Roman, gerçek ile hayalin sınırlarında gezinmeyi seviyor. Ocampo, basit bir cümlenin altına gizlediği imgeyle tüm sahneyi tersyüz edebiliyor. Fakat bu kitapta, o imgelerin bazıları okurun yakasını tam kavrayamadan dağılıyor. Özellikle karakterlerin kısa süreli belirişleri, hikaye içinde yeterince derinleşememeleri bende tatlı bir merak kadar küçük bir doyumsuzluk da bıraktı. Sanki anlatılanlar tam şekillenmeden elimden kayıyor gidiyordu. Ne tamamen büyülü, ne de tamamen ayakları yere basan bir yapısı var. Kurgunun parçalı yapısı ise iki ucu keskin bir bıçak. Bir yandan okuru sürekli tetikte tutuyor, ne olacağını kestiremediğiniz esrarengiz bir akış yaratıyor. Öte yandan, her parçanın birbirine bağlanış biçimi her zaman yeterince güçlü hissettirmiyor.