·303 syf.····Okunma: 12 Kasım 2025 16:39 Seneler önce “Çok Güzel Hareketler Bunlar”da izlediğim Oğuzhan Koç ve Eser’in oynadığı bir skeç vardı. Eser tiyatroda başarısız olduğu için bunalıma girince, Oğuzhan da ona kendisinin yazmış olduğu bir senaryoyu anlatıyordu. Eser de bunu Yılmaz Erdoğan’a kendi fikriymiş gibi aktarıyor ve senaryonun çok beğenilip filminin çekilmesi, hatta filmin oscar ödülü almasına kadar giden bir hikaye; seyirciye eğlenceli bir dille anlatılmıştı.
İşte “Sarı Yüz” kitabı da tam olarak bu şekilde olmasa da bu konuyu, yani “fikir hırsızlığı”nı ele alıyor. Bir yanda gerçeği söyleyerek kafamızın rahat olması ama övgüyü başkasının alması, arkadaşımızın başarılı olması var. Diğer tarafta ise yalan söyleyerek fikri kendimizinmiş gibi yansıtıp övgüye ve başarıya bedavadan konmak var. Hangisini seçeriz? Bahsettiğim skeçte bu durum, sahneye şeytan ve meleğin de dahil olmasıyla mizahi bir dille yansıtılmıştı. Bu kitapta ise bu konu daha çok psikolojik olarak ele alınıyor ve kahramanın yaklaşma-kaçınma çatışmasının içinde buluyoruz kendimizi. Bence dikkat çekici bir şekilde başlayan olaylar örgüsü, yazarın bir anda frene
basmasıyla duruyor ve sıkıcı bir hale bürünüyor. Konu olarak çok farklı bir konu yok, dediğim gibi yıllar önce bir skeçte bile yer alan basit bir konu. Yazarın anlatımı da aman aman başarılı değil. Konu da bir yerde tıkanıyor ve final de sürpriz bir şekilde bitmiyor. Peki şu an nasıl çok satanlar listesinde ve 21. Yüzyılın en iyi romanı olarak tanıtılıyor, anlamış değilim.
Bazı siyasi göndermelerin olması, ırkçılık gibi konuları ince ince işlemesi, akıcı bir üslubun olması; kitabın bir şekilde ön plana çıkmasını sağlamış. Benim tavsiye edebileceğim bir kitap değil; ama dikkatimi çektiğinden ben de okumuş bulundum, popüler kitapları okumadan bırakmam diyenlere keyifli okumalar diliyorum.