Enver Gülşen'i çok sevdiğimden ötürü sanırım, yazısı (yazdırması) kulağımı pek tırmalamamıştı. Fakat dediklerinize bakınca haklılık payınız mevcut.
Bu noktada şunu belirtmek isterim, yeni yeni yeşeren bir dergi olduğumuzdan ötürü unvanı şair, düşünür veya münekkid olan görece meşhur yazarları aramıza dahil etmek pek kolay iş değil. Detayına hakim olmamakla birlikte haklarına da girmek istemeyerek şunu yazayım ki telif durumunu da göz önüne aldığımızda o kadar ekmeğe bu kadar köfte denmiş olabilir. Hem o yazarlar ya nice kalburüstü dergiye yazı yollayan, ya ciddi telif eser veren, yahut sosyal mecrada ders veren kimseler. Yani bir açıdan, adı sanı bulunduğu bir-iki mecrada ancak duyulan ve tirajı yüzü (sayıyla 100) bulsa yazı sahiplerinin sevinçten birbirini yumruklayacakları bir dergide zaman ayırıp yer almaları başlı başına büyük olay. Gönül isterdi ki daha sağlam işler çıksın ortaya ama şimdilik böyle diyelim. Mazur görüp yok saymayalım elbette. Yoksa nasıl ilerleme olacak. İnşallah sonraki sayılarda bunlar başta olmak üzere daha iyi ve kuvvetli olacak. Dualarınızı eksik etmeyin.
Son olarak, kendimi tutamıyorum: ODTÜ'lüden de böyle bir eleştiri beklenirdi zaten diyeceğim. Maşallah ve tekrar teşekkürler.