·352 syf.····Okunma: 20 Kasım 2025 20:54 Adalet’e okurken kocaman sarılmak istedim.
Sevgisizliğin içinde, sevilmeyi bilmeden büyümüş Adalet; sevilmeyi bilmediği için kimseyi de sevememiş. Kimsenin hayatına dokunamamış, dokunmaktan korkmuş. Annesine dokunduğu an ise, aslında neden korkması gerektiğini acı bir şekilde anlamış.
Adalet, ölümün tadını aldıktan sonra ilk günahının telafisinin peşine düşüyor ve hikâye de tam olarak burada başlıyor. Günahının bedelini bir noktada ödüyor; fakat herkesin birbirine kötü davrandığı bir evrende hangimiz gerçekten iyiyiz?
Adalet, sevgisiz büyüdüğü o evde sevgisizliği bir kötülükle dışarı vurduğunda suçlu olan kimdi? Adalet mi, yoksa ona sevgiyi hiç tattırmayan ailesi mi? Bilmiyorum…
Hepimiz aynı sistemin parçalarıyız; sevgisizliğimizle kötülük doğuruyor, ölümün kokusunu aldığımızda ise önce iyiliğe koşuyoruz.
Bu koşuşturmanın içinde ne kendimizi sevebiliyoruz ne de başkalarını… Sonunda kendi iç savaşımıza yenik düşüp bir zeytin tanesi gibi dalımızdan kopuyor, toprağa karışıyoruz.
“İşte bu da senin hikayendi. Artık üzülme, geçti”
Bu hayatta son gördüğüm, tepeden gelen kuvvetli bir ışık ve gözlerimi dünyadan temizleyen bir damla gözyaşıydı.
Sonra ben öldüm…