Gospodinov'un daha önce Hüznün Fiziği ve Zaman Sığınağı kitaplarını okumuş ve çok etkilenmiştim. Bahçıvan ve Ölüm ise son derece kişisel bir anlatı olması ve yarattığı duygudaşlık nedeniyle okuru can evinden vuruyor. Yazar, kanser sonunda hayatını kaybeden babasını anlatıyor. Kaybetme süreci ve sonrasını... Son birkaç yıldır babası kanser tedavisi gören bir okur olarak; kitabın her satırı beni sarstı, irkiltti, canımı yaktı. Bildik acılar, insanın bedeni üzerindeki hakimiyetini kaybetmesinin yarattığı çaresizlik, mahcubiyet ve buna tanık olmanın ızdırabı...Güler yüzlü anılarla kayba katlanmaya, ölümü kabullenmeye çalışmak ve doğaya karışmanın kaçınılmazlığına teslim olmak..."Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe" sanırım son zamanlarda en çok alıntılanan kitap cümlesi. Kitap okura hem o bahçıvanın bahçeye karışmasının kaçınılmazlığını, hüznünü yaşatıyor hem de o bahçenin çiçeklerinin, baharının güzelliğini...Yazarın dediği gibi; bu bir anı roman, yas roman ve bahçe roman...Kolay akıldan çıkmayacak bir kitap...