·330 syf.····Okunma: 29 Kasım 2017 00:00 Livaneli’nin Serenad klasiğinden sonra beni en çok etkileyen kitabı bu oldu sanırım. Kardeşimin Hikayesi, Huzursuzluk kitabını geride bıraktı diyebilirim. Konusuna gelirsek, kitap ilk sayfada bizi bir cinayete konu olan Podima köyüne götürüyor. Olay orada yaşayan emekli mühendis Ahmet Bey ile cinayeti araştırmaya gelen, kitabın ilerleyen sayfalarında adını öğreneceğimiz gazeteci kız arasındaki konuşmalar etrafında şekilleniyor. Birden kendimizi çarpıcı bir geçmişin içinde buluyoruz. Kitap, cinayet soruşturmasından çok Ahmet Bey ile ikiz kardeşi Mehmet’in hikayesinin merakla başlayıp hüzünle sonlanan bir hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.
•
Livaneli, romanın sonuna eklediği teşekkür kısmında eşi Ülker Hanım’ın “insanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı” sözünün, romanın temelini oluşturduğunu dile getiriyor. Sayfalar ilerledikçe olay örgüsü daha karmaşık hale geldiğinde ‘’Bu hikayenin sonu nereye gidiyor?’’ diye sormadan kendimi alamadım. İnsanı daha çok meraklandıran böylece içine daha çok çeken, elimden asla düşüremediğim, her bir olayın bir önceki olaydan daha şaşırtıcı olduğu bu akıcı ve sürükleyici kitabı mutlaka ama mutlaka okumalısınız. Benden söylemesi. ️