Steven Runciman

Steven Runciman

Yazar
9.2/10
17 Kişi
·
45
Okunma
·
5
Beğeni
·
928
Gösterim
Adı:
Steven Runciman
Unvan:
Tarihçi,akademisyen,yazar
Doğum:
İngiltere, 1903
Ölüm:
2000
Ünlü İngiliz tarihçisi. Steven Runciman (Sir James Cochran Stevenson Runciman), 7 Temmuz 1903’te İngiltere’de doğdu. Bizans İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri alanlarının önde gelen uzmanlarından Runciman’ın üç ciltlik Haçlı Seferleri Tarihi (Türk Tarih Kurumu, 2008) büyük yankı uyandırdı. Konstantinopolis Düştü (Doğan Kitap, 2011) tarihçinin en çok övgü toplayan kitaplarından biridir. Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gören Runciman, 1932 ila 1938 yılları arasında yine aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Bizans Sanatı ve Tarihi üzerine ders vermeye başladı, 1945 yılına dek burada kaldı. Akademik kariyerinin büyük bir bölümünü herhangi bir kuruma bağlı olmaksızın yaptığı incelemeler, yazdığı kitaplar ve verdiği derslerle sürdürdü. 1 Kasım 2000’de öldü.
Hristiyanların, İslamın Zaferinden şikayet etmeleri için bir sebep yoktu. Arada sırada patlak veren fakat sürekli olmayan takibat devirlerine rağmen durumları Hristiyan hükümdarların hükmünde bulundukları zamana göre daha iyi ve müsait idi.
Steven Runciman
Sayfa 20 - HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ I.CİLT TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI
İslamın sabrı tükenmişti. Uzun inanç savaşlarından usanan muzaffer Müslümanlar artık inançsızlara merhamet etmez olmuşlardı.
Hayret uyandıran bir başka konu da, şehirdeki ikinci büyük ibadethane olan Havariyun Kilisesi'ne dokunulmamasıydı. Bu kilisenin hazine bölümüne bile el sürülmemişti. Yapı, Harisios Kapı'sından doğuya inen ana caddeye çok yakındı. Pek çok Türk askerinin bu ünlü kilisenin önünden geçtiği kesindi. Sultanın Ayasofya'yı Bizanslılardan almasına karşılık burasını Ortadoks uyrukları için ayırmayı düşündüğü ve korunmasını sağladığı sanılmaktadır.
614 yılı ilkbaharında İran kumandanı Şehrbaraz Filistin'e girdi. Ülkeyi yapma ve tahrip ederek önüne çıkan kiliseyi yaktı. Şehrbaraz 15 Nisan'da Kudüs'ü kuşattı. Patrik Zakharias kan dökülmemesi için şehri teslim etmeye hazırdı. Fakat Hristiyanlar böylesine korkakça bir teslime razı olmadılar. 5 Mayıs'ta İranlılar, şehir Yahudilerinin yardımı ile içeriye girmeye muvaffak oldular. Şehirde bütün kiliseler ve evler yakıldı. Hristiyan ahali yaşa ve cinsiyete bakılmadan İranlılar ve daha çok da Yahudiler tarafından öldürüldü. Rivayete göre 60 bin Hristiyan öldürülmüş bunlardan 35 bni de köle olarak satılmıştı.
Steven Runciman
Sayfa 8 - Haçlı Seferleri Tarihi I. Cilt Sayfa 8 TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI
Aleksios'un da sonu bilinmemektedir. Söylenenlere göre kendisine Pera surlarının hemen dışında bazı araziler verilmişti, adına da ''Bey Oğlu'' deniyordu. Bugün Beyoğlu olarak bilinen semtin adı buradan gelmiştir.
Sultan Mehmed, şehrin sokaklarından geçerken gözyaşlarını tutamayıp, ''Böyle bir şehrin yağmalanmasına nasıl göz yumduk'' diye mırıldanmıştı. Oysa şehrin bütünüyle harap olmaması için elinden gelen çabayı göstermişti.
Hazreti Muhammet arkasında varlığı Kuranı Kerîm tarafından korunan devamlı bir organizasyon bırakmıştı. Peygamber tarafından Allahın kelamı olarak tedvin edilen bu dikkate değer eser, sadece yürek kabartan hikayeler değil aynı zamanda hayat tarzı ve bir dünya devletinin idaresi için kaide ve nizamlar ve tam bir kanunname ihtiva etmektedir. Eser, Arap çağdaşları tarafından kabul edilebilecek kadar açık ve haleflerinin kuracakları alemşümul bir genişliktedir.
Steven Runciman
Sayfa 12 - HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ I.CİLT TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI
Bizans, bir çok Batılı tarihçiye göre kiliselerin birleşmesine karşı bir tutum izlemekle kendi ölüm fermanını imzalamıştı.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İstanbul'un fethiyle ilgili olarak bugüne kadar okuduğum kitapların tamamı bizler tarafından yazılmış ve tek taraflı anlatımdan ibaretti. Ama bu kitap, bizden olmayan biri, bir Hristiyan tarafından yazılmış olup, kuşatma ve fetih sırasında diğer tarafta yani o zamanki adıyla Konstantinopolis'te olan olayları da beraber anlatıyor.

Kitap, bir tarih kitabı olması ve çok geniş kapsamlı yazılmasına rağmen muhteşem ötesi bir akıcılık ve sürükleyicilik içinde okunuyor.

Yazar, hem fetih öncesinde, hem fetih sırasında ve hem de fetih sonrasındaki gelişmeleri çok ayrıntılı bir şekilde bize aktarıyor. Hele fetih sırasındaki aktarımlar o kadar sürükleyici ki yazar gelişmeleri, gün gün, saat saat, hatta dakika dakika, adeta bir naklen yayın spikeri edasıyla yansıtmış.

Yazar kitabı yazarken , aralarında olayı direkt yaşayan Bizanslı tarihçiler ve İslam tarihçileri de dahil olmak üzere, konuyla ilgili yazılan çok fazla kaynaktan yararlanmış. Bundan dolayı da kitap için, fetih konusunda bugüne kadar yazılmış en kapsamlı kitap olma özelliği taşıyor da diyebiliriz.

Yazar, olaylara objektif olarak yaklaşıyor ama ne kadar objektif olmaya çalışsa da , karşı tarafın bir ferdi olduğundan dolayı zaman zaman duygularını da hissettirdiği yerler az değil.

Başlı başına muhteşem bir bilgi hazinesi olan bu kitabın, özellikle konuya ilgi duyanların, olaya farklı bir bakış açısından da bakmak isteyenlerin, tarih okumayı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
240 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
İstanbul’un fethi neden yüzyıllar boyu sürdü? Tarihte birçok benzeri varken neden özellikle bu fetih sonrası çağ değişti tarih sayfalarında; Ortaçağ kapanıp Yeniçağ açıldı?
İstanbul’u fetheden padişah Kuran-ı Kerim’de bile müjdelenmişti; Osmanlı padişahları yüzyıl boyunca İstanbul’u, boğazın bu nadide incisini fethetmeyi denediler, ama fetih 19 yaşındaki Mehmet’e nasip oldu.

Yüzyıllardır köşesinde tek başına kalmıştı Konstantinopolis. Orhan Bey zamanından bu yana Osmanlılar Rumeli’ye ve Anadolu’nun içine seferler yapıp duruyorlardı; II. Murat zamanında tüm Balkanlar Osmanlı topraklarına katılmıştı. Ortada fethedilemeyen tek adacık, Konstantinopolis kalmıştı. Fethi kesindi, bekleniyordu, sadece bir zaman meselesiydi. Yıldırım Bayezid boğazın karşı yakasına Anadolu Hisarı’nı yaptırmış, Konstantinopolis’i fetih planlarını yapıyordu, ancak Ankara Savaşı’nda kendisini hazırlıksız yakalayan Timur Osmanlıları dağıtarak Bizanslıların yanıbaşlarındaki bu tehlikeyi 50 yıllık bir süre için savuşturdu.

Birçok Osmanlı padişahı kuşattı Konstantinopolis’i, ancak ele geçiremedi. İki yanını denize yaslamış bu yarımadacık, dönemin en güçlü surları sayesinde bütün kuşatmaları savuşturuyordu. Şehir uzun süren kuşatmalara aylar boyu dayanabilecek su ve yiyecek kaynaklarına sahipti. Deniz, o günün teknolojisi ile tümüyle bir tarafın kontrolüne geçemiyordu; rüzgar gücü ile hareket eden çok küçük boyuttaki kadırgalar tüm hamlelerini rüzgarın yönüne göre yapabiliyorlardı zira. Ateşli silahlar olmadığından diğer gemileri batırabilmek ya da ele geçirebilmek, ya gemilere yaklaşıp çapa atmakla, ya da uzaktan yanan meşaleler fırlatmakla mümkündü; her ikisinde de düşmanın saldırıyı savuşturması çok kolaydı. Haliç’in Doğu yakası, Pera’nın yamaçları, bugünkü Karaköy Ceneviz’lilerin elindeydi; ticaretlerini her şeyden daha çok önemseyen Cenevizliler tüm bu kuşatmalar ve seferler sırasında her iki taraf ile de ticaret yaparak büyük servetler kazandılar.

Fetih, genç sultan II. Mehmet’e nasip oldu. II. Murat’ın 3 numaralı oğlu idi Mehmet; diğer kardeşlerinin aksine soylu bir anneden değil Türk asıllı cariye Hüma Hatun’dan olmuştu. Diğer kardeşleri gibi sarayda büyümemiş, annesi ve tutucu dadısı ile birlikte Edirne’de yaşamıştı. 2 ağabeyi de peşpeşe ölünce babası II. Murat tarafından saraya alındı ve iyi bir eğitim alması sağlandı. 11 yaşındaydı.

II. Murat, hayal ettiği tefekkür hayatına zaman ayırabilmek için tahtı gönüllü olarak 12 yaşındaki oğlu Mehmet’e bırakıp inzivaya çekildi. Ancak bu ayrılık uzun sürmedi. Tarih kitapları, düşmanın saldırılarıyla bunalan oğulun, “eğer Padişah sen isen gel ve ordularının başına geç. Eğer padişah ben isem sana emrediyorum, gel ve ordularımın başına geç.” diye yazarak babasını yardıma çağırdığını yazar. Yazarımıza göre ise, II. Murat’ın çok güvendiği ve oğlunu ve yönetimi emanet ettiği Çandarlı Halil Paşa ve yakınındaki diğer paşaların genç sultanın fevri ve söz dinlemez tavırlarından tedirgin oldukları, ordunun oğlu genç sultana güvenmemesi, tepki göstermesi ve yeniçerilerin giderek kontrol edilemez noktaya gitmesi üzerine tahtına geri dönmüştür. Nitekim Çandarlı Halil Paşa’nın bu tavrı, belki de yıllar sonra, Konstantinopolis’in fethinden hemen sonraki idamının sebeplerinden biri olacaktır.

II. Murat’ın ölümü sonrası 19 yaşında tahta tekrar çıkan II. Mehmet, Konstantinopolis’i almayı kafasına koymuştu. Çevresindeki baba yadigarı tüm vezirlerin olumsuz görüşlerine karşın sefer hazırlıklarını yürüttü ve en önemli noktayı keşfetti: surları yıkabilecek güçte toplar olmadığı müddetçe Konstantinopolis’in fethi imkansızdı. Nitekim Macar mühendis Urban’ın, yeni teknolojisi için Bizanslılardan istediği parayı alamaması, ancak II. Mehmet’in kendisini çok daha yüksek ücretlerle Osmanlı saflarına katması Fatih Sultan Mehmet’in resmi nasıl doğru okuduğunun önemli göstergesidir. Osmanlılar; Bizans’ın umduğu yardımı Hristiyan kilisesinden alamaması, Fatih’in Haliç’e deniz yoluyla sokamadığı kadırgalarını karadan denize indirmesi, ama en çok da yatırım yapıp çok da başarılı kullandıkları bu top teknolojisi sayesinde Bizanslıları yenilgiye uğrattılar.

Fetih, birçok bakımdan eşsizdi. Bizans, tüm yaşadığı güçlüklere ve dezavantajlarına rağmen onurlu bir savunma yapmıştı; imparator Konstantine askerleri ile birlikte surlarda savaşırken hayatını kaybetti, cesedini dahi kimse bulamadı. Fatih Sultan Mehmet kendisine uzun süre direnen şehri, diğer direnen şehirlerde olduğu gibi tümüyle yağmalamadı; artık şanlı Bizans’ın da imparatoru olduğunu, bu büyük ve güzel şehri ancak halkı ile beraber alırsa zenginliği ve gücünden faydalanabileceğini anlamıştı. Bu, devrinde pek rastlanmayan bir öngörü idi; daha 50 yıl önce yörede kan ırmakları akıtan Timur ve benzerleri için tek kriter olan ganimetin yerini bir arada aynı bayrak altında yaşayacak halklar alıyordu; bu dünya siyasetini değiştirecek önemli bir felsefi değişiklikti.

Ortadoks ve Katolik kiliseleri arasındaki çekişme, verilen ancak tutulmayan sözler, Katolik kilisesinin yardım için kiliselerin birleşmesini şart koşması ancak bu karara rağmen ikircikli davranması ve tüm bunların sonunda kutsal Roma İmparatorluğu’nun mirasçılarından şanlı Bizans’ın tarih sahnesinden silinmesi Hristiyan dünyada çok önemli bir değişikliğin önünü açtı. Kiliseye güven olmuyordu, kararlar inanca göre değil çıkara göre veriliyordu; dinde reform şarttı. Yıkılmaz denen surları dahi yıkabilecek büyüklükte toplar icat edilmişti; artık surlarına güvenen hiçbir şehir yeterince güvende değildi, teknolojiye yatırım ve ilerleme şarttı. Kilise artık bilimsel ilerlemenin önünde eskiden olduğu gibi duramazdı. İşte bu yüzden bu küçük şehrin genç sultan tarafından fethi tarihte bir koca Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılmasını sağladı.

Her zamanki gibi bu tarihi kitabı da çok keyifle okudum. Bizans tarihçisi Steven Runciman İstanbul’un fethini, ilgili tüm tarafların neler yaptığı, ne gibi hesapları olduğu ve nelerin ters gittiğini basit ve akıcı bir dille anlatarak okuması çok keyfili hale getirmiş. "Tarih okumak sıkıcı" diyenlere dahi tavsiye ederim, pişman olmazsınız:)
240 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
İstanbul'un fethiyle ilgili roman tadında tamamen akademik ve anlaşılır diliyle 1452-53 Konstanipolis'ini ve Doğu Roma İmparatorluğun son demlerini halkın sosyolojik yapısını, II.Mehmed'in kişiliğine ayrıntılı olarak değinen daha çok Bizans ve Batı kaynaklarının yanında Slav ve Türk kaynaklarını da kullanan yazar Fatih'in şehri ele geçirmesi,İtalya,Papa ve Bizans ilişkileri ve yıkıldıktan sonraki süreç Fatih'in Türk değil de çok uluslu bir imparator olma arayışından bahsetmesiyle İstanbul'un Fethini anlatan şu zamana kadar okuduğum en iyi kitaplardan biridir.İlgisi olanlara şiddetle tavsiyemdir.
1226 syf.
·Puan vermedi
(I.Cildin İncelemesi)
Haçlı seferleri Türk ve dünya tarihi açısından şüphesiz büyük öneme sahiptir. Steven Runciman, eserinde(I.cilt) haçlı seferinin oluşumu, haçlı seferlerinin nedenleri, Papa II.Urban'ın Fransa'da haçlı seferlerini teşvik etmesinden bahsederek, seferin hazırlık kısmı hakkında bilgiler veriyor. Sefer başladıktan sonra haçlıların izlediği güzergah, haçlıların İstanbul'a gelişi gibi hadiseler anlatılıyor, I.cildin ilerleyen bölümlerinde haçlıların Urfa ve Antakya'yı istila etmeleri ve bu bölgelerdeki hakimiyet mücadelelerine değiniliyor. I.cildin son kısmı ise seferin en önemli ve asıl sebebi olan Kudüs'ün istilası ve burada kurulan krallık üzerine bilgiler veriyor. Yazar ayrıca haçlı seferlerine ait kaynaklar, haçlı ordularının sayısı gibi konularda da ayrıntılı bilgiler aktarıyor. Eser toplam 3 ciltten oluşmakta, eski basımı ayrı ayrı ciltler halinde iken yeni basımda 3 cilt tek kitap haline getirilmiş. Haçlı seferleri hakkında okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum, bu alana merakı olanlar için faydalı bilgiler veriyor, çok ağır bir dili olmadığı için de genel okuyucuya hitap edeceğini söylemek sanırım yanlış olmaz.
1226 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
1996 yılında fakülte bitirme tezim sebebiyle 3 cildini çılgınca okuduğum, ana referans olarak sürekli adı geçen "Recueil de Historian de Crusade "adlı Fransa kraliyeti tarafindan ilk derleme ve basımı yapılan , içeriğinde ermenice-latince-süryanice-arapça-eski yunanca vs. Haçlı Seferleri ile ilgili bilgi veren ilk elden tüm ana kaynakları barındıran( Haçlı Seferleri Tarihinin Büyük Külliyatını) uykularımı kaçırırcasına merak ettiren, bu merakın beni sürüklediği istanbul üniversitesi nde ziyaret ettiğim bu alanın sayılı uzmanlarından rahmetli Prof.Dr ışın Demirkent in, bu zapt edilemez merakımı gidermek için odasinda kilitli bulunan ciltlerden birini çıkartıp aslından ve fransızca çevirisinden okuması.....Aaah, ilim meraktan ibarettir. Rahmetli Işïn hanım, Bizans tarihine de Haçlı Seferleri Tarihine de daha farklı bakmamı sağlayan bir ders vermişti orada. Onu hep saygıyla anacağım. Runciman a da, keyifli, objektif, bilimsel ve güçlü anlatımı için müteşekkirim hâlâ....

Yazarın biyografisi

Adı:
Steven Runciman
Unvan:
Tarihçi,akademisyen,yazar
Doğum:
İngiltere, 1903
Ölüm:
2000
Ünlü İngiliz tarihçisi. Steven Runciman (Sir James Cochran Stevenson Runciman), 7 Temmuz 1903’te İngiltere’de doğdu. Bizans İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri alanlarının önde gelen uzmanlarından Runciman’ın üç ciltlik Haçlı Seferleri Tarihi (Türk Tarih Kurumu, 2008) büyük yankı uyandırdı. Konstantinopolis Düştü (Doğan Kitap, 2011) tarihçinin en çok övgü toplayan kitaplarından biridir. Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gören Runciman, 1932 ila 1938 yılları arasında yine aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Bizans Sanatı ve Tarihi üzerine ders vermeye başladı, 1945 yılına dek burada kaldı. Akademik kariyerinin büyük bir bölümünü herhangi bir kuruma bağlı olmaksızın yaptığı incelemeler, yazdığı kitaplar ve verdiği derslerle sürdürdü. 1 Kasım 2000’de öldü.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 45 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 61 okur okuyacak.