁠—⁠☆ Neyseee, artık bu incelemeye noktayı koyalım. Eğer siz de büyümek istemeyen o çocuklardan biriyseniz ya da yeniden çocuk olma şansına sahip olmayı arzuluyorsanız mutlaka bu kitabı, Peter Pan 'ı, okuyun veya size önerim olan o filmi izleyin. Hiçbiryer, siz inanmaya devam ettiğiniz sürece başınızı yastığa koyduğunuz her an orada olacak. Hem kim bilir, belki Peter Pan da öteki taraftan sizleri seyrediyordur; rüyanızda maceralarına katılmanıza izin verir ve belki de bir gün hiç beklemediğiniz bir anda açık pencerenizden uçarak odanıza giriverir. Ama onun için mutlaka güzel bir masal hazırlayın ve eğleneceği oyunlar uydurun, çünkü bildiğiniz üzere çok kolay sıkılan bir çocuktur o. Tüm bunların ardından geriye yapılabilecek tek bir şey kalıyor: o da Peter Pan’ın sizi unutmamasını ummak. Ama üzülmeyin; siz unutulsanız bile Peter hakkındaki hikâyeleriniz en azından başkaları tarafından bir süre daha hatırlanmaya devam edecek. ! Küçük Ama Önemli Not: Arkadaşlar Peter'in tüm bunlardan -yani Wendy ve kardeşleriyle olan macerasından- öncesini anlatan Peter Pan Kensington Bahçelerinde diye bir kitabı daha var yazarın onu da en kısa zamanda okuyup incelemesini atacağım inşallah. Ayrıca bu hikâyeyi sevdiyseniz eğer Peter Pan'ın çok daha karanlık ve ürpertici bir versiyonu olan Çocuk Hırsızı 'ı da beğenebileceğinizi düşünüyorum. Kitap hakkındaki incelemem de burada → #270768666 Fakat dikkat edin! Çocuk Hırsızı 'nı okumak istiyorsanız şayet yaşınız mutlaka büyük olmalı çünkü gerçekten de içeriği herkesin kaldırabileceği türden değil.
1000Kitap
Peter PanJ. M. Barrie · İş Bankası Kültür Yayınları · 20199,3bin okunma
··
679 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Peter Pan seviyorsanız Once Upon a Time ı da mutlaka izleyin. En sevdiğim dizilerden birisidir. Mükemmel bir dizi cidden. ☺️
Firefly
Gönderi Sahibi
Önerin için teşekkürler mutlaka birara bakarım ☺
Firefly
Gönderi Sahibi
* Tatlış bir Peter çizim çalışması → #288212088
Firefly
Gönderi Sahibi
* J. M. Barrie 'den Peter Pan'ın öteki kitabı olan Peter Pan Kensington Bahçelerinde 'nin incelemesi → #287996685