Cengiz Aytmatov’un Cemile romanı, bana göre savaşın karanlığına rağmen insanın içindeki ışığın yani aşkın kendine mutlaka bir yol bulduğunu anlatan çok sade ama etkileyici bir hikâye. Olayları Seid’in gözünden okuyunca, Cemile ile Danyar’ın birbirine yaklaşışını sadece bir aşk olarak değil, aynı zamanda özgürlüğe ve kendi duygularına sahip çıkma cesareti olarak gördüm. Bozkırın sessizliği, insanların yükü ve savaşın gölgesi içinde doğan bu ilişki, bana aşkın her zaman kurallara uymadığını, ama her zaman bir gerçeğe dayandığını düşündürdü. Bu yüzden Cemile, kısa olmasına rağmen beni etkileyen bir roman oldu.