Daphne du Maurier’in Kuşlar öyküsü, birkaç sayfa içinde huzurlu bir sahil kasabasını karanlık bir kabusa çeviriyor. Neden saldırdıklarını kimse bilmiyor, belki de doğa artık susmuyor. Sebebi ise belirsiz, bence varoluşun soğuk gerçeği olabilir. Bu hikaye, Alfred Hitchcock’un 1963 yapımı filmine de ilham oldu; ama film, yazarın kasvetli doğa alegorisini psikolojik bir gerilime dönüştürdü. Her iki eserde de varoluşsal korku unsuru güçlü ama kişiler ve mekanlar farklı. Du Maurier’in öyküsü daha sessiz, karanlık ve politik bir alegori havasındayken; Hitchcock’un filmi psikolojik gerilim ve toplumsal sembollerle dolu. Du Maurier’in öyküsü doğanın mutlak gücünü, Hitchcock’un filmi ise insanın içsel korkularını anlatır. Biri dışsal felaket, diğeri psikolojik kıyamet gibidir. Okuyun, izleyin siz karar verin.
İyi okumalar
İyi seyirler