6/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 01:49
Alef ve Tesla’nın özel yetenekleri var. Alef bunu biliyor, kokuları renk olarak da algılıyor ve bu sayede ünlü bir şef olmuş. Harika görünen bir hayatı var ancak çocukken yaşadığı büyük bir travma nedeniyle ruh sağlığı yerinde değil ve intikam peşinde. Tesla yazarın dişi versiyonu. Tıp fakültesini bırakmış, sürekli okuyan araştıran, bilimsel makale takip eden, çok da güzel bir kız. İlias ve Galen Tesla’ya aşık. Kurgunun merak uyandıran yanı Tesla’nın ablası Meryam’ın ortadan kaybolması. Onu bulmak için adını saydığım tüm bu karakterler bir araya geliyor ve karanlık sırlar ortaya çıkıyor. Başlarda ağır gitse de yarısından sonra elimden bırakamadım, merak unsuru sonuna kadar çok iyi korunmuş ve ustaca kurgulanmıştı. Araştırdığıma göre; Serkan Karaismailoğlu, lisans eğitimini biyoloji üzerine almış, lisansüstü eğitimini de fizyoloji alanında tamamlamış. Beyin cinsiyeti üzerindeki çalışmalarını Kadın Beyni Erkek Beyni adlı kitabında anlaşılır ve açıklayıcı bir dille kurgulamış; beynin beden üzerindeki hâkimiyet sınırları üzerinde durmuş. Nitekim okuyucunun da bu alışılmadık kurgu karşısında fark edeceği üzere; hemen her satırı insan fizyolojisi, beynin çalışma mekanizması, duygu-sinir etkileşimiyle ilgili açıklamalarla örülü roman, ancak böyle bir bilgi altyapısı üzerine inşa edilebilir. Başlığının anlamını son sayfalarına kadar gizli tutan Pia Mater, bilinmezlik ile açıklık dengesini de bir o kadar başarılı korumuştur. Açılış bölümünde ortaya konan gizem, kurgu ilerledikçe baştaki karanlık geçidi adım adım derinleştirirken diğer yandan karakterlerin olaylar karşısındaki tepkileri, birbirleriyle olan ilişkileri, ölüm ve aşkı kavrayış, hissediş biçimleri nörolojik bağlamda açıklığa kavuşur. Bu olguların ve durumların beyinde nasıl bir süreçten geçerek fizyolojiye yansıdığı, akademik bilim dili kullanılmaksızın kurguya başarıyla yedirilmiştir. Böylece her bölümde hayatıyla ilgili sarsıcı gerçeklerle yüzleşen Tesla’nın öyküsü, aynı zamanda insan bedeninde işleyen sebep-sonuç zincirinin öyküsü hâline gelir. İlk sayfasından itibaren okuyucuyu sararak başkahramanın ilerlediği dar, karanlık geçide davet eden kurgu, Karaismailoğlu’nun da nitelendirdiği üzere sinirbilimin derinliklerine giydirilmiş bir dünyadır. Nihayetinde insan, iletişim ve etkileşim becerileri en karmaşık olan canlıdır; fakat bu, olgunun gerçekleştiği bünyenin, yani salt bedenimizin, sinir hücreleri arsındaki elektriksel akımla işleyen fiziksel bir yapı olduğu gerçeğini değiştirmez. En temel içgüdülerimizden başlayıp süper egomuza kadar tırmanan basamakların her birinde nörolojinin ayrı bir süreci işler. Karaismailoğlu’nun göstermek istediği de aslında günlük hayatta fark etmek bir yana, çoktan alışkanlık raflarına kaldırılmış davranışların, varlığından haberdar bile olmadığımız tepki mekanizmalarının, dikkate almadığımız hislerin, bizlere bahşedilmiş özel birer yeti olduğudur bir noktada. Bazı yerlerde bilimsel bilgiler, ayrıntılar çok uzamıştı. Daldan dala atlanmıştı ve okumak yorucu oldu. Her kelimenin köküne kadar inilmesi ara ara gereksiz geldi.
Edebiyat
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
·
1.093 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.