Uzun zamandır kalemine hayran olduğum Livaneli’den bir kitap bekliyordum.O heyecanla başladım kitaba. Kitap 68 kuşağına ithafen yazılmış. Leyla ve Selimin aşkıyla başlıyor. Leyla bir asker kızı, düzgün, kuralcı, derslerinde başarılı… Selim daha asi. Oralarda bir şeyler olacak diye beklerken pat diye evleniyorlar ve Selim fikir suçlusu olarak hapse atılıyor. İşte buradan sonra da kitabın adı anlam buluyor. Selimin sorguya götürülmeyi beklemesi, günlerin geçmesini beklemesi, özgürlüğe kavuşmayı beklemesi, Leyla’nın selim’i beklemesi…. Bekleyiş, mektuplar, günlükler ve hep bekleyiş… sonunda Selimin hapisten çıkışı ve kaçak yollardan İsveç’e gitmesi yine bir kaç sayfada oluveriyor. Ve sonunda Leyla ve kızı Zeynep’le stockholm’de kavuşmaları…
Livaneli kitabın sonsözünde bu kitabı yazmam gerekiyordu demiş. İşte ben bunu çok hissettim. Livaneli’den nasıl dev eserler okuduk. Bu kitap bana biraz yazılmak zorunluluğu ile yazılmış gibi geldi. İçine almadı beni. Serenad’ı bitirdiğimde günlerce etkisinden çıkamamıştım. Bilemiyorum belki de bu konuda çok kitap okuduk, çok dizi- film izledik belki de o yüzden istediğim etkiyi hissedemedim. Neyse okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.