Gönderi

“ Mirasçılar “
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 98. kitabı
Golding, bu kitabında insanın köklerine inmiş ama bunu bilimsel bir dille değil, neredeyse kutsal bir ağıtla yapmış. Bence bu roman, sadece geçmişi anlatmıyor bizim kim olduğumuzu, neleri kaybederek “insan” olduğumuzu sorgulatıyor. Neandertallerin gözünden anlatılan bu hikayede ben sürekli bir masumiyetle karşı karşıya kaldım. Onlar doğayla bir bütün düşünceleri saf, dilleri sade, duyguları temiz. Aralarında bir kötülük, bir hesap yok. Ama sonra “Yeni İnsanlar” çıkıyor karşılarına yani biz, modern insanın ataları. Onlar kurnaz, korkak, hesap yapan varlıklar. Ve işte tam burada Golding’in kalemi insanın karanlığına saplanıyor. Çünkü zekamızla hayatta kalıyoruz, ama kalbimizdeki merhameti öldürüyoruz. Ben bu hikayede Neandertallerin tarafındayım. Çünkü onların saflığı, insanda artık bulunmayan bir zarafeti hatırlatıyor bana. Onlar doğayı anlamaya çalışmıyor, onunla yaşıyorlar. Biz ise onu fethetmeye kalktık ve sonunda kendimizi de yok ettik. “Mirasçılar” aslında biziz, ama kötü bir mirasın varisleri gibiyiz. Aklı miras aldık, kalbi kaybettik. Kitap bana mitolojiyi hatırlattı. Prometheus’un ateşi çalması gibi, insan burada da doğanın elinden bir şey çalıyorlar o da güç ama o güç bir lanet. Cennet’ten kovuluş hikayesi gibi… Neandertaller o saf bahçeden kovuluyor. Çünkü biz, “yeni insanlar”, onların yerini almak istiyoruz. Bu da bana Herakleitos’un o sözüne getirdi; “Savaş her şeyin babasıdır.” Evet, burada da öyle. Türler arası bir savaş var. Kazanan insan oluyor, ama insanlığını kaybederek. Golding’in dili yer yer bulanık, bilinç akışı gibi. Ama o karmaşa bana Neandertallerin zihin yapısını hissettirdi. Sanki dünyayı anlamaya çalışan bir çocuğun içinden konuşuyor. Bazı yerlerde sanki hikaye yarım kalmış gibi geliyor. Ben de tam öyle hissettim sanki bir şey eksik. Belki de Golding bunu bilerek yaptı, çünkü masumiyetin sonunu kimse tam anlatamaz. Bu kitapta en çok etkilendiğim şey, sessizliğin gücüydü. Golding bağırmadan kan döküyor. Öyle sahneler var ki, bir kelime bile geçmiyor ama içimde bir şey kırılıyor. Çünkü burada anlatılan şey sadece bir türün yok oluşu değil, insanın içindeki iyiliğin ölümü. Mirasçılar belki de insanlığın tarihi, Tanrı’nın değil, masumiyetin cennetten kovuluşudur. Ve o gün bugündür, hiçbirimiz oraya dönemiyoruz. “İnsanlık aklını miras aldı, ama kalbini yitirdi.”
Edebiyat
MirasçılarWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024143 okunma
·
105 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.