Gönderi

9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 16:14
#k:1033. SPOİLER İÇERİR!! İhsan Oktay Anarın bu kitabını okurken devamlı gerçek ne diye kendimi sorgularken buldum. Şu an var olmadığımı, bir düş ürünü olduğumu düşünüp, çoğu kez dalıp gittim. Eğer bu düş ise bu hayat için fazla zahmete girmenin ne anlamı vardı, hiçbir şey yapmadan otur dedim. Bu defa amaçsız olmanın ürkütücülüğü beni son derece korkuttu. Şimdiki varlığımın, hayatımın düş olmasını istemedim ve düşündüğüm az önceki düşüncemden korkarak uzaklaştım. Tekrar kitaba daldım. Beni aldı götürdü. Uzun İhsan Efendi'nin isminin geçtiği her yeri heyecan içinde okudum. O benim için en ilgi çekici karakterdi.Bu kitabı okurken kafamı kurcalayan birkaç kısım oldu. Osmanlıyı tam olarak doğru anlatıp anlatmadığı konusunda düşünmeye başladım. Pek bir tarih bilgim olmadığından bu kafamdaki soruya cevap bulamadım. Aklımı kurcalayan ilk soru şuydu :İstihbaratı humayun bu kadar önemli işi devletten nasıl gizli yaparlardı, evet o da devletin bir parçasıydı ve en önemli birimlerinden biriydi ancak nasıl olurda herhangi bir karargahtaki yeniçerileri bir kaleye saldırmaya gönderebiliyordu, o zamanın padişahı bunlardan haberi elbette oluyordu. Bunlar nasıl sadece sahte mühür ile böyle bir kararı verebiliyordu.Orayı anlamış değilim. İkinci soru ise şuydu :Dilenci loncasında ki cerrahların Anadolunun uzak kesimlerinden getirilen çocukların kollarını, bacaklarını sakat bırakarak, dilencilere benzetilmeye çalışılıp loncaya alındığını okuduğumda buna da çok şaşırdım, bu teşkilat suç örgütü olmuş da saraydakilerin bundan haberi yok muydu? Kafama takılan sorular bunlardı, hikayemize geri dönelim. En sevdiğim bir diğer karakter Kubelikti. Kendisi çok güzel yazı yazan, müsvedde leri temize çekmekle görevli biriydi. İçkiye mübtela olunca, falakaya yatırılıp ceza alıyor. Bir, iki, üç... Bu devamlı böyle ilerleyince Kubelik topal kalıyor ve işinden atılıyor. Sonrasında cerrahlığa merak sarıyor. Sarayda öldürülen şehzadeler, cariyeler gizlice suya atılıyor. Kubelik gizlice aldığı bu cesetlerin anatomi sini öğrenmek amacıyla keser, biçer ve her bir tendona, kasa, kemiğe tanıdığı herhangi birinin ismini verirmiş. Bunları da güzelce deftere not alırmış. En sonunda hayatı bu uğurda hazin bir şekilde sona eriyor. Orada geçen şu cümleler çok hoşuma gitti: Görmek, duymak, bilmek ve öğrenmek isteyen şu zavallı cerraha gösterilmeyen saygı, sadece karanlığı, soğuğu ve sessizliği algılayan ve hiçliği bilen bir cesede gösteriliyor. Bu bana şunu hatırlattı;bugün insan vücudu kutsaldır denilerek üzerine araştırma yapmadığımız tüm cesetler toprağa karışıp kaybolmakta.Bağışlanacak her bir organ veya her bir ceset, kurtarılan hayatları hesaba katınca ölmüş insan bedeni bir ceset olmaktan çıkıyor, yaşama tutunmaya çalışan insanlar için umut oluyor. Kubelik in bu merakı bilim dünyası için belki de paha piçilemezdi, ancak çoğu insan için sadece günah ve büyük bir saygısızlıktı.Hepsi buydu. Sahi gerçek olan neydi?
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
·
132 Gösterim
4 Yorum
Spoiler'e rağmen okudum :) eline sağlık zeynom bende okumaya başlıyorum🕯️
Zeynep Yıldız
Gönderi Sahibi
:), yüreğine sağlık Feyzam, oku bakalım, neler olacak neler
Yüreğine sağlık.
Zeynep Yıldız
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim kıymetli hocam
Bu kitabı ben de çok beğenmiştim.
Zeynep Yıldız
Gönderi Sahibi
Çok güzel bir kitaptı, İhsan Oktay Anarın eline, yüreğine sağlık.
Zeynep Yıldız
Gönderi Sahibi
❤️
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.