Ama yoğun ve azimli çabalar tek başına yeterli olmaz; çünkü anarşik ve dağınık olabilirler. Bu nedenle ayrıca çabaların hepsinin aynı amaca doğru yönlendirilmesi gerekir. Bir fikrin, bir duygunun içimizde yerleşmesi, içselleştirilmesi için, yerine getirilmesi gereken yerleşme, sıklık, yakınlık koşulları vardır. Şu fikir veya bu duygu, ağır ve sebatkâr bir nüfuz ilerlemesiyle ilişki çemberlerini genişletmeli, kendilerine özgü değerleriyle yavaş yavaş kendilerini kabul ettirmelidir. Sanat eserlerinin nasıl yaratıldıklarına bakın: Bir düşünce, çoğunlukla yaşama umudu vaat ederek doğmuş bir gençlik düşüncesi, dâhinin içinde önce utangaç ve belli belirsiz varlığını korur. Bir okuma, yaşamın herhangi bir olayı, başka bir şeyle uğraşırken veya bu düşünce düzenine hazırlıklı olmadığı için söz konusu fikri üretkenliğini kavramadan fark eden herhangi bir yazarın tesadüfen ortaya attığı elverişli bir ifade, kuluçkada bekleyen bu fikrin değerinin ve olası rolünün bilincine varmasını sağlar. Yolculuklar, sohbetler, çeşitli okumalar ona özümlenebilir unsurları temin edecek, o da bu unsurlarla dolup güçlenecektir. Goethe işte bu şekilde zihnindeki Faust tasarımını otuz yıl boyunca yanında dolaştır-mıştır. Tasarım bütün bu süre boyunca filizlenmiş, büyümüş, kökleri giderek derinlere uzanmış, bu dâhiyane eseri oluşturan besleyici özsuları tecrübelerden derlemiştir.
S16