·524 syf.····Okunma: 21 Kasım 2025 00:00 Latife Hanım bizim için hep yok sayılmış bir karakter. Atatürk, Latife Hanım ile evlendi, çok kısa süre sonra boşandı ve Latife Hanım hikayesi bizim için tamamlandı. Son dönemlerde çekilen filmlerde de Latife Hanım çok kısa ama o kısa sürede kötü insan olarak tanındı. Bu kötü kişi tanımlaması aslında boşandıkları andan itibaren Latife Hanım’ın karşı karşıya kaldığı acı durumlardan bir tanesiymiş.
Evlilikleri içinde yaşanmış kötü olaylar mutlaka olmuş. Kimse bu evliliğin kolay bir evlilik olduğunu iddia edemez. Sonuçta evlendiğin adam yedi düveli dize getirmiş bir komutan, bir kahraman. Ama anlaşılan o ki Latife Hanım 2,5 yıl evli kaldığı Mustafa Kemal’i ömrü boyunca sevmiş ve asla ama asla ne M. Kemal ne de evlilikleri hakkında tek laf konuşmamış.
Bununla birlikte bizler Latife Hanım’ın kişisel olarak nasıl biri olduğunu hiç bilmedik ya da öğrenmek istemedik. Oysa Latife Hanım dönemine göre çok çok ilginç bir karakter.
Latife Hanım, İzmir’in en zengin ailelerinden, belki de en zengin ailesinin kızlarından biri. Babası o dönem Amerikan Borsası’nda dahi söz sahibi (sonraki dönemlerde İzmir Belediye Başkanlığı da yapmış). Latife Hanım Avrupa’nın farklı farklı yerlerinde dönem dönem yaşamış, Arapça, Farsça, Latince, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Rumca konuşabiliyor. (Evliliği dolayısıyla dönemin yurtdışı kaynaklı haber ve kitaplarının çevirilerini yaparak Atatürk’e sunmuş.) Kadın hakları konusundaki gelişmeleri yakından takip edip ülkemizde de kadın hareketlerinin öncülerinden biri oluyor.
29 Ocak 1923 tarihinde evlendiklerinde Latife Hanım 24, M. Kemal 42 yaşındaymış. Latife Hanım evlilikleri boyunca M. Kemal’in yaveri gibi yaşayıp tüm hayatını düzenlemeye çalışmış. Genç yaşının ve tecrübesizliğinin ortaya çıkardığı çeşitli problemler ve kontrolsüzlükler yaşamış olmasına rağmen temel amacının M. Kemal’i yani aslında kocasını dış etkenlerden ve çevresindeki kendince kötü niyetli kişilerden korumak olduğu anlaşılıyor.
M. Kemal tarafından bakıldığında ise; Latife aslında tam da evlenip halkına örnek olarak gösterebileceği rol model bir karakterdi. Tanışmalarından çok kısa süre sonra evlenmeleri bile aslında bu konuda kafasında herhangi bir soru işareti olmadığını gösteriyor. Evli oldukları dönem boyunca Latife Hanım’ı hep ön plana, göz önüne çıkartıp onore etmişti.
Latife Hanım da hiç geri planda kalmamış, hem sosyal hayatın, hem siyasetin hem de kadın hareketlerinin içinde yer almıştır.
Velhasıl, biz Latife Hanım’ı çok eksik tanımış hatta hiç tanımamışız.
---
Birkaç not daha:
Halit Ziya Uşaklıgil, Latife Hanım’ın babasının amcasının oğlu.
M. Kemal ve Latife Hanım’ın evlendiği 29 Ocak 1923 tarihinde, Lozan Barış görüşmeleri sekteye uğramıştı ve resmi anlamda kesilmişti. Evliliğin bu tarihte olması, aynı zamanda Batı dünyasına Türkiye tarafından işlerin normal olduğunun ima eden bir mesajdı.
Kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesinin tartışıldığı dönemde; Finlandiya, Norveç, Sovyetler Birliği, Almanya, Avusturya, İsveç, Letonya, Polonya, Estonya, Hollanda, Belçika, Amerika, Arnavutluk, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Ermenistan, Azerbaycan, Burma, Moğolistan, Tacikistan, Yeni Zelanda ve ABD’de kadınlar oy kullanabiliyor, milletvekili olabiliyordu.
Latife Hanım M. Kemal’e “milletvekilliğini bana yakıştırmıyor musunuz?” diye sorduğunda M. Kemal’in cevabı:
“Gerçi ben kadınların meclise girmelerinden yanayım. Ama karımın mecliste olmasından yana değilim çünkü haset etmek istemem. Bana rahatı ancak sevgili karım verebilir.”
---
Güzel kitap, güzel kaynak.