·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Kasım 2025 12:02 “Artık çok geç, her zaman da geç olacak. Çok şükür!”
Camus’nün Düşüşünden aldığım bu cümle, insana tuhaf bir rahatlık veriyor. Çünkü çoğumuzun yaşadığı şey aynı:
Kendimize gecikiyoruz. Hem de hep.
Paylaştığım alıntılarda anlatıcı sürekli kaçıyor—
kendi hatasından, kendi yalanından, kendi yüzünden.
Bazen aşka sığınıyor, bazen alkole, bazen insanlara, bazen de oyunlara.
Ama ne yaparsa yapsın, sonunda yine kendisiyle baş başa kalıyor.
Sevilmek istiyor ama sevemiyor.
Doğruyu arıyor ama yalana daha rahat sığınıyor.
Masum görünmek istiyor ama masumiyetin ağırlığını taşıyamıyor.
Değişmek istiyor ama değişemeyeceğini biliyor.
Camus’nün işaret ettiği gerçek çok basit:
İnsan değişmek ister ama çoğu zaman değiştiremez.
Masum görünmek ister ama masum olmadığını bilir.
Doğruyu arar ama yalanın sıcaklığına tutunur.
Kötü olmaktan korkar ama iyilik de ona ağır gelir.
Biz de böyleyiz çoğu zaman.
Kendimizi oyalıyoruz, erteliyoruz, kaçıyoruz.
Sonra bir an geliyor, kabulleniyoruz:
Belki gerçekten geç.
Belki hep geç olacak.
Ama bu da bir tür özgürlük.
Ve yazıyı yine aynı cümleyle bitiriyorum, çünkü her şeyin özeti bu:
Artık çok geç, her zaman da geç olacak. Çok şükür!