Yazarın dilini çok beğendim. Akıcı bir üslubu var. Bu zamana kadar denk gelmediğim bir bakış açısıyla yazmış romanı. Zaman zaman ilahi bakış açısıyla-ki bununla dalga geçiyor-hikayeyi anlatırken, yeri geldiğinde de mikrofonu kendine tutuyor. Dönemin siyasi ve ekonomik değişimlerini onun ağzından okuyoruz. Mizahi bir anlatımla Viktoryen çağının katı kurallarını bize anlatırken kahkaha da atabiliyorsunuz, gerilim hikayesi okur gibi heyecanlanabiliyorsunuz da.
Bu kitabı okurken bir yazarın okuyucuları nasıl etkileyebileceğini çok iyi anladım. Baş karakterlerle daha yoğun empati yapan ben, yeri geldi Sarah'dan nefret ettim, yeri geldi korktum, yeri geldi hayranlık duydum. Yazar beni parmağında oynattı yani. Her karakter için duygularım, düşüncelerim sürekli değişti. Bayan Poulteney dışında. Ondan başından sonuna kadar nefret ettim. Bize alternatif üç son hazırlamış yazar. En keyifle kabul ettiğim ikinci alternatif finaldi. Okuyucunun dünyaya bakış açısına göre birini tercih edeceği muhakkak. Keyifli okumalar.