·424 syf.····Okunma: 20 Kasım 2025 18:09 Dönem dizi, filmlerini hep sevmişimdir ama bu türün bir kitabını ilk kez okuma fırsatım oldu. Gurur ve Önyargı’ya başladığım andan itibaren adeta Regency İngiltere’sinin içine çekildim. Ziyafetler, müzikli dans baloları, fayton yolculukları, uzun mektuplar… Hepsinde sahneleri gözümün önünde canlandırarak okudum ve bu beni inanılmaz içine çekti. Austen’in dili o kadar akıcı ki roman hiç zorlamadan sürüklüyor.(Yer yer isimler konusunda sıkıntı yaşamamı saymazsak.)
Romanın en güçlü taraflarından biri, dönemin toplumsal yapısının getirdiği cinsiyet rolleri ve sınıf farklarını açıkça göstermesi. Kadınların miras hakkı olmaması, ekonomik bağımlılık nedeniyle “saygınlık” kazanmak için evliliğe mecbur bırakılmaları, kitabın temel eleştirilerinden biri. Austen evliliği asla idealize etmiyor; çoğu evlilik kararı toplumsal zorunluluklar ve çıkar ilişkileri etrafında şekilleniyor. Bu açıdan roman hem dönemine ışık tutuyor hem de toplum düzenini ince bir ironiyle sorguluyor.
Karakterlere geldiğimde en çok Elizabeth ve Darcy’nin ilişkisinin gelişimini okumaktan keyif aldım. Darcy’nin soğuk, gururlu duruşu ile Elizabeth’in bağımsız, alaycı ruhu arasındaki çekişme ve sonrasında kendilerini sorguladıkça olgunlaşan hisler, romanın belki de en büyüleyici kısmı. İkisi arasındaki dönüşüm hem duygusal hem gerçekçi yazılmış.
Ama bazı karakterler için açıkçası ben bile yer yer utandım. Mr. Collins’in durmaksızın kendini övmesi, Wickham’ın arsız yalanları, Mrs. Bennet’in her ortamda yersiz konuşması ve sosyal dengeleri tamamen kaçırması, romanın komedi damarını ve Austen’in ince mizahını güçlendiriyor.
Kitabı bitirir bitirmez filmini de izledim. Birçok sahne romana sadık, atmosfer güzel yansıtılmış. Ama elbette 2 saate bir romanın tamamını sığdırmak mümkün değil; bazı ayrıntılar eksiltilmiş, bazıları değiştirilmiş. Yine de ortaya çıkan sonuç kesinlikle ortalamanın üstünde, izleyeni üzmeyen, keyifli bir film. (Ben sevdim)