Latife Hanım

8,0/10  (40 Oy) · 
288 okunma  · 
29 beğeni  · 
1.427 gösterim
Mustafa Kemal Atatürk'ün evlendiği kadındı o. Hırçındı, öyle yazdılar. Atatürk'e göre değildi. Zaten evlilikleri de bitti. Mustafa Kemal Atatürk'ün ayrıldığı kadındı o. Latife Hanım'dı.

İpek Çalışlar, Latife Hanım'da işte o kadını anlatıyor. Ama şimdiye kadar gördüğümüz, tanıdığımızdan başka bir Latife Hanım çıkıyor karşımıza. Kadın haklarının savunucusu, eşi karşısında sağlam duran, ona destek olan, kültürlü bir kadın. Şimdiye kadar hiç gün ışığına çıkmamış belgeler, yabancı kaynaklardan alıntılar, fotoğraflar Latife Hanım portresini daha ayrıntılı ve net çiziyor. Cumhuriyet tarihiyle birlikte Mustafa Kemal'in portresi de bir kez daha şekilleniyor. Eşiyle siyaset dahil birçok konuda tartışabilen, onunla gurur duyan, onu herkese tanıtmaktan hoşlanan bir erkek bu kitapta ortaya çıkan. Ayrıca, Latife Hanım da Atatürk'le birlikte olduğu dönemle sınırlı kalmıyor, çocukluğu, boşandıktan sonraki yaşamı da giriyor devreye. Öyle olaylar anlatılıyor ki bu kitapta, gölgede kalmış bir aşk gözler önüne seriliyor. Gölgede kalmış bir kişilik şahlanıyor. Kitaba, kadınca bir bakış açısı egemen oluyor. Bir kadını tanımak, Cumhuriyet tarihine bambaşka bir gözle bakmak, sonu hüzünle bitse de olağanüstü bir aşk macerasına tanık olmak için Latife Hanım'ı mutlaka okumalısınız. Yeni Türkiye'nin kuruluşuna katkıları olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci adamına âşık bir kadından söz ediyoruz, unutmayın. İşte gölgede kalmış Latife!
(Kitaptan)

... Nikâh günü yaşanan bu ilginç olayı, hemen hiç kimse fark etmemiş, bu nedenle anılarda da üstünde duran olmamıştı; ancak Latife o gün yaşadıklarını bir gazeteciye anlatmıştı:
"Bir gün babam 40-50 arkadaşına İzmir'in ordularımız tarafından geri alınması şerefine bir resepsiyon veriyordu. Müstakbel kocamın bu daveti bir düğün partisine dönüştüreceğinden haberim yoktu. Ziyaretçilerin hepsi gelmiş, ben de mutfakta yemeğin hazırlanmasına nezaret ediyordum. Mustafa Kemal Paşa mutfağa geldi ve bir el işaretiyle beni çağırdı. Dudaklarında bir gülümsemeyle, 'Bu daveti düğüne dönüştürmemize bir itirazın var mı?' diye sordu. Babamla konuşup konuşmadığını sordum. O da 'Konuşacağız' dedi. Sonra da babama haber gönderdi. Babam, 'Size uygunsa bizim için de uygundur' demiş. Benim heyecanımı ve mahcubiyetimi tahmin edebilirsiniz. Ben belki de kocasıyla birlikte nikâh masasına oturan ilk Türk kızıydım. Ziyaretçilerden biri de müftüydü o da nikâhı kıydı. Gerçek bir Batı düğünüydü."
Mustafa Kemal, Fevzi Paşa'ya hitaben, "Paşam siz benim, Abdülhalik Bey de Latife Hanım'ın şahitliğini kabul buyurun da bizim şu mihri müeccel ve mihri muacelleri tayin edip nikâhımızı kıyıverin" dedi. Mareşal şaşırmıştı. "Şey" diye başladı söze, "Paşam hiç haberimiz yoktu da bu karar ani oldu..." diye kekeledi. Bu konuşmalar olurken Latife Hanım salonu terk etmiş, Müftü Efendi'nin gelişi üzerine de başına bir örtü almıştı.
(sayfa 109-110)
(Tanıtım Yazısından)
M.Y. 
21 Nis 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Kitabın bendeki versiyonu "Konsept Kitap" alt başlığı ile yayınlanan ve yanında dvd dökümantasyonu bulunan kısaltılmış 127 sayfalık versiyonuydu. -Hayatımda bir çekilişten kazandığım tek şey :) - Latife Hanım hakkında genelde kimsenin bir bilgisi olmadığını düşünüyorum. O sadece Mustafa Kemal'in kısa bir dönem eşiydi o kadar. Hatta aralarında yapılan evliliğin aslında sadece cumhuriyetin ilk yıllarında örnek olması adına yapılmış proje bir evlilik olduğunu düşünenler de vardır. Ama tam tersi. Latife Hanım ne silik bir karakter ne de aralarındaki evlilik proje bir evlilik. Latife Hanım hukuk eğitimi almış, bir kaç dil bilen, ayakları yere fazlasıyla basan, fikirlerini çekinmeden söyleyebilen, hatta Mustafa Kemal'e yeri geldiğinde karşı da çıkabilen ama onu hep seven bir kadın. Mustafa Kemal'i siyasi kişilik olarak insanlar tabii ki kendisine göre çok farklı değerlendirir ama bu kitap Latife Hanım'ın kitabı. Yakın tarihimizi dik duran, aşık bir kadının gözünden görün derim.

nejla güldalı 
10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kitabın konsept versiyonunu okudum. Her insan gibi bende maalesef ön yargıları olan biriyim. Bu kitabı okurken Latife Hanım'a ait ön yargılarımdan utandım açıkçası.
Bu kadar donanımlı, zeki ve yürekli bir kadın tanıyabileceğim aklımın ucundan geçmezdi. Gerektiğinde kendini kocasına siper eden tam bir lider eşi. Bu kitapla Latife Hanım'a hayran oldum, Atam'da gözümde daha da yüceldi. O günün Türkiye'sin de eşini yanında taşıyan her alanda önünü açan onunla gurur duyan bir eş.
Keşke ayrılmasalardı. Eminim Latife Hanım Atam'ı daha fazla yaşatabilirdi.
Teşekkürler İpek Çalışlar bizleri harika bir Türk kadını ile tanıştırdın.

ebru cemre 
13 Şub 21:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Latife Hanım,İzmir’in varlıklı bir tüccar ailesi olan Uşakizadelerden geliyor ve zamanında ülkenin en zengin ailesinin kızı olarak biliniyordu.Avrupa’da eğitim görme şansına nail olmuş,Sorbonne’da hukuk okumuştu;pek çok dil konuşabilmekteydi ve çok iyi eğitimliydi.Cesur,hitabet konusunda usta ve sağlam iradeli biriydi. Sıradışı bir kadındı.

Mustafa Kemal ile Latife Hanım 1922 yılında,İzmir’in kurtuluşundan kısa bir süre sonra Uşakizadelerin köşkünde tanıştılar.O sıralarda Mustafa Kemal bu köşkü kendi karargâhı haline getirmiş,Kurtuluş Savaşı’nı buradan yönetiyordu.

Latife heyecanına engel olamıyor,Atatürk’ün sürdürdüğü Kurtuluş Savaşı’na duyduğu hayranlıkla yüreği dolup taşıyordu; Atatürk onun Türkiye’nin modernleşmesine ilişkin fikirlerini paylaşıyor ve bunlara saygı duyuyordu.Atatürk’ün gözünde Latife, gelecekteki kadın modelini temsil ediyordu. Mustafa Kemal ile Latife’nin birbirine âşık olduğu apaçık ortadaydı ama bir aşk evliliğinden daha fazlası söz konusuydu
"Ben evlenmiş olmak için evlenmiyorum. Anavatanımızda yeni bir aile yapısı oluşturabilmek için kendim öncülük etmeli, örnek teşkil etmeliyim.Yoksa kadınlar sonsuza dek hizmetkâr olarak mı kalmalı?“ diyordu Atatürk.
'
'
Bir kadını tanımak,Cumhuriyet tarihine bambaşka bir gözle bakmak,sonu hüzünle bitse de olağanüstü bir aşk macerasına tanık olmak için "Latife Hanım"ı mutlaka okumalısınız.

İpek Hanım maalesef anlattığı bazı noktalarda doğruluktan sapmış. Anlatılan olayların aynısını farklı yazarlardan - özellikle Turgut Özakman gibi güvenilir bir yazardan - okumamış olsaydım inanma ihtimalim belki olabilirdi. Ancak İpek Hanım da alternatif tarih yazanlara özenmiş, bazı olayları olmasını düşündüğü gibi yazmış sanırım. Yalnız yazarken şunu unutmuş olmalı, yazdığı roman değil bir araştırma ve biyografi kitabı.

instgrmkahvecisi 
23 May 22:21 · Kitabı okudu · 1 günde

Aşık olduğu adam...

Atatürk'e duyduğu aşk başkaydı Latife'nin. Latife genç bir kız oluşunun kurbanı olmuştu belki de. Yaşı geç olsa birliktelikleri belki çok uzun yıllar sürebilirdi. En acısı da sevdiği erkeğin ölüm haberini alışıydı. Son gününde onu uğurlayamaması..

Kimine göre Latife şımarık zengin bir kızdı kimine göre kendini beğenmiş,burnu havada. Bana göre ise zeki,görgülü,yetenekli,kültürlü ve çağdaş Türk kadınının bir örnek temsiliydi. #spoiler

Harbiye Orduevinin karşısındaki apartmana taşınmış,beyaz köşkü bırakmıştı. Çünkü Sevdiği adama en çok benzeyen heykel oranın bahçesindeydi. Böylelikle hergün onu görmüş olacaktı.....

Cafer Yaşar Karabulut 
 22 Mar 03:27 · Kitabı okumadı · 1/10 puan

Turgut Özakman, Cumhuriyet Türk Mucizesi kitabında bu kitabı okumuş olarak ve Latife Hanım hakkında diğer birçok kaynaktan derlemeler yapmış olarak İpek Çalışlar'ın yanlış ve saptırıcı şeyler("bilgiler" yazıp bilgiye hakaret etmek istemem) olduğunu belirtiyor. Kitapta Topal Osman olayında Atatürk, sözde saklanıp Latife Hanım'ın çarşafını giyip kaçmışmış. Bu ve bunun gibi akıl dışı uyduruk şeyler yazan sahtekarların kitapları faydasız ve de zararlı. Turgut Özakman'ı okumasam ve raflarda bu kitabı görüp ilgi duyduğum konu olduğu için okuyunca yanlış şeylerle kafam karışabilirdi. İpek Çalışlar, Can Dündar gibi vasıfsız insanlar, 2 doğru 1 yanlış bilgi taktiği ile insanları aldatan dalkavuklardan anlaşılan. Uyanık olun! Uyanık!

morun kızı 
30 Oca 23:16 · Kitabı okudu · 8 günde · 4/10 puan

Bendeki kısa versiyonuydu. Tam versiyon nasıldır bilemeyeceğim ama, kısa olanı okumak hiç keyif vermedi. Özelikle kitabın başında konular birbirinden çok kopuk gitti. Dilinde de sıkıntı vardı. Çekimler bazen bir roman, bazen biyografi, bazen de resmi bir rapor gibiydi.

Demet ergin 
14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

İpek ÇALIŞLARin yazdigi biyografi bir kitaptir . Cumhuriyet 'in kurtulus donemine ait pek com yeni bilgiyi de iceren bu kitap ayni zamanda olunceye kadar surmus bir askin hikayesidir .
Cok begendigimm supruzlerle dolu sikilmadan okuyul 52 0 sayfalik kitabi tavsiye ederimm.

Kitaptan 6 Alıntı

ebru cemre 
13 Şub 21:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Milli Mücadele'nin ardından Türkiye'nin batıyla mı yoksa doğuyla mı birleşeceği dünyada büyük bir merak konusuydu.
İzmir'de kıyılan nikahı izleyen batı basını yeni evli çiftin birlikte çekilen fotoğraflarını çok önemsemişti.Gelinin Avrupa'da eğitim görmüş olması,kadın haklarından söz edişi,gazetecilere Mustafa Kemal'in yanında poz verişi,yüzünü batıya dönen Türkiye'nin fotoğrafı olarak kabul edilmişti.

Latife Hanım, İpek Çalışlar (Doğan kitap)Latife Hanım, İpek Çalışlar (Doğan kitap)
M.Y. 
21 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Latife
Amcası Halit Ziya'nın (Uşaklıgil) Latife'yi anlatan satırları onun karakterini sergilemek açısından çok çarpıcı: "Latife'yi pek akıllı, pek uyumlu ve uysal, çeşitli bilgi ve kültürle süslü, aile için övünmeye değer, eşsiz benzersiz bir kız olarak tanımakta hepimiz görüş birliği halindeydik. Onda ilkbahara özgü gelip geçici kasırgalar çeşidinden kaynamalar taşmalar olurdu. Üstelik bir seferinde kendisini aydınlatıp uyarma gereği bile duymuştum."

Latife Hanım, İpek ÇalışlarLatife Hanım, İpek Çalışlar
M.Y. 
18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Latife
Latife, artık yalnız ev sahibi değildi, çevirmen ve sekreter olarak da Kemal Paşa'nın ihtiyacı olan hizmetleri üstlenerek onun yaverleri arasına katılmıştı. Tanışmalarından kısa bir süre sonra Mustafa Kemal Latife'ye "Latif" diye hitap etmeyi alışkanlık haline getirmişti. Onu "yaver" diye çağırdığı da oluyordu.

Latife Hanım, İpek ÇalışlarLatife Hanım, İpek Çalışlar
M.Y. 
 18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İlk
Latife ise karşılaşma anıyla ilgili hislerini ve Mustafa Kemal'e ilişkin duygularını sevgili amcası Halit Ziya'yla (Uşaklıgil) paylaşmış, ona "İki güzel mavi gözle karşılaştım" diye yazmıştı.

Latife Hanım, İpek Çalışlar (Abooo Halit Ziya Uşaklıgil amcası mıymış? :D)Latife Hanım, İpek Çalışlar (Abooo Halit Ziya Uşaklıgil amcası mıymış? :D)
M.Y. 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Lozan
Milli Mücadele'nin ardından Türkiye'nin batıyla mı yoksa doğuyla mı birleşeceği dünyada büyük bir merak konusuydu.
İzmir'de kıyılan nikahı izleyen batı basını yeni evli çiftin birlikte çekilen fotoğraflarını çok önemsemişti. Gelinin Avrupa'da eğitim görmüş olması, kadın haklarından söz edişi, gazetecilere Mustafa Kemal'in yanında poz verişi, yüzünü batıya dönen Türkiye'nin fotoğrafı olarak kabul edilmişti. Üstelik tam da Lozan görüşmelerinin kesintiye uğradığı günlerde kıyılan nikah dış dünyaya, "bizde işler yolunda, bakın önderimiz dünya evine giriyor, yolumuza devam ediyoruz" mesajını veriyordu.
Nikahın zamanlaması bu anlamda çok zekiceydi.

Latife Hanım, İpek ÇalışlarLatife Hanım, İpek Çalışlar
M.Y. 
21 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Paşam
Latife ile Mustafa Kemal Paşa arasında hiyerarşiden uzak eşit bir ilişki vardı.
O yıllarda kadınlardan kocalarına "Beyim", "Paşam", "Beyefendi", diye hitap etmesi beklenirken, Latife'nin milli öndere "Kemal" diye seslenmesi huzursuzluk yaratıyordu. Latife eşine, başkalarının yanında "Paşam" veya "Paşa Hazretleri" de dese akılda kalan "Kemal" diye seslenişiydi.
Latife'nin her "Kemal" deyişinde kadınlar kızarıyor, erkekler öfkeleniyordu.
Bunu şımarıklık olarak görenler de vardı, saygısızlık olarak görenler de.

Latife Hanım, İpek ÇalışlarLatife Hanım, İpek Çalışlar