O "Toprak Gemi" Yüzecek mi?
10/10
·436 syf.··
2025 86. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 22:38
Başlığı görünce "tamam" dedim, "yine bol bol jeopolitik, askeri jargon vardır." Ama okumaya başlayınca kitap beni bayağı bi' sardı. Bu yazıyı bildiğiniz kitap incelemesi değil de, daha çok okuduğum kitabın bende bıraktığı etki üzerine bir dertleşme gibi düşünün. Kitap, en temel sorudan başlıyor: Abi biz üç tarafı denizle çevrili bir yarımadayız da, neden hâlâ bir kara devleti gibi davranıyoruz? Olayı anlamak için önce denizin ne demek olduğunu anlatıyor. Deniz sadece su değil; güç, para, kültür ve gelecek demek. Tarihi de böyle okumak lazım diyor. Amiral Mahan'dan bir laf koymuş: "Denizde payı olmayan ulusun, dünyada şerefli bir yeri olamaz." E zaten bizim Ata'mız da en net şekilde söylemiş: "Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız." Yani vizyon en başından belli aslında. Deniz Gücü Dediğin Sadece Gemi Değildir Kitabın en sevdiğim yerlerinden biri burası oldu. "Deniz gücü" deyince hepimizin aklına fırkateynler, denizaltılar geliyor ya... Kitap diyor ki, "O işin sadece bir bacağı." Asıl güç bir ekosistem: * Donanman olacak (Bu tamam, caydırıcılık için şart). * Deniz ticaret filon olacak (Dünya ticaretinin %80'i denizden dönüyor, sen başkasının gemisine muhtaç kalırsan olmaz). * Limanların ve tersanelerin olacak (Gemi yapamıyorsan, bakım yapamıyorsan dışarıya bağımlısın). * Balıkçılığın, deniz kaynakların olacak (Millet denizin altından doğal gaz çıkarıyor, sen bakıyorsun). * En önemlisi de insanının kafası denizci olacak. Yani bu iş; askeri, ekonomik, endüstriyel ve kültürel bir bütün. Birini yapıp diğerini boşlarsan, o gemi yürümüyor. Tarihten Yediğimiz Vurgunlar Kitap sonra tarihi bir güzel özetlemiş. İngilizler, Hollandalılar falan bu işi nasıl çözmüş, onu anlatıyor. Sonra bize geliyor... İşte orada biraz canım sıkıldı. Barbaros Hayreddin Paşa ile Akdeniz'e hükmettiğimiz "Altın Çağ"dan sonra resmen çakılmışız. Neden? 1. Teknolojiyi kaçırmışız: Onlar kalyonlara geçerken biz kadırgada ısrar etmişiz. 2. Liyakati bitirmişiz: Donanmanın başına denizden anlamayan adamları getirmişiz. 3. Kapitülasyonlar: Ticareti yabancıya peşkeş çekmişiz, kendi denizcimiz bitmiş. 4. En acısı: Sultan Abdülhamid, siyasi korkularıyla koca donanmayı 30 yıl Haliç'te çürütmüş. O donanma çürürken biz Kıbrıs'ı, Mısır'ı, Ege adalarını kaybetmişiz. Tarihin en pahalı stratejik hatası budur herhalde. Cumhuriyet'teki Büyük Fırsat ve Büyük Hata Atatürk bu felaketi görmüş. Kurtuluş Savaşı'nda o İnebolu'dan gelen cephanenin kıymetini bildiği için "Bahriye Vekaleti" (Denizcilik Bakanlığı) kurmuş, Kabotaj Kanunu'nu çıkarmış. "Artık denizler bizim!" demiş. Peki sonra ne olmuş? Kitap acı bir gerçeği daha yüzümüze vuruyor: 1928'de, yani daha Cumhuriyet'in başında, "Yavuz-Havuz davası" gibi bir kumpasla Bahriye Vekaleti'ni kapatmışız. Denizciliği yine karacı paşaların insafına bırakmışız. O bütüncül bakışı, o sivil-asker ortak vizyonunu daha en başında kaybetmişiz. 1964 Kıbrıs krizinde ABD "gemilerinizi çıkaramazsınız" diye mektup yazınca uyanmışız ama iş işten geçmiş. Günümüz: Hâlâ Aynı Hatalar Peki bugün durum ne? Kitabın bu kısmı tam mühendis kafasıyla yazılmış, bayıldım. * Donanma: MİLGEM (Milli Gemi) falan yapıyoruz, teknoloji süper. Ama Balyoz gibi kumpaslarla donanmanın hafızasını, tecrübeli subaylarını yok ettik. İnsan faktörü çöktü. * Ulaştırma (Tam bir facia): Abi rakamlara bak: Yük taşımacılığımızın %88'i karayolu, %5'i denizyolu! Bir yarımada ülkesinde olacak iş mi? Denizyolu, karayolundan 7 kat daha ucuzken biz hâlâ kamyonlara mazot yakıyoruz. Bu hem ekonomik israf hem de dışa bağımlılık. * Limanlar: En stratejik limanları özelleştirip yabancılara devretmişiz. Devletin elinde doğru dürüst liman yönetimi vizyonu kalmamış. * Kültür: Vergiler, marina ücretleri yüzünden millet denize yaklaşamıyor. Amatör denizcilik bitmiş. Devlet, denizde yüzen tekneyi "vergi kapısı" olarak görüyor, "stratejik kazanç" olarak değil. Sonuç: "Toprak Gemi" Yürüyecek mi? Velhasıl kelam, bu kitap bana şunu net gösterdi: "Mavi Vatan" dediğimiz şey, sadece Ege'de veya Akdeniz'de hak iddia etmek değil. O işin askeri kısmı. Mavi Vatan; ulaştırma politikanı değiştirip yükünü denize kaydırmaktır, kendi limanına sahip çıkmaktır, balıkçını korumaktır, en önemlisi de halkının yüzünü denize döndürmektir. Kitap, bu işin siyaset üstü, uzun vadeli bir devlet politikası olması gerektiğini, dağınık kurumların tek bir "Denizcilik Müsteşarlığı" altında toplanması gerektiğini söylüyor. En sonda da Amiral Cem Gürdeniz'in annesinin "Toprak Gemi" diye bir şiirinden bahsetmiş. Anadolu'yu karaya zincirlenmiş bir "Toprak Gemi"ye benzetiyor. O zincirleri kırıp denize açılmak da bize, yani yeni nesle düşüyor diyor. Okurken hem gururlandığım hem de kaçan fırsatlara sinirlendiğim, ufuk açan bir kitaptı. Bizim bu denizcileşme işini başarmaktan başka çaremiz yok!
Araştırma-İnceleme
Mavi Uygarlık - Türkiye DenizcileşmelidirCem Gürdeniz · Kırmızı Kedi Yayınları · 201542 okunma
·
77 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.