Jamaika Hanı

Daphne du Maurier
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 4 dk.
Sayfa Sayısı:
320
Basım Tarihi:
25 Mayıs 2023
İlk Yayın Tarihi:
1936
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Orijinal Adı:
Jamaica Inn
ISBN:
9786052651537
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·316 syf.··
2024 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2024 17:11
Jamaika Hanı, Daphne du Maurier'den okuduğum ikinci kitap oldu. Okuduğum ilk kitabı Rebecca, İngiliz klasikleri arasında en sevdiğim ikinci kitap olabilir. Jamaika Hanı'ında, Rebecca kadar etkilendiğimi ya da kitaba bayıldığımı söyleyemem ama gene de keyifle okuduğum sürükleyici bir öykü oldu benim için. Gotik edebiyat ürünü olarak geçen romanımız çocukken babasını kaybeden Mary Yellan'ın, yirmi üç yaşında annesini de kaybetmesi üzerine çocukluğundan neşesi ve güzelliğiyle hatırladığı, hayatta kalan tek akrabası teyzesinin yanına taşınmasını anlatıyor. Yazarımız İngiliz, kitapta geçen zaman 1800'ler olabilir ama bu öyküde kesinlikle Jane Austen tarzı karakterlere yer yok. Teyzesi ve eniştesi Joss'un işlettiği Jamaika Hanı'na ulaştığında kaba saba, tehlikeli ve ayyaş eniştesi ile tanışıp; teyzesini sinmiş ve hiç beklemediği bir şekilde perişan bulan Mary, kimsenin uğramadığı, odaların toz ve örümceğe bulandığı, sadece cumartesi geceleri gizemli at arabası ve ayak sesleri duyabildiği handa, bunların sebebini çözmeye ve teyzesini de alıp bu handan bir an önce uzaklaşmaya çalışıyor. Mary'nin sürükleyici hikayesi, genellikle onaylamadığım hareketleri, bazı vahşet ve taciz olayları ve özellikle de cinsiyetler hakkındaki konuşmalarla yer yer rahatsız ediciydi. Maurier, Jamaika Hanı'nda cinsiyet rollerine oldukça sık değinmiş, bir kadınla erkekten yaşanılan olaylar karşısında göstermeleri beklenen davranış farkları kendine hikayede çokça yer bulmuş. 'Kadınlar erkeklerden farklı düşünür; onlar ayrı bir patikada yolculuk ederler. Onlardan hoşlanmamamın nedeni de bu; sorun yaratmaya, akıl karıştırmaya bayılırlar. Seninle Launceston'a gitmek çok zevkliydi, Mary, ama ortada hayat memat meselesi olduğunda, tıpkı şu anki gibi, senin yüz kilometre uzakta olmanı yeğlerim; ya da
Jamaika HanıDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 202382 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
Annesini kaybeden Mary, onun ölmeden önceki son isteğini yerine getirerek teyzesi ve eniştesinin evine yerleşmek için eniştesinin işlettiği Jamaika Hanı’na doğru yola çıkar. Ancak daha yoldayken Jamaika Hanı’nın adını andığında bile çevresindeki herkesin orası hakkında konuşmaktan kaçınmaya ve huzursuzlanmaya başladığını fark eder. Mary eve vardığında hayat dolu, neşeli biri olarak hatırladığı Patience teyzesinin artık perişan ve endişeli biri haline gelmesi, eniştesi Joss’un ise gizli kapaklı işler yürüten, gaddar bir adam olduğunu görmesiyle Jamaika Hanı’ndaki büyük gizemi aydınlatmak için tehlikeli bir yola girer. Bir kitabın gerilimli olmasının yalnızca iki şekilde olabileceğini düşünüyordum: Paranormal olayların yarattığı belirsizliklerle ya da sonraki adımları belli olmayan azılı bir seri katil kurgusuyla. Ancak Daphne Du Maurier bu iki şekle de ihtiyaç duymadan, gayet rastlanabilecek olaylar ve dozunda gizemle bu gerilimi mükemmel bir şekilde sağlıyor. Rebecca romanında da böyleydi. Jamaika Hanı’nda, kademe kademe artırılan bir heyecan var ve bu ilk sayfadan beri hakim olan karanlık atmosferle de birleşince elden bırakılmayacak bir kitaba dönüşmüş. Birkaç yıl önce bayılarak “Rebecca” kitabını okuduğum yazarın yine mükemmel bir iş çıkarmış olacağından daha kitabın konusunu okurken farkındaydım. Şaşırtmadı, yine inanılmazdı. Daphne Du Maurier en beğendiğim ve iyi ki kitaplarıyla tanışmışım dediğim kadın yazarlar arasına girdi. Keşke daha fazla eseri olsaydı. Jamaika Hanı’nı kesinlikle hepinize öneriyorum.
Jamaika HanıDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 202382 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2024 20:21
Bu kitap Daphne Du Maurier'in okuduğum ikinci kitabı. Daha önce Rebecca'yı okumuş ve çok beğenmiştim. Tıpkı onun gibi Jamaika Hanı'nı da çok beğendim. Kısaca kitabın konusundan bahsedecek olursam eğer, Mary adındaki ana karakterimiz annesinin ölümünden sonra teyzesinin ve eniştesinin yanına Jamaika Hanı'a gidiyor. Bu handa dönen kirli oyunları ve işlenilen suçları ortaya çıkartmayı aynı zamanda da hem kendisini hem de teyzesini bu handan kurtarmaya çalışıyor. Yazarın yazım dili oldukça akıcı ve güzel. Olaylar ilk 20 sayfadan sonra hemen başlıyor. Yazar aynı zamanda dönemin yaşantısını çok güzel yansıtmış. O dönemde kadınların bir hiç olarak görülmesine karşı baş kaldıran bir kadın karakterimizin olması da benim açımdan kitabı daha da güzelleştiriyor. Bir tek Mary'nin kitabın sonunda yaptığı seçimi beğenmedim. Sonunu tahmin etmek oldukça kolaydı ama buna rağmen keyif alarak okudum.
1000Kitap
Jamaika HanıDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 202382 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 07:35
Gotik roman deyince de sen be Daphne! Gotik roman tarzıyla, yazardan okuduğum ilk kitap olan Rebecca sayesinde tanıştım. Harika bir kitaptı, Jamaika Hanı da aynı tarzda kaleme almış. Okurken nefesinizi tuttuğunuz, acaba şimdi ne olacak diye beklediğiniz bir kitap. Küçük yaşta babasını kaybeden Mary, genç yaşında annesini de kaybedince, annesinin vasiyeti üzerine teyzesine yerleşmek zorunda kalıyor. Fakat teyzesinin eniştesiyle birlikte yaşadığı handa tuhaf bir takım olaylara şahit olunca işin peşini bırakmamaya karar vererek ip uçlarını birleştirip olan biteni anlamaya çalışıyor. Başını türlü belalara sokan Mary haddinden fazla cesur diyebiliriz. Kitabın sonunda da bunu kanıtlıyor. Ben çok sevdim ama Rebecca hâlâ favorim diyebilirim. İyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Sizlere de keyifli okumalar dilerim.
Jamaika HanıDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 202382 okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 248. kitabı
Jamaika Hanı için Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler in yolundan giden bir kitap denmiş. Kitabı okumaya başladıktan sonra bunun doğru bir değerlendirme olduğunu anlıyorsunuz. Marry Yellan annesinin ölümünden sonra tek akrabası olan Patience teyzesinin yanına gitmek zorunda kalır. Gitmeden de teyzesinden gelen uyarı niteliğindeki mektupta eniştesinin zor bir adam olduğu, onun suyuna giderse sıkıntı yaşamayacağı yazılıdır. Ona verilen adresteki Jamaika Hanı kötü bir üne sahip, karanlık işlerin döndüğü, arabaların bile önünden geçmemek için yol değiştirdiği bir yerdir. Marry bu durumu hana yaklaşınca yolcu arabasındaki diğer insanlardan öğrenir. Ölen annesine verdiği sözden dolayıda geri dönemez. Hana vardığında eniştesinin korkunçluğu, teyzesinin bir hayaleti andıran garip davranışları, içinde bunun sebebini çözme isteği uyandırır. Kilitli odalar, geceleri gelen arabalar, sessizce taşınan mallar, çatıdan sallanan kanlı urganlar dehşet uyandırsada bu işin peşini bırakmaz. Bu arada eniştesinin kardeşi Jem ile hiç tasvip etmediğim maceralara kalkışır. Annelik duygularım kabardığında Marry'e "kızım salak mısın sen" diye söylenerek okudum. Kitabın sonlarında ölümle dans eden Marry için sonun ne olacağını merakla okudum. Çok akıcıydı. Çok iyi bir kurgusu vardı. Karanlık kitapları seven herkese önerimdir.
Jamaika HanıDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 202382 okunma
Puan vermedi·%52 (150/288 syf.)·
Kitabın atmosferi ruhumu sıktı. Kuş uçmaz kervan geçmez bir handa, ayyaş eniştesi ve yarı deli teyzesiyle yaşamaya başlayan kızın hikayesiydi. Devam edemedim.
Jamaika HanıDaphne du Maurier · Turkuvaz Kitap · 200882 okunma

Yazar Hakkında

Daphne du MaurierYazar · 23 kitap
Dame Daphne du Maurier (13 Mayıs 1907 – 19 Nisan 1989) İngiliz hikaye, roman ve oyun yazarı. Romanlarından Rebecca (film uyarlaması 1941'de En İyi Film Oscar'ını kazandı) ile Jamaica Inn ve kısa hikayelerinden The Birds veDon't Look Now başta olmak üzere birçok çalışması sinemaya uyarlanmıştır. Büyükbabası oyuncu ve yazar George du Maurie, babasıysa oyuncu Gerald du Maurier'dir. Ablası Angela da yazardı ve kız kardeşi Jeanne ise bir ressamdı. Gençliği Daphne du Maurier, tanınmış bir aktör olan Sir Gerald du Maurier ve aktris Muriel Beaumont'in üç kız çocuğundan ikincisi olarak Londra'da doğdu. Büyükbabası, Trilby romanında Svengali karakterini yaratan yazar ve karikatürist George du Maurier'dir. Bu bağlantılar ona edebi kariyer kurmasında yardımcı oldu ve du Maurier, erken dönem çalışmalarından bazılarını Beaumont's Bystander dergisinde yayımlattı. İlk romanı The Loving Spirit 1931'de yayımlandı. Du Maurier ayrıca James Matthew Barrie'ye Peter Pan, or The Boy Who Wouldn't Grow Up'ta ilham olmuş Llewelyn Davies çocuklarının da kuzenidir. Küçük bir çocukken babasının ünü sayesinde tiyatronun birçok parlak yıldızıyla tanıştı. Tallulah Bankhead ile tanıştıktan sonra onun gördüğü en güzel canlı olduğunu söylediği kaydedilmiştir.