Gönderi

Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 07:26
Roman, post-apokaliptik bir bilim kurgu örneği olarak görünse de daha ziyade varoluşsalcı monologların ağır bastığı bir metindi. Bilim kurgu severleri ters köşe yapabilir. Varoluşsal metinlerin fazlalığı okuma deneyimini zorlaştırsa da etkileyici finali ile güzel bir kitap okuduğumu hissettirdi. Kitap, arkadaşları ile birlikte gittiği dağ evinde bir sabah görünmez duvarlar tarafından hapsolmuş ve yalnız kalmış bir kadının doğada tek başına hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kitabın önemli bir eser olmasına sebep olan özelliği ise ekofeminist bir okuma deneyimi sunması. Ekofeminizm; erkek egemen sistemin, kadını ve doğayı tahakkümü altına aldığını, onları kontrol edip sömürdüğünü ve tükettiğini varsayan bir düşünce akımı. Bu kitap da bu düşünce akımını destekleyen en önemli eserlerden birisi. Duvarın görünmez oluşu, kaynağının belli olmaması ve dünyanın geri kalanında ne olduğuna dair hiçbir ipucu verilmemesi aklımı oldukça kurcalayan detaylar olsa da; yazarın, okuru doğrudan karakterin yaşadığı içsel yolculuğa sokmak istediğini anladığımda rahatladım. Henry David Thoreau’nun Walden kitabına benzettim; orada da benzer bir olay yaşanıyordu. Duvar metaforik bir anlamda kullanılmış. Duvar, insanın görünmez sınırlarla çevrili varoluşunu temsil ediyor. Hepimizin önünde görünmez duvarlar var: Toplum, ölüm, yalnızlık gibi... Bu engelleri aşmak çok zor. Duvar, özellikle 1960’larda kadının toplum içindeki belirli rollerle sınırlanmasına da bir gönderme. Ayrıca kitap, yazarın kendi hayatından oldukça izler taşıyor. Yazar, çocukluğundan beri içine kapanık, yalnız bir hayat sürmüş. Kendini hep yalnız ve yalıtılmış hissettiğini pek çok kere ifade etmiş. Sık sık da depresif dönemler geçirmiş. Yine edebiyat dünyasında da uzun süre görünmez olmuş yazarımız; kendisi öldükten sonra keşfedilmiş.
Edebiyat
DuvarMarlen Haushofer · Yapı Kredi Yayınları · 2023565 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.