Konstantinapolis Düştü 29 Mayıs 1453

·
Okunma
·
Beğeni
·
548
Gösterim
Adı:
Konstantinapolis Düştü 29 Mayıs 1453
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
:6051119854
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Fall Of Constantinople
Çeviri:
Derin Türkömer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Konstantinapolis'in 1453'teki düşüşü, eski tarihçilere göre Ortaçağ'ın sonu sayılmaktaydı. Oysa bugün, tarih denen nehrin acımasızca akmakta olduğunu ve hiçbir engel tanımadığını çok iyi biliyoruz. Ortaçağ dünyasının modern çağ dünyasına dönüştüğü zamanı belirli bir noktaya bağlamamız mümkün değildir. Adına Rönesans denen akım, İtalya ve diğer Akdeniz ülkelerinde 1453 yılından çok daha önce kendini göstermişti. Ortaçağ düşüncesi,1453'ten sonra da Kuzey ülkelerinde yaşamaya devam etti. Dünyanın ekonomik düzenini değiştirecek olan okyanus yollarının araştırılmasına 1453'ten önce başlanmıştı. Bu yolların kullanılması ve etkisinin Avrupa'da duyulması 1453'ten sonradır. Osmanlı Türklerinin kazandığı zaferin ve Bizans'ın çökmesinin bu değişimler üzerinde etkisi büyüktür elbet. Ancak bu etkiyi yalnızca tek bir yılın olaylarına bağlamak mümkün olmasa gerek. Bizans kültürünün Rönesans üzerinde rolü olmuştur. Fakat Bizanslı düşünürler ve bilim adamları 1453'ten yarım yüzyıl önce İtalya'nın geniş imkanlarını, ülkelerinin yoksulluğuna ve belirsiz geleceğine tercih etmeye başlamışlardı.1453'ten sonra İtalya'ya giden Bizanslı bilim adamları, Türklerden kaçan mülteciler değil, Venedik egemenliğinde bulunan adalardan gelen öğrencilerdi. Osmanlı gücü, uzun yıllar öncesinden beri İtalya'nın bu bölgedeki ticaretini etkilemiş fakat çökertmemişti. Karadeniz ticaret yollarının kapanması dışında. Osmanlıların Mısır'ı fethi, Venedik için Konstantinopolis'in düşüşünden çok daha kötü sonuçlar vermişti. Ceneviz, Boğazlar'ın Türk kontrolü altına girmesiyle büyük bir darbe yemişti. Ancak çökmesinin nedeni dış ticaretini kaybetmesi değil, İtalya'daki sallantılı durumuydu. (Önsöz'den)
İstanbul'un fethiyle ilgili olarak bugüne kadar okuduğum kitapların tamamı bizler tarafından yazılmış ve tek taraflı anlatımdan ibaretti. Ama bu kitap, bizden olmayan biri, bir Hristiyan tarafından yazılmış olup, kuşatma ve fetih sırasında diğer tarafta yani o zamanki adıyla Konstantinopolis'te olan olayları da beraber anlatıyor.

Kitap, bir tarih kitabı olması ve çok geniş kapsamlı yazılmasına rağmen muhteşem ötesi bir akıcılık ve sürükleyicilik içinde okunuyor.

Yazar, hem fetih öncesinde, hem fetih sırasında ve hem de fetih sonrasındaki gelişmeleri çok ayrıntılı bir şekilde bize aktarıyor. Hele fetih sırasındaki aktarımlar o kadar sürükleyici ki yazar gelişmeleri, gün gün, saat saat, hatta dakika dakika, adeta bir naklen yayın spikeri edasıyla yansıtmış.

Yazar kitabı yazarken , aralarında olayı direkt yaşayan Bizanslı tarihçiler ve İslam tarihçileri de dahil olmak üzere, konuyla ilgili yazılan çok fazla kaynaktan yararlanmış. Bundan dolayı da kitap için, fetih konusunda bugüne kadar yazılmış en kapsamlı kitap olma özelliği taşıyor da diyebiliriz.

Yazar, olaylara objektif olarak yaklaşıyor ama ne kadar objektif olmaya çalışsa da , karşı tarafın bir ferdi olduğundan dolayı zaman zaman duygularını da hissettirdiği yerler az değil.

Başlı başına muhteşem bir bilgi hazinesi olan bu kitabın, özellikle konuya ilgi duyanların, olaya farklı bir bakış açısından da bakmak isteyenlerin, tarih okumayı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
İstanbul'un fethiyle ilgili roman tadında tamamen akademik ve anlaşılır diliyle 1452-53 Konstanipolis'ini ve Doğu Roma İmparatorluğun son demlerini halkın sosyolojik yapısını, II.Mehmed'in kişiliğine ayrıntılı olarak değinen daha çok Bizans ve Batı kaynaklarının yanında Slav ve Türk kaynaklarını da kullanan yazar Fatih'in şehri ele geçirmesi,İtalya,Papa ve Bizans ilişkileri ve yıkıldıktan sonraki süreç Fatih'in Türk değil de çok uluslu bir imparator olma arayışından bahsetmesiyle İstanbul'un Fethini anlatan şu zamana kadar okuduğum en iyi kitaplardan biridir.İlgisi olanlara şiddetle tavsiyemdir.
Hayret uyandıran bir başka konu da, şehirdeki ikinci büyük ibadethane olan Havariyun Kilisesi'ne dokunulmamasıydı. Bu kilisenin hazine bölümüne bile el sürülmemişti. Yapı, Harisios Kapı'sından doğuya inen ana caddeye çok yakındı. Pek çok Türk askerinin bu ünlü kilisenin önünden geçtiği kesindi. Sultanın Ayasofya'yı Bizanslılardan almasına karşılık burasını Ortadoks uyrukları için ayırmayı düşündüğü ve korunmasını sağladığı sanılmaktadır.
Aleksios'un da sonu bilinmemektedir. Söylenenlere göre kendisine Pera surlarının hemen dışında bazı araziler verilmişti, adına da ''Bey Oğlu'' deniyordu. Bugün Beyoğlu olarak bilinen semtin adı buradan gelmiştir.
Bizans, bir çok Batılı tarihçiye göre kiliselerin birleşmesine karşı bir tutum izlemekle kendi ölüm fermanını imzalamıştı.
Sultan Mehmed, şehrin sokaklarından geçerken gözyaşlarını tutamayıp, ''Böyle bir şehrin yağmalanmasına nasıl göz yumduk'' diye mırıldanmıştı. Oysa şehrin bütünüyle harap olmaması için elinden gelen çabayı göstermişti.
Şehrin düştüğü haykırışları sokaklarda çınlıyordu. Blahernai surları üzerindeki Türk bayraklarını Haliç kıyılarından görmek mümkündü. Bir kaç dakika önce üzerinde Bizans kartalı ile Aziz Markus'un aslanı bulunan bayrakların yerinde dalgalanan bu sancakları Hristiyanlar da, Türkler de görebiliyordu.
Bizanslılar ruhlarını Roma Kilise'sine teslim etmek istemedikleri gibi Türk egemenliğini kabullenmeyi de şerefsizlik sayıyorlardı. Fakat ruhunu kurtarmak için Türk egemenliğini seçmek daha akıllıca bir tutum değil miydi ?
Başıbozuklara pek güven olmazdı. İlk anda başarı kazanamazlarsa cesaretleri kolayca kırılabilirdi. Sultan Mehmed bunu bildiğinden, saldırıya geçen başıbozukların arkasına bir sıra inzibat dizmişti. Bunlar bir yandan başıbozuklara cesaret verirken öte yandan ellerindeki kırbaç ve topuzlarla geri kaçmaya çalışanları önlüyorlardı. Bu inzibatların arkasında da sultanın yeniçeri birlikleri yer almıştı. İnzibatların arasından kaçmayı başarabilenleri yeniçeriler palalarıyla biçiyorlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Konstantinapolis Düştü 29 Mayıs 1453
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
:6051119854
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Fall Of Constantinople
Çeviri:
Derin Türkömer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Konstantinapolis'in 1453'teki düşüşü, eski tarihçilere göre Ortaçağ'ın sonu sayılmaktaydı. Oysa bugün, tarih denen nehrin acımasızca akmakta olduğunu ve hiçbir engel tanımadığını çok iyi biliyoruz. Ortaçağ dünyasının modern çağ dünyasına dönüştüğü zamanı belirli bir noktaya bağlamamız mümkün değildir. Adına Rönesans denen akım, İtalya ve diğer Akdeniz ülkelerinde 1453 yılından çok daha önce kendini göstermişti. Ortaçağ düşüncesi,1453'ten sonra da Kuzey ülkelerinde yaşamaya devam etti. Dünyanın ekonomik düzenini değiştirecek olan okyanus yollarının araştırılmasına 1453'ten önce başlanmıştı. Bu yolların kullanılması ve etkisinin Avrupa'da duyulması 1453'ten sonradır. Osmanlı Türklerinin kazandığı zaferin ve Bizans'ın çökmesinin bu değişimler üzerinde etkisi büyüktür elbet. Ancak bu etkiyi yalnızca tek bir yılın olaylarına bağlamak mümkün olmasa gerek. Bizans kültürünün Rönesans üzerinde rolü olmuştur. Fakat Bizanslı düşünürler ve bilim adamları 1453'ten yarım yüzyıl önce İtalya'nın geniş imkanlarını, ülkelerinin yoksulluğuna ve belirsiz geleceğine tercih etmeye başlamışlardı.1453'ten sonra İtalya'ya giden Bizanslı bilim adamları, Türklerden kaçan mülteciler değil, Venedik egemenliğinde bulunan adalardan gelen öğrencilerdi. Osmanlı gücü, uzun yıllar öncesinden beri İtalya'nın bu bölgedeki ticaretini etkilemiş fakat çökertmemişti. Karadeniz ticaret yollarının kapanması dışında. Osmanlıların Mısır'ı fethi, Venedik için Konstantinopolis'in düşüşünden çok daha kötü sonuçlar vermişti. Ceneviz, Boğazlar'ın Türk kontrolü altına girmesiyle büyük bir darbe yemişti. Ancak çökmesinin nedeni dış ticaretini kaybetmesi değil, İtalya'daki sallantılı durumuydu. (Önsöz'den)

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Serkan Demirci
  • Gökcem
  • Uğur Savcı
  • mehmet temiz
  • BERK ÜNAL
  • Funda Balcı
  • Erim Asya
  • GoldenBrown
  • Melek İnci Kürek
  • Mehmet Aksoy

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%20 (1)
8
%40 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0