Jamaika Hanı için Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler in yolundan giden bir kitap denmiş. Kitabı okumaya başladıktan sonra bunun doğru bir değerlendirme olduğunu anlıyorsunuz.
Marry Yellan annesinin ölümünden sonra tek akrabası olan Patience teyzesinin yanına gitmek zorunda kalır. Gitmeden de teyzesinden gelen uyarı niteliğindeki mektupta eniştesinin zor bir adam olduğu, onun suyuna giderse sıkıntı yaşamayacağı yazılıdır. Ona verilen adresteki Jamaika Hanı kötü bir üne sahip, karanlık işlerin döndüğü, arabaların bile önünden geçmemek için yol değiştirdiği bir yerdir. Marry bu durumu hana yaklaşınca yolcu arabasındaki diğer insanlardan öğrenir. Ölen annesine verdiği sözden dolayıda geri dönemez. Hana vardığında eniştesinin korkunçluğu, teyzesinin bir hayaleti andıran garip davranışları, içinde bunun sebebini çözme isteği uyandırır. Kilitli odalar, geceleri gelen arabalar, sessizce taşınan mallar, çatıdan sallanan kanlı urganlar dehşet uyandırsada bu işin peşini bırakmaz. Bu arada eniştesinin kardeşi Jem ile hiç tasvip etmediğim maceralara kalkışır. Annelik duygularım kabardığında Marry'e "kızım salak mısın sen" diye söylenerek okudum. Kitabın sonlarında ölümle dans eden Marry için sonun ne olacağını merakla okudum. Çok akıcıydı. Çok iyi bir kurgusu vardı. Karanlık kitapları seven herkese önerimdir.