Gönderi

Açlığın, Savaşın ve Bedenin Çığlığı
10/10
·1040 syf.··
2025 289. kitabı
Bu kitabı özetlemek kolay bir şey değil ama kabaca şunu yapmaya çalıştığını söyleyebilirim: Çin’in tarihini, devlet politikalarını, bedenlerin ve bedenlerin ihtiyaçları üstünden anlatıyor. Özellikle de kadın bedeninin, memenin, kalçanın, açlığın, hamileliğin, fahişeliğin üstünden. Ve bunu öyle edebi nezaketle değil, bağıra bağıra, okuru rahatsız ede ede yapmak istiyor. Okuyucu şunu düşünecektir: her şey memeye bağlanıyor. Bebekken memeye saplantı, büyüdükçe memeyi dünyanın merkezi gibi görme, her şeyi meme ucuyla ilişkilendirme... Bu çocuksu takıntı aslında saf sapıklık değil; büyük kıtlığın, savaşın, yokluğun içinden gelen bir ülkenin en temel ihtiyacının, beslenmenin simgesi. Aç bir toplumun hafızasında en kutsal organ memeyse, Mo Yan da tüm romanı bu organın etrafında döndürüyor. Yani baş karakter aslında bizzat açlığın, kıtlığın kendisi. Geniş kalça doğurganlığın, hayatta kalma kapasitesinin simgesi; bu yüzden erotikleşmiyor, yaşam mücadelesi devam ediyor. Ablalar üzerinden kurulan evlilikler, genelevde çalışan, Kuşçu Han'a duyulan aşk, Dilsiz'in tecavüzü, âkıbeti bilinmeyen satılık kız... Hepsi aynı şeyi anlatıyor: “Kadınların doğru dürüst çıkışı yok.” Birinci abla parayla evleniyor, diğeri yiğitlik/şanla, üçüncüsü aşk uğruna kendini parçalatıyor, dördüncü abla bedenini satıyor... Hepsinin sonu felaket. Erkek çocuğa duyulan saplantı da aslında hiç kimseyi kurtarmıyor; anne erkek doğurmak için kendini paralıyor ama doğan oğlan da kırık, sakat, itilmiş, aşağılanmış bir hayat yaşıyor. Yani Mo Yan, hem ataerkilliği hem de o dönemin politikasını iç içe gösteriyor: “Erkek çocuk doğur, kurtulursun” yalan, “iyi evlilik yap, kurtulursun” yalan, “devrim gelince kurtulursun” o da yalan. Yaşanılanların ağırlığı burada devreye giriyor. Gerçekçilik anları kırılıyor (abla kuşa dönüşüyor, tipler neredeyse karikatürleşiyor, körlük adeta bir salgına dönüşüyor) süs olsun diye değil, gerçeğin vahşetini taşıyabilmek için. İnsan pazarı, çocukların satılması, annenin açlıktan fasulyeleri mideye saklayıp kusarak çocuğunu beslemesi, çocukların sırf açlıktan hayvan düzeyine itilmesi... Bunlar zaten başlı başına “akıl dışı”. Mo Yan biraz da bunu gösteriyor: tarih öyle saçma ve zalim ki, anlatırken ister istemez masalla, efsaneyle karışıyor. Ama o efsane duygusu gerçeği yumuşatmıyor, tam tersine daha da tekinsizleştiriyor. Romanın sonlarına doğru yazar okuyucuyu daha da rahatsız etmeyi başarıyor. “Meme festivali”, sütyen şirketi, sahte memeli Wang Yinzhi, televizyonda meme nutuklaı... Bütün bunlar, açlığın ve savaşın üzerine koskoca bir reklam panosu çekilmesi gibi. Eskiden meme hayatta kalmak için tek umutken, şimdi kapitalist tüketim için oyuncak, gösteri, festival malzemesi olmuş. Tek Boynuzlu At gibi sloganların “başarılı iş insanı”na dönüşmesi de tesadüf değil; sistem yeni ama sadece zalimlik biçim değiştirmiş: bu sefer de fırsatçı, şovcu, dilini güce göre bükebilen insanlar yükseliyor. Yazar, “para ve cinsel organ ağı” diye çok güzel özetliyor aslında: İnsanları hem açlıkla hem cinsellikle yakalayan, hepsini paraya bağlayan bir ağ çiziyor. Bütün bu sertlik, rahatsızlık, mide bulandıran sahneler, tekrar edilen meme vurgusu, sakatlıklar, idamlar; bunların hepsi unutmayın diye. Nezaketle anlatılsa flu kalacak şeyleri, o özellikle pörsümüş, çatlamış, akmış, kokmuş ayrıntılarla gözümüze sokuyor. Çünkü tarihin üstüne çok hızlı beton dökülebiliyor; oysa o betonun altında kalan kemiklerin, bedenlerin, özellikle de kadın bedeninin hiç sesi çıkmıyor. Mo Yan da bu sesler duyulsun, paravanlar kalksın diye bağırıyor. O yüzden roman rahatlatmıyor, tam tersine bitince bile içte bir rahatsızlık kalıyor; görevini yerine getiriyor. Bu kitabın amacı ne romantik bir aile destanı yazmak, ne de yalnızca meme üzerinden insanları şok etmek. Amaç, Çin’in geçirdiği kıtlığı, savaşları, devrimi, kapitalist dönüşümü bir ailenin, bir annenin, bir sürü kız kardeşin ve tek oğlun bedeninden geçirerek anlatmak; bunu da süssüz, filtresiz, utanmasız yapmak. Mo Yan yaşananlar unutulmasın diye bağıra bağıra anlatıyor. Nezaket gereksiz, paravan boş. Roman bir edebiyat eseri kadar, bir tanıklık ve hesap sorma metni.
İri Memeler ve Geniş KalçalarMo Yan · Can Yayınları · 20191,029 okunma
·
340 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.