Steven Runciman

Steven Runciman

Yazar
9.1/10
7 Kişi
·
15
Okunma
·
2
Beğeni
·
827
Gösterim
Adı:
Steven Runciman
Unvan:
Tarihçi,akademisyen,yazar
Doğum:
İngiltere, 1903
Ölüm:
2000
Ünlü İngiliz tarihçisi. Steven Runciman (Sir James Cochran Stevenson Runciman), 7 Temmuz 1903’te İngiltere’de doğdu. Bizans İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri alanlarının önde gelen uzmanlarından Runciman’ın üç ciltlik Haçlı Seferleri Tarihi (Türk Tarih Kurumu, 2008) büyük yankı uyandırdı. Konstantinopolis Düştü (Doğan Kitap, 2011) tarihçinin en çok övgü toplayan kitaplarından biridir. Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gören Runciman, 1932 ila 1938 yılları arasında yine aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Bizans Sanatı ve Tarihi üzerine ders vermeye başladı, 1945 yılına dek burada kaldı. Akademik kariyerinin büyük bir bölümünü herhangi bir kuruma bağlı olmaksızın yaptığı incelemeler, yazdığı kitaplar ve verdiği derslerle sürdürdü. 1 Kasım 2000’de öldü.
İslamın sabrı tükenmişti. Uzun inanç savaşlarından usanan muzaffer Müslümanlar artık inançsızlara merhamet etmez olmuşlardı.
Hayret uyandıran bir başka konu da, şehirdeki ikinci büyük ibadethane olan Havariyun Kilisesi'ne dokunulmamasıydı. Bu kilisenin hazine bölümüne bile el sürülmemişti. Yapı, Harisios Kapı'sından doğuya inen ana caddeye çok yakındı. Pek çok Türk askerinin bu ünlü kilisenin önünden geçtiği kesindi. Sultanın Ayasofya'yı Bizanslılardan almasına karşılık burasını Ortadoks uyrukları için ayırmayı düşündüğü ve korunmasını sağladığı sanılmaktadır.
Aleksios'un da sonu bilinmemektedir. Söylenenlere göre kendisine Pera surlarının hemen dışında bazı araziler verilmişti, adına da ''Bey Oğlu'' deniyordu. Bugün Beyoğlu olarak bilinen semtin adı buradan gelmiştir.
Sultan Mehmed, şehrin sokaklarından geçerken gözyaşlarını tutamayıp, ''Böyle bir şehrin yağmalanmasına nasıl göz yumduk'' diye mırıldanmıştı. Oysa şehrin bütünüyle harap olmaması için elinden gelen çabayı göstermişti.
Bizans, bir çok Batılı tarihçiye göre kiliselerin birleşmesine karşı bir tutum izlemekle kendi ölüm fermanını imzalamıştı.
Şehrin düştüğü haykırışları sokaklarda çınlıyordu. Blahernai surları üzerindeki Türk bayraklarını Haliç kıyılarından görmek mümkündü. Bir kaç dakika önce üzerinde Bizans kartalı ile Aziz Markus'un aslanı bulunan bayrakların yerinde dalgalanan bu sancakları Hristiyanlar da, Türkler de görebiliyordu.
Bizanslılar ruhlarını Roma Kilise'sine teslim etmek istemedikleri gibi Türk egemenliğini kabullenmeyi de şerefsizlik sayıyorlardı. Fakat ruhunu kurtarmak için Türk egemenliğini seçmek daha akıllıca bir tutum değil miydi ?
Kardinal İsidorios'un şansı yaver gitmişti. Üstündeki resmi elbiseleri bir dilenciyle değiştirmiş ve dilencinin elbiselerini giyerek kaçmıştı. Yakalanan dilenci öldürülmüş, kesilen kafası kardinalin başı olarak halka gösterilmişti. Bu arada dilenci kılığındaki İsidorios, kendini tanıyan Peralı bir tüccar tarafından satın alınmış ve canını böylelikle kurtarabilmişti.
Başıbozuklara pek güven olmazdı. İlk anda başarı kazanamazlarsa cesaretleri kolayca kırılabilirdi. Sultan Mehmed bunu bildiğinden, saldırıya geçen başıbozukların arkasına bir sıra inzibat dizmişti. Bunlar bir yandan başıbozuklara cesaret verirken öte yandan ellerindeki kırbaç ve topuzlarla geri kaçmaya çalışanları önlüyorlardı. Bu inzibatların arkasında da sultanın yeniçeri birlikleri yer almıştı. İnzibatların arasından kaçmayı başarabilenleri yeniçeriler palalarıyla biçiyorlardı.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İstanbul'un fethiyle ilgili olarak bugüne kadar okuduğum kitapların tamamı bizler tarafından yazılmış ve tek taraflı anlatımdan ibaretti. Ama bu kitap, bizden olmayan biri, bir Hristiyan tarafından yazılmış olup, kuşatma ve fetih sırasında diğer tarafta yani o zamanki adıyla Konstantinopolis'te olan olayları da beraber anlatıyor.

Kitap, bir tarih kitabı olması ve çok geniş kapsamlı yazılmasına rağmen muhteşem ötesi bir akıcılık ve sürükleyicilik içinde okunuyor.

Yazar, hem fetih öncesinde, hem fetih sırasında ve hem de fetih sonrasındaki gelişmeleri çok ayrıntılı bir şekilde bize aktarıyor. Hele fetih sırasındaki aktarımlar o kadar sürükleyici ki yazar gelişmeleri, gün gün, saat saat, hatta dakika dakika, adeta bir naklen yayın spikeri edasıyla yansıtmış.

Yazar kitabı yazarken , aralarında olayı direkt yaşayan Bizanslı tarihçiler ve İslam tarihçileri de dahil olmak üzere, konuyla ilgili yazılan çok fazla kaynaktan yararlanmış. Bundan dolayı da kitap için, fetih konusunda bugüne kadar yazılmış en kapsamlı kitap olma özelliği taşıyor da diyebiliriz.

Yazar, olaylara objektif olarak yaklaşıyor ama ne kadar objektif olmaya çalışsa da , karşı tarafın bir ferdi olduğundan dolayı zaman zaman duygularını da hissettirdiği yerler az değil.

Başlı başına muhteşem bir bilgi hazinesi olan bu kitabın, özellikle konuya ilgi duyanların, olaya farklı bir bakış açısından da bakmak isteyenlerin, tarih okumayı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
240 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
İstanbul'un fethiyle ilgili roman tadında tamamen akademik ve anlaşılır diliyle 1452-53 Konstanipolis'ini ve Doğu Roma İmparatorluğun son demlerini halkın sosyolojik yapısını, II.Mehmed'in kişiliğine ayrıntılı olarak değinen daha çok Bizans ve Batı kaynaklarının yanında Slav ve Türk kaynaklarını da kullanan yazar Fatih'in şehri ele geçirmesi,İtalya,Papa ve Bizans ilişkileri ve yıkıldıktan sonraki süreç Fatih'in Türk değil de çok uluslu bir imparator olma arayışından bahsetmesiyle İstanbul'un Fethini anlatan şu zamana kadar okuduğum en iyi kitaplardan biridir.İlgisi olanlara şiddetle tavsiyemdir.
1226 syf.
·10/10
Günümüzde ki batı medeniyetinden alındığı iddia edilen bütün fenni, geometri, astronomi, tıbbi, fizik, kimyevi, cebir ilimlerinin aslında yunan ve diğer batı filozoflarının ve krallarının bu medeni ilimleri islam'dan, müslümanlardan aldıklarının bir kanıtı niteliğinde bir eserdir..

Yazarın biyografisi

Adı:
Steven Runciman
Unvan:
Tarihçi,akademisyen,yazar
Doğum:
İngiltere, 1903
Ölüm:
2000
Ünlü İngiliz tarihçisi. Steven Runciman (Sir James Cochran Stevenson Runciman), 7 Temmuz 1903’te İngiltere’de doğdu. Bizans İmparatorluğu ve Haçlı Seferleri alanlarının önde gelen uzmanlarından Runciman’ın üç ciltlik Haçlı Seferleri Tarihi (Türk Tarih Kurumu, 2008) büyük yankı uyandırdı. Konstantinopolis Düştü (Doğan Kitap, 2011) tarihçinin en çok övgü toplayan kitaplarından biridir. Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gören Runciman, 1932 ila 1938 yılları arasında yine aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Bizans Sanatı ve Tarihi üzerine ders vermeye başladı, 1945 yılına dek burada kaldı. Akademik kariyerinin büyük bir bölümünü herhangi bir kuruma bağlı olmaksızın yaptığı incelemeler, yazdığı kitaplar ve verdiği derslerle sürdürdü. 1 Kasım 2000’de öldü.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 31 okur okuyacak.