Acemi Okur

Moskof Dini
1950'lerin ruhu, şeytan taşlayan hacılara benzer. Resmi ideoloji antikomünizmle vücut bulur. Yalnızca komünizm değil, her türden solculuğun varacağı son nokta da komünizm olarak görüldüğünden Türkiye siyasetinin solu şeytanlaştırılır. İster muhalefette isterse de hükümette olsun, tüm iktidar sahipleri bu şeytanı taşlayarak merkeze yakınlaşır. Merkez siyasetin seslendiği geniş halk kesimleri içinse komünizm dinsizlikten ibarettir, kimse komünizmin derli toplu tanımını yapacak durumda değildir. Komünizm dinsizlikse, laiklik de komünizme yakın bir şey değil midir? Buradan hareketle antikomünizm ateşini harlayan İslamcı akımlar, bir yandan komünizmle diğer yandan da komünizmden ilhamını aldığını düşündükleri laiklikle mücadeleyi tek potada eritmeye çalışırlar, Onlara göre laik sistem, şeytani komünizmden esinlenir, o kadar ki; Türkiye'de laikliğin savunucuları da biraz eşeleseniz komünisttir. Antikomünizm, komünizmi bir din gibi pazarlayarak Müslümanlığın karşısına koyar. Bu din Moskof dinidir.
Sayfa 142·Kitabı okuyor
Türk Siyasi Tarihi
Reklam
1950'li yılların bir resmi ideolojisi varsa o da antikomünizmdir. Rejimin, arzu ettiğinde muhaliflerini dövebileceği bir sopaya dönüşmüştür antikomünizm. İktidar partisi DP, CHP'ye yüklenirken de bu argümandan beslenir. Yer yer CHP'yi komünistlikle suçlar. Tarihin bir cilvesi olacak ki, DP ilk kurulduğunda da CHP'li kimi isimler DP'yi komünistlikle suçlamıştı.
Sayfa 140·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Seçimli Sultanlık
Demokrasi dediğiniz zaten milletin kendi idaresi değil midir? Millet kararını vermişse bu durumda iktidar ne kadar güçlüyse millet de o kadar güçlüdür. Bu haliyle demokrasi "seçimli sultanlık" gibi gören bir anlayış peyda olmuş, 27 Mayıs ile bu anlayış tarihin tıkanmasına yol açmıştır.
Sayfa 139·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Persil ile Lekesiz Temizlik
Önceki bölümlerde ifade edildiği üzere özellikle Sovyetler Birliği hakkında uzmanlaşan bakanlık Ostministerium yani İşgal Edilen Doğu Toprakları Bakanlığı'ydı. Böylece Ostministerium'daki Naziler bakanlıktan ele geçirdikleri ve Sovyetlere ilişkin stratejik bilgileri içeren belgeleri ABD istihbaratına vererek bir bir ABD saflarına katılmaya başladılar. Üstelik antikomünist ideolojilerini değiştirmeleri de gerekmiyordu. ABD'ye belge sunan Naziler bu yolla geçmişlerini temizlemiş oluyor ve yeni bir hayata adım atıyordu. Eski hayatlarına benzer biçimde yine uzmanlık alanları olan Sovyetler Birliği üzerine çalışacaklardı. Üstelik artık çok daha geniş bir coğrafyaya antikomünist propagandayı yayma fırsatları vardı. Bu belgeler emekli Naziler arasında geçmişi temizlediği için Persil Belgeleri olarak anılıyordu. Persil, Almanya'nın en meşhur çamaşır deterjanı markasıydı. Belgelerin adına Persil deniyordu çünkü doğru kişiden alınan ve ABD'ye sunulan bir belge tüm Nazi lekelerini çıkarabiliyordu.
Sayfa 113·Kitabı okuyor