Orhan Pamuk’un Kar romanını okurken, hem bir aşk hikâyesine hem de insanın inançla, kimlikle, yalnızlıkla verdiği sessiz bir savaşa tanıklık ettim.
Kars’ın karla kapanmış sokaklarında, sanki şehir değil, insan ruhu donmuş gibiydi. Ka’nın iç dünyası o kadar derin, o kadar insaniydi ki, kendimi onun arayışında buldum.
Yazarın dili oldukça akıcı ve şiirsel; betimlemeler adeta bir tablo gibi.
Her satırda, karın sessizliğiyle birlikte insanın iç sesini duydum.