·268 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Kasım 2025 11:49 Kitap, 1930'ların Ankarasında, yeni kurulmuş Cumhuriyet'in başkentinde geçen, birbirinden bağımsız ama aynı apartmanda kesişen hayatları anlatan karakter bakımından oldukça kalabalık bir mozaik romandır. Öyle ki bir süre sonra o kimdi diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi.
Kitap, Ayaşlı İbrahim Efendi’nin odalarını tek tek kiraya verdiği dokuz odalı bir evde geçer.Anlatının asıl ilgisi, bu dokuz odada kalan insanların hayatları, birbirleriyle kurdukları ilişkiler ve dışarıya, sokağa uzanan sınırlı temaslarıdır. Sekiz farklı oda sakini ve onların dünyasına kısa süreli girip çıkan çok sayıda yan karakter, hikâyenin dokusunu oluşturur. Dokuzuncu kişi ise adı hiç geçmeyen, ama herkesin “dışarıdan gelen banka memuru” diye bildiği anlatıcı-kiracıdır.
Roman, bu memurun eve yerleşmesiyle başlar; bir süre sonra eski kiracıların hepsinin birer birer çekip gitmesiyle, sessizce, neredeyse fark ettirmeden biter. Geriye bomboş odalar ve bir devrin izlerini taşıyan hafif bir hüzün kalır.
Aslında kitapta hiç Ankara sözcüğü geçmemektedir. Romanın yer bilgisinden hiç bahsedilmemiştir. Fakat 1934’te Vakit gazetesinde tefrika edildikten sonra kitap hâlinde yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları’nın 1930’ların Ankarasında geçtiği ve erken Cumhuriyet’in modernleşme, batılılaşma çabalarıyla birlikte gelen sancıları yansıttığı konusunda hemen herkes hemfikirdir. Bunun yanı sıra, ev sahibi İbrahim Efendi’nin Ayaşlı oluşu yani başkentten yalnızca birkaç saatlik mesafede, hâlâ köy havasını koruyan bir kazadan Ankara’ya gelmiş biri olması bu yerleşik yorumu daha da pekiştirir.
Kiracılar tek tek yakından incelendiğinde, birbirinden hayli farklı, hatta aynı hikâyede yan yana durmaları zor karakterler oldukları hemen anlaşılır: Ev sahibi Ayaşlı İbrahim Efendi, genelev işleten bir kadınla evli olmasına rağmen ondan ayrı yaşamakta, üstelik üvey kızı Faika ile gayrimeşru bir ilişki sürdürmektedir. Faika ise resmi olarak kocası ve kaynanasıyla aynı çatı altında bulunmasına rağmen bu ilişkiyi gizlice devam ettirir. Binanın en gözde kadınlarından Turan, bürokrat kocasının aleni sadakatsizliklerine özellikle de apartmandaki diğer erkek kiracılarla ses çıkarmaz. Turan’la Faika’nın ortak çabasıyla kumar masalarına ve yasak aşklara sürüklenen, adı büyük bir ironi taşıyan evli ve çocuklu İffet Hanım; uyuşturucu imalathane kuran, kiracı kadınlarla ilişki yaşayan İskender; sefih bir hayat sürüp bu yolda ölen eski diplomat Şefik; mübadelede hakkı yenildiğine inanarak yıllarca kapı kapı dolaşan ama bir türlü sonuç alamayan Hasan Bey; onunla aynı kaderi paylaşan ve “bugün git yarın gel”le tam 13 yıldır oyalanan, Vanlı Hüseyin Bey; son olarak da anlatıcının ahlaksız bulduğu hayatlar süren hizmetçiler Halide, Raife ve Zinet…Bu birbirinden ayrıksı, çoğu zaman karanlık ve trajikomik hayatlar, dokuz odalı o eski binanın duvarları arasında bir araya gelmiş, adeta bir Türkiye mozaiği oluşturmuştur. Kitapta apartman dışında karakterlerimiz de var ki onlar da hikayenin yapı taşları olan doktor Fahri Rıza,banka müdürü,karısı,kızı Melek, Hasan Efendinin kızı Selime daha nice karakterler...
Kitap sade, akıcı, konuşma diliyle yazılmıştır. Olaydan çok durum anlatılmıştır. Büyük dramatik olaylar yoktur; hayatın sıradan akışı içinde insanların karakterleri ortaya çıkar.Ayaşlı ile Kiracıları Türk edebiyatının en önemli klasiklerinden biridir. Ne büyük kahramanlar, ne büyük olaylar vardır; sadece hayat vardır. Okurken sanki 1930'ların Ankarasında bir apartmanda gerçekten yaşamış gibi hissedersiniz.Kısaca: "Küçük insanların büyük dünyası" diye özetlenebilir. Mutlaka okunması gereken, zamana çok güzel direnen bir eserdir.