Kitap yıllardır kitaplığımda beni bekliyor ancak okumaya bir türlü fırsat bulamıyordum. Bir gün "zaten incecik bir kitap hemen okurum" diye düşünüp kitaba başlama kararı aldım. Fakat büyük bir yanılgıya kapıldığımı daha ilk sayfada anladım. Kitabı satın alırken adı ilgimi cezbettiği için tercih etmiştim. Psikolojiye ilgim vardı ve bu kitabın da psikoloji ile ilgili bir eser olduğunu düşünmüştüm. Ancak yazarımız Schmid; felsefe eğitimi almış, hatta kitabın ön sözüne de söyle bir cümle iliştirmiş "insanın kendisiyle ilgili dikkat ve özenine felsefe yön veriyordu".
Açıkçası felsefe ile hiç ilgi ve alakam bulunmadığından okurken zorlandım ve bırakmayı da düşündüm. İncecik zaten hemen bitiririm dediğim kitap uzun süre elimde süründü.-bu belki de benim kitap okumaktan çok uzaklaşmamdan kaynaklıdır- Fakat okudukça da kitabın içinden çıkamadım. Bazı kısımları aklıma kazımak istersecesine defalarca kez okudum. Okurken zevk aldığımı ve gerçekten beynimi aktif bir şekilde çalıştırdığımı hissettim. Başından sonuna kadar her bir cümlesi önem içeren bir kitaptı bana göre.
Schmid öncelikle benlik tarihinden konuya giriyor, günümüzde benlik kültürünün nasıl çığırından çıktığını ve narsisizme dönüştüğü anlatıyor. Bu çığırından çıkmış hastalıklı duruma alternatif olarak da "kendiyle dost olmak" fikrini ortaya koyup, kitabı kendiyle dost olmanın yordamlarını anlatan bölümler şeklinde önümüze seriyor.
Peki bu kitabı bitirdiğimde kendimle dost oldum mu? Hayır, ama kendimi çok normal hissettim, kendime kızdığım, suçladığım, aceleyle düzeltmeye çalıştığım bir çok şeyin aslında faniliğimin bir parçası olduğunu gördüm. Yani kısaca kendimi tanıma yoluna çıktım. Büyük ihtimalle kitabı defalarca okurum. Şiddetle okunmasını da tavsiye ederim.