Sultan Orhan 1362 yılında öldüğü zaman Türkler Batı Trakya'da iyice yerleşmişlerdi. Hükümdarlığı sırasında Osmanlıların Asya'daki toprakları genişlemişti. Fakat bu genişleme savaştan çok çeşitli Türk boylarının bu güçlü devlete gönüllü olarak katılması ile meydana gelmişti
Savunmanın en kritik isimlerinden biri: Giovanni Giustiniani.
Ama bir an geliyor
Yaralanıyor ve şehirden ayrılıyor.
Ve kısa süre sonra şehir çökmeye başlıyor.
Peki asıl soru şu:
Eğer Giustiniani yaralanmasaydı, Konstantinopolis yine düşer miydi?
Yoksa tarih gerçekten o an mı değişti?
Yorulmak bilmez bir gayretle icra ettiği seferler ve her fırsattan yararlanmak sayesinde kral Baudouin tevarüs etmiş olduğu çürük organizasyonu, bütün tarihi Filistin eyaletini içine alan sağlam bir devlet haline yükseltmişti. Pençesine geçmekten kurtulmuş olan sadece Askalan ve Sûr'un istisnasiyle kuzeyde Beyrut'dan güneyde Bi'rsebâ'ya kadar bütün ülkeyi hâkimiyeti altında tutuyordu. Ürdün doğu sınırını teşkil ediyor, Arabistan'dan çıkan yolları kontrol altında tutmak için ise güney doğuda düşman arazisi içine, derinliğine ileri karakollar kurmuş bulunuyordu. Frank doğudaki hristiyan kardeşlerinin hepsi de onun yüksek hâkimiyetini tanımaktaydılar; müslüman komşularının da hürmet ve itibarını kazanmıştı.
Müttefikler Arsûf dan Kaysariye üzerine yürüdüler. Burasının kuşatılması 2 mayısta başladı. Şehir garnizonu eski ve bizans devrinden kalma surlarına güvenerek teslim olma önerisini kabul etmedi. Fakat 17 mayısta şehir hücumla zaptedildi. Muzaffer birliklere şehri istedikleri gibi yağmalamak müsaadesi verildi. Ancak yapılan zulüm ve tahribat hatta haçlı reislerini bile kızdırdı. En zalimce katliam bir zamanlar Herodes Agrippa'nın sinagogu olan şehrin ulucamiinde yapıldı. Ahalinin bir çoğu oraya sığınmış, canlarının bağışlanmasını yalvarmaktaydı; fakat bunların hepsi de, kadın olsun erkek olsun, hiç fark gözetilmeden boğazlandı; öyle ki, camiin döşemesi akan kanlardan göl halini aldı. Bütün şehir içinde sadece yüksek miktarda kurtuluş parası koparmak için bizzat Baudouin'in kurtarmış olduğu bir kaç genç kız, küçük çocuk, şehrin belediye reisi ve garnizon kumandanı canlarını kurtara bildiler. Gösterilen vahşice zulüm bir maksada dayanıyordu: Baudouin, kendisine itaat edenlere karşı sözünü tuttuğunu, fakat başka türlü hareket edenlere hiç acımadan kıyacağını bu suretle ilân etmek istemişti.
Baudouin bir mısır ordusunun Filistin'e girmiş olduğunu haber aldığı zaman, anlaşma gereğince ganimeti taksim edip şehre bir frank garnizonu yerleştirmeye ancak zaman bulabilmişti.
Fatih Sultan Mehmet'in Türk ve Rum tebasını etkilemek gayesi ile ailesinin Konya'ya göç ederek orada İslamiyeti kabul edip bir Selçuklu prensesi ile evlenmiş Komnenos sülalesinden bir prens olduğu teorisi desteklendiği söylenir. Bu efsane ve söylentilerin hiçbir kökü dayanağı yoktur