Stefan Zweig Türkiye'de çok sevilen bir yazar. Fakat ben onun kurgularından ziyade, kurgu dışı biyografilerini daha büyük bir zevkle okuduğumu söyleyebilirim. Onun yazmış olduğu biyografilerin kusursuz olduğunu düşünüyorum. Hem edebi anlamda, hem de biyografilerini yazdığı tarihi kişiliklerin tanınması anlamında çok değerli eserler olduğunu düşünüyorum.
Bu kitap özelinde 16.yüzyılda yaşamış Erasmus'un kişiliğini, felsefesini ve özellikle dini anlayışını çok net bir şekilde okurun gözleri önüne seriyor. Onun dinden anladığı sevgi, barış ve paylaşma değerleridir. Hristiyanlığın sevgi ve barış dini olduğunu söyler. En büyük rakibi dinde reform yaptığı söylenen Luther'dir. Luther Erasmus'un aksine daha sert, daha kışkırtıcı ve daha savaşçıdır. Noterin yaptığı dinde reform değil, "hadi biraz da biz kullanalım dini" anlayışıdır. Yine Stefan Zweig'ın Vicdan Zorbalığa Karşı ya da Castello Calvin'e adlı kitabında gördüğümüz üzere, Protestanlığın bir başka kolu olan Kalvinistlerin neler yaptığını görmüştük. Protestanlar da tıpkı katolikler gibi odun ateşinde insanları kızartmışlar, sevgi ve barış anlayışını güden insanları katletmişlerdir. Bütün bunların üzerine Erasmus lutere karşı çıkar ve ona karşı tavır alır. Ama Görünürde kazanan Luther olud. Fakat Erasmus'un değeri ondan sonra anlaşılır ve neredeyse Aziz ilan edilir.
Bu kitapta diğer Stefan Zweig biyografileri gibi son derece doyurucu ve son derece verimli geçti benim için. Tavsiye ederim...