Gönderi

Fintasfenkinörleşerek Okumak
8/10
·248 syf.··
2025 286. kitabı
Bir trenin cam kenarında oturuyoruz. Yolculuk, iki günlüğüne bir akrabamızın düğününe. Yan koltukta kuzenimiz var, hafiften serseri. Bir İstanbul’da, bir memlekette. Hiçbir yerde çok kalamamış. Zeki, muzip bir abimiz. Anlatacak çok hikâyesi var, görmüş geçirmiş ama hiç değişmemiş. Menekşe İstasyonu’nu böyle bir hisle okuyoruz. Sıdıka’yla tanıdığımız Atilla Atalay bu kez kendini daha fazla açıyor; sadece anlatan değil, anlatının bir parçası artık. Mizahı dışa doğru akan bir enerji olmaktan çıkıyor, içe dönüyor. Baturalp Dinçdarı bu dünyanın en uç örneği. Bir yandan ninja, bir yandan hoca. Hem alay konusu, hem bilge. Bu kadar çelişkinin bir arada var olabilmesi, Atalay’ın insanı tanıma biçiminden geliyor. Onun karakterleri hiçbir zaman tek boyutlu değil; herkes biraz trajik, biraz gülünç. Tıpkı bizler gibi. Kitaptaki her öykü, aslında hepimizin tanıdığı insanlardan oluşuyor. Atalay, mizahı bir kalkan olarak değil, bir büyüteç olarak kullanıyor. Küçük ayrıntılarda, sıradan diyaloglarda, hatta suskunluklarda bile büyük bir insanlık hâli yakalıyor. Onun dünyasında kahramanlıklar yok; tam tersine, kimseye anlatmadan yapılan küçük iyiliklerin, hatta çaresizliklerin izi var. O kadar doğal, o kadar sade ki her şey; sanki olması gerektiği gibi. Atalay, gülmek ya da güldürmeyi hedeflemiyor; insanın içindeki o ince çatlağı göstermek istiyor. O çatlakta ağlayamadığımız anlar, sinirlendiğimiz ama belli edemediğimiz durumlar var. Yine de kendimizi tutamıyoruz ve “Fintasfenkinör” diye saçma bir kelime sızıyor ağzımızdan. Kitap bitince, insanın içinde huzurlu bir hüzün kalıyor. Çünkü Atalay, kötülüğün ortasında bile iyi kalmanın, gürültülü bir çağda bile güzel susmanın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Menekşe İstasyonu, görülmeyenin, sessizliğin yankısıyla biten bir kitap
1000Kitap
Menekşe İstasyonuAtilla Atalay · İletişim Yayıncılık · 2006224 okunma
·
155 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.