Hülya yavuz Akçay’ın tercüme ettiği 110 sayfalık kitap 2025 yılı Mayıs ayında Runik Kitap tarafından basılmış. Orijinali Alman C.H. Beck yayınevince 1995 yılında piyasaya verilen kitabın Almanca baskısından sonra Türkçesini de yaklaşık bir yirmi yıl sonra okudum. Tercüme gayet güzel; konu askeri tarih ağırlıklı olmadığından taktik ve teknolojik terimler çok az bu da o konuda bir uzmanlık gerektirmiyor.
C.H. Beck yayınevinin cep kitabı formatında yayınladığı ve Almanya’da çok sevilen “Wissen” (Bilgi) serisinden çıkan eser, sekiz ana bölümden oluşuyor. Serinin doğası nedeniyle kısıtlı sayfa sayısı içinde yoğun bilgi birikimini konuyla ilk defa ilgilenen okura bilimsel üsluptan uzak ve kolay okunur bir biçimde sunmayı hedefleyen ve bunu başaran bir seridir. Şu an itibariyle ulaştığı 590 adet kitap sayısı da bunun bir kanıtıdır.
Yazar Werner Huss, uzun yıllar boyunca (23 yıl!) Bamberg Üniversitesi’nde Antik Çağ profesörü ve Ordinaryüs Profesör olarak görev yapmıştı. Ana uzmanlık alanlarından birisi olan “Kartaca Tarihi” konusunda, “Kartacalıların Tarihi” başlıklı bir başvuru eseri yazmıştır. Bildiğim kadarıyla İspanyolca ve İtalyanca’ya da tercüme edilmiştir. Runik Kitap’dan çıkan bu eserde, o devasa eserinin “damıtılmış” ve biraz da güncelleştirilmiş bir halidir.
Antik çağa ilgi duyanlar okurlar arasında bile, Atina, Roma ve İskenderiye’nin yanında Kartaca’nın ismini bilenlerin sayısı azdır. Bunun temel nedeni, bırakın imparatorluğu şehirden bile, kelimenin tam anlamıyla neredeyse hiç bir şey kalamamış olmasıdır. 3. Pön Savaşının sonunda şehri ele geçiren Romalılar taş taş üstünde bırakmamakla yetinmemişler, etrafındaki topraklara bir daha bir şey yetişmesin diye tuz dökmüşlerdir. Bugünkü Tunus devletinin aynı ismi taşıyan başkentinin bulunduğu yerde kurulmuş olan şehri ziyaret etmiş birisi olarak geriye ancak küçücük bir müzeyi doldurabilecek kadar eser kaldığını üzülerek söyleyebilirim.
Buna ek olarak antik çağlardan kalan tarihi eserlere imzalarını atan Romalı tarihçilerde objektif olma konusunda pek iddialı ve özenli olmadıklarından Kartaca ismine hak ettiği yere verme konusunda pek bir çaba göstermemişlerdir.
İşte bu bağlamda, orijinal eseri de okumuş birisi olarak, bence Werner Huss’un çalışmasının en önemli yanı, o güne kadar, Kartacalılara dair Romalıların gözünden aktarılan bilgilerin daha objektif bir “bilim insanı” tarafından analiz edilmesi olmuş. İnandıkları sözde “vahşi” tanrılar ve onlara “çocuk kurban ettiklerine” dair mitler (bir çizgi romanda bile yer verilir!) elekten geçirilmiş.
Bir taraftan, Orta Afrika’nın Batı kıyılarına ve İrlanda’ya kadar yaptıkları gemi yolculukları ile deniz yoluyla keşiflere katkıları (amaçları ağırlıklı olarak ticaret olsa da!) hakkında ender rastlanan bilgiler verirken, diğer taraftan Roma’dan daha barışçıl olsa da yine de bir “sömürgeci” güç olduğunu açıklıyor.
Kitapta toplamda 10 bölüm içerisinde ve serinin kısıtlı sayfa sayısının izin verdiği ölçüde, kökenlerinden başlayarak, büyüme, gelişme ve çöküş dönemleri ele alınıyor. O dönemin Dünyasının merkezini oluşturan Akdeniz civarında farklı kültürlerle olan ilişkileri irdelenirken ağırlıklı olarak Yunan ve Romalılarla olan ilişkileri ön planda...
Ana hatlarıyla, ordu ve donanma, ekonomi ve toplum, bilim ve sanat, din, devlet yapısı ve imparatorluk yönetimi konularının her birine ayrı birer bölüm adanmış.
Doğal olarak, tarihteki yerini anlayabilmek için, Roma Cumhuriyeti ile sürekli karşılaştırmalar yapmak gerekir. Bu bağlamda, sağlam yasalarla yönetilen bir cumhuriyet ve kuvvetli bir ticaret ağının merkeziydi. Ancak, Roma Cumhuriyeti ile giriştiği üç savaşı da kaybetmeye mahkum olmasının temelinde yatan ilk neden, “fetih” yerine “ticaret” yoluyla yayılmayı hedeflemesi ve askeri gücünü ağırlıklı olarak “paralı” ve yerel güçlere bağlamasıydı.
Maliyetleri düşük tutmak için resim yok, orijinaldeki haritalara da bu baskıda yer verilmemiş; ama kitabın boyutları gözönüne alınınca büyük bir eksiklik oluşturmamış. Zaten İnternette resim ve harita bolluğunun yerini hiç bir şey dolduramaz.
Cep kitabı boyutunda basıldığından ve sayfa sayısını da serinin özelliği nedeniyle kısıtlı tuttuklarından fiyat çok uygun. Genelde, Hannibal ve Pön Savaşları ile akıllarda kalan bu Akdeniz imparatorluğunu daha iyi tanımak için, “Antik Çağ” konusunda asgari düzeyde de olsa tarih bilmek gerektiğini de eklemem gerekir.
Her seferinde söylüyorum, doğrudan “askeri tarih” ile alakalı olmasa da, bu serinin tüm kitaplarının tavsiye ederim.