Bir şeye ikna isek gördüklerimizi ona uygun şekilde algılıyoruz.
İnsan suçu/suçluyu anlamakta zorlanmaz, suçluya hak vermekte hatta yapacağı şeyi bizzat desteklemekte zorlanmaz. Bu yüzden bizi aklayan tek şey dışarı vurmayı tercih et(me)diklerimiz.
Biriyle, sizin varlığınızdan bile haberdar olmadığı bir durumda özdeşleştiyseniz siz onunla dost ama o size düşman olabilir.
Bu arkadaşımızın zaten suçun anlık olduğuna dair bir düşüncesi var (s. 13). Bir suçun gerektirdiği beceriler dolayısıyla onun bir zanaat (s. 14) hatta neredeyse sanat (s. 16) olduğunu düşünüyor. Gözleme fırsat bulduğu bu suçu diğer suçlardan ayrı bir yere koyuyor (s. 16). Bir yerden sonra da artık tarafsızlığını yitirip kendisi de manevi bir suçluya dönüşüyor (s. 17).
Düşünsen akla gelmeyecek ama tam insana dair olan konular bulmakta üstüne olmayan Stefan Zweig yapmış yine yapacağını. :)