Gönderi

Puan vermedi·232 syf.··
2025 196. kitabı
𝔻𝕦𝕓𝕒𝕣𝕒  𝔻𝕦𝕓𝕒𝕣𝕒  Bugün öyle bir kitap ile geldim ki… Kapağına her baktığımda “Benim kafa da böyle kayboluyor…” diyorum. :)  Kitabın hem iç, hem kapak tasarımını çok beğendim . Karakter kartları evde azıcık polemik yaratmış olsa da, nihayetinde de aramızda paylaştık :)  Evettt dumanı üstünde, sıcacık, fırından yeni çıkan tazecik bir roman… Hem mizahı ince, hem derdi büyük, okurunu hafifçe dürtüp “Ee sen?” diye sorgulatan cinsten. Yazarın dili akıcı, anlatımı sade ama derin. Olay örgüsü, kurgusu ve karakterleri öyle güzel bir bütünlük sağlamış ki kitap seni içine çekip konuk oyuncu yapıyor...  Üslubu hem şakacı, hem düşündürücü, hem de samimi. Hayatın tam içinden… Sanki oturmuşsun, elinde kahven (çay da olur, ikram bizden :) ) karşında yazar. Biraz dertleşmişsiniz, biraz gülmüşsünüz, biraz da içlenmişsiniz. Karakterlerin her biri günlük hayattan fırlamış gibi… Oldukları gibi, doğal, yalın ve gerçek. Okurken bazen güldüm, bazen derin bir “uff” çektim, bazen de kendi içime doğru uzun bir yolculuğa çıktım. Peki o son final sahnesi neydi , bambaşka bir son hayal ederken sevgili yazarım oldu mu hiç böylesi bir ters köşe ? Azer baba misali 'kurşun yedim sol yanımdan 'diye diye bakakaldım. :)  Dertli bir hikâyeyi argosuz bir mizahla böylesine zarifçe harmanlamak gerçekten ustalık işi. Öğrencilerin yaşadıkları sıkıntılardan tut, günümüz ev sahiplerine, arkadaşlıklardan aile bağlarına , gönül ilişkilerinden gündemin hızla değişen hallerine kadar pek çok detay satır aralarına ince ince işlenmiş. Sınıfsal ayrımlar, sistem eleştirileri, iş–ev dengesi… Hepsi dozunda, hepsi yerli yerinde. Üstelik milli ve dini duyguları da es geçmeden… İnsanın ruhunun acizliğini ve yaradılış gayesini hatırlatırken, yaşanılan sıkıntılara maneviyatla farklı bir bakış açısı sunmayı da ihmal
Dubara DubaraRukiye T. Ersoy · Maruzat Yayınları · 202547 okunma
·
151 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.