Uzun zamandır Philip K. Dick ' in kitaplarına giriş yapmak, bir yerden başlamak istiyordum. İthaki' nin haklarını alıp basacağını öğrendiğimde de sanırım tam zamanı diye düşündüm. Ubik hem adını çok duyduğum hem de arka kapağı da ilgimi çeken (çünkü hiçbir şey anlamadım arka kapağını okusamda) ilk kitaptı, o yüzden bununla başladım. İyi ki de başlamışım, kitaba bayıldım.
Eski yazılmış bir kitap ve bilimkurgu olmasından ötürü hem evrene girişte hem de dilinden ötürü zorlanırım sanmıştım ama burada çeviren Ece Gamze Atıcı' yı takdir etmem gerekiyor. Gerçekten çok anlaşılır bir çeviri yapmış. İthaki' nin diğer bilimkurgu klasiklerinde çok kötü çeviriler görmüştük ama bu okuması kolay ve gayet anlaşılır bir çeviriye sahipti, şahsen ben anlatım dilinden çok keyif alarak okudum. Bir diğer endişem ise evreni anlamakta zorlanır mıyım sorusu olmuştu ama hayır, pkd çok anlaşılır ve kısırlı karakterlerin çevresinde anlaşılır bir evren oluşturmuştu. Bilimkurgu öğeleri cyberpunk evreninde gördüğüm bazı şeylere çok benziyordu o yüzden evreni anlamakta da zorlanmadım. İyi ki de zorlamamış yazar çünlü zaten kitap okurken beynimizi mıncıklıyor.
Kitap psişik güçlere sahip (öngörü, telepati gibi vs.) insanları işe alıp maaşlı memur olarak kendi çıkarları doğrultusunda çalıştıran bir şirket ile, bu şirketin verdiği zararların önüne geçmek için aynı güçlere sahip insanları anti-psişik adı altında çalıştıran bir diğer şirketin çatışmaları arasında geçiyor. Ana karakterlerimizden Runciter, anti psi(psişik güçlere sahip insanlara kısaca psi deniyor kitapta) şirketinin başında ve Hollis şirketinin oluşturduğu zararları kendi ekibi ile önlemeye çalışıyor. Bir gün kendilerine reddetmesi zor cillop gibi bir iş teklifi geliyor ve Runciter 11 kişilik bir ekip ile aya gidiyor. Ve tüm olaylar burada başlıyor. 11 kişilik ekipten psişik eylemleri ölçen, bulan karakterimiz Joe ve patronu Runciter bunun bir tuzak olduğunu anlıyor ama malesef çok geç kalıyorlar. Kendilerine düzenlenen bu suikast ile içinden çıkılamaz bir oyunun parçası oluyorlar. Öyle ki artık neyin gerçek, neyin hayal olduğu anlaşılamaz hale geliyor. Ve her yerde onun adını duyuyoruz, Ubik. Nedir bu Ubik, o gün ayda gerçekten ne oldu, gerçeklik ne, hayal ne, yaşamın değeri ne gibi sorularla başbaşa kalıyoruz.
Yazar bu noktadan sonra okuyucu ile bir güzel oynuyor. Sizin gerçeklik algınızı da karakterler gibi öyle bir yıkıyor ki artık hiçbir şeye inanamayan, her şeyden şüphe duyan bir insan hale geliyorsunuz. Ne zamana güveniyorsunuz ne gördüklerinize ne de karakterlere. Yazar bu paranoyayı bence çok başarılı yaşatmıştı. İnception gibi iç içe geçmiş katmanlı bir olay örgüsü sunuyordu size.
Tüm bunların yanında kitabın beni en çok etkileyen özelliklerinden birisi de kitabın atmosferi ve yoğun kapitalist yaşam tarzı oldu. Okuyucu birde buradan geriyor kitap. Öyle bir evren düşünün ki, kaldığınız evin kapısını açmak bile paralı. Buzdolabından bir yiyecek mi alacaksınız, kapağı açmak paralı. Çok sevdiğiniz bir yakınınız mı öldü, hiç sorun değil. Siz cesedini getirin biz sizlere aylık abonelikle ölü yakınlarınız ile konuşma fırsatı tanıyalım. Kim takar ölümü ve ölüye saygıyı, siz parayı verin yeter. İşin en komik kısmı da böylesine kapitalist dünyada ana karakterimiz Joe' nun beş kuruş parasının olmaması. Kitap boyunca Joe hep beş parasızdı ve başına gelen onca zorlukların, dertlerin yanı sıra her seferinde bir büyük darbeyi de kapitalist sistemden yiyordu. Bu okuyucuya o kadar geçiyordu ki Joe gibi ben de sinir olup otomatlara sopayla dalasım, parçalayasım geliyordu.
Özetle bu ve bunun gibi saydığım bir çok özelliği ile Ubik çok keyif alarak okuduğum, heyecanlı ve beynimi mıncıklayan bir kitap oldu. Şahsen bilimkurguya çok aşina olmayan insanların bile zorlanmadan okuyabilecekleri bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kendi içerisinde ufak ama tutarlı, anlaması kolay bir dünyası vardı. O yüzden rahatlıkla herkese öneririm. Ubik sizin de gerçekliğinizi sarsacak harika bir eser. Tavsiye edilen miktardan daha fazla kullanılmadığı sürece...