“Beyaz Geceler”, Dostoyevski'den beklentimin altında kalan bir eser oldu. Onun kaleminden çıkan her satırda derinlik, psikolojik çözümlemeler ve insan ruhuna dair sarsıcı tespitler görmeyi beklerken, bu kez o yoğunluğu bulamadım. Kitabın romantik teması, iç dünyasında yalnızlık çeken bir adamın birkaç gece süren hayaline kapılmasını anlatıyor. Ancak hikâye ne duygusal olarak beni içine çekti, ne de karakterler arası diyaloglar yeterince güçlü hissettirdi.
Belki de beklentim fazlaydı. Zira Dostoyevski gibi bir yazarın kaleminden çıkan her cümlede felsefî derinlik arıyor insan. Ama bu kitap, daha çok bir duygusal hayalin peşinde koşan bir gencin kısa bir iç döküşü gibiydi. Yer yer güzel cümleler ve içsel çatışmalar vardı elbette; ama hikâye beni içine almadı, düşündürmedi, etkilemedi.
Sonuç olarak, “Beyaz Geceler” okuma zevki açısından çok büyük bir hayal kırıklığı olmasa da, Dostoyevski gibi bir kalemden beklenen yoğunluk ve etkiyi yaratmadı. Belki başka bir zamanda, başka bir ruh hâliyle okunduğunda daha farklı hissettirebilir ama şu an için beklentimi karşılamadı.