Gönderi

“Denedin. Yenildin. Önemi Yok. Yine Dene Yine Yenil."
9/10
·575 syf.··
2025 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 15:57
Romanımızın yazarı Henri Charrière aslında bir yazar değildir. Edebiyatla da özel bir ilgisi yoktur. Fakat yaşadıkları ve gördükleri öylesine sarsıcı ve farklıdır ki; Cüzzamlılar Adası’nda cüzzamlılarla yaptığı tekne alışverişinde gördüğü yardımlaşma, Kızılderili kabilesinde geçirdiği dokuz aylık süre, akıl hastanesinde yaşadıkları, Çinlilerle ve Venezuelalılarla geçirdiği günler ister istemez kalemine yansımış; olaylara evrensel bir bakış açısı kazandırmıştır. Yazar belki romanda anlatılan her şeyi birebir yaşamamıştır. Fakat büyük bir bölümü kendi deneyimleri ve hapis hayatı boyunca tanık olduğu gerçeklerden oluştuğu bence su götürmez. Okur, onu okurken yalnızca bir mahkûmun anılarını değil; bütün insanlığın acısını ve vicdanını da duyumsar. O, yaşadığı her acıda ve her olayda insanın insana yakışır davranma zorunluluğunu içselleştirmiştir. Karanlığın ve zorluğun içinde bile insan olma kimliğini korumanın mümkün olduğunu gösterir. O sadece kaçmayı planlamaz; her koşulda insan kalabilmeyi hedefler. Bana göre Kelebek’i güçlü kılan şey, tam da bu yüreğin kendisidir. Romanı okurken Samuel Beckett’in şu sözü hep aklımdaydı: “Denedin. Yenildin. Önemi yok. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil.” Hikâye tam da bu söze uygun düşüyor. Her yenilgi onun için bir son olmadı; her kaçışında yaşadıkları ve öğrendikleriyle yeniden başlamayı bildi. Sanırım dokuzuncu kaçışında, uzun bir mücadelenin ardından, 37 yaşında özgürlüğüne kavuştu. Her başarısızlık onu daha da güçlendirdi; özgürlüğün tüm zorlukları aşacak kadar kutsal bir iç dürtü olduğunu gösterdi. Yenilgiyi zaferin hamuruna katan bir insan hikâyesine dönüştür. Kelebek romanı ilk defa 1973 yapımı Papillon filmiyle sinema dünyasına taşındı. Bu klasik başyapıtta Steve McQueen’in performansı unutulmazdır. 2017’de yapılan yeni uyarlamada Charlie Hunnam ve Rami Malek, daha modern bir anlatımla hikâyeyi sinema seyircisine sundular. Her iki film de bana göre romanın ruhunu ve Papillon’un azim dolu mücadelesini farklı perspektiflerle izleyiciye ulaştırmayı başardı. Onun ruhu, kendisinin de söylediği gibi şu cümlede saklıdır: “Ben buranın adamı değilim. Buradaki mahkûmların alışkanlıklarından hiçbirini benimsemedim. Devamlı olarak kaçmaya adayım.” derken, Aslında yaptığı her davranış, bu romanın yalnızca bir kaçış hikâyesi olmadığını gösterir. Bu eser, insan ruhunun yenilmezliğini, acının insanı nasıl olgunlaştırdığını ve dostluğun en karanlık yerlerde bile nasıl parladığını anlatan büyük bir yaşam öyküsüdür.
İnceleme
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 19886,5bin okunma
·
481 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Düşüncenin Gücü
Gönderi Sahibi
İlk film benide çok etkilemişti. St McQueen'in oyunculuğu unutulmaz.
Papillon... iki filmi de izlemiştim. Özellikle 1973 yapımı olan film hala aklımda yıllar önce izlememe rağmen.. Eminim okumak daha keyiflidir...