Yazdığı öykülerde mitleri, efsaneleri, halk hikayelerini ve Latin Amerika coğrafyasının acılarını şiirsel ve büyülü bir dille iç içe geçiren Gabriel Garcia Marquez , İyi Kalpli Erendira kitabıyla masumiyetin nasıl kolayca bir yük hâline getirildiğini, insanın en çok güvendiği tarafından bile sömürülebileceğini ve büyülü görünen dünyanın aslında acımasız gerçeklerle örülü olduğunu gösteriyor.
Kitabı böylece birbirinden bağımsız görünen öyküleri aracılığıyla insanlığın karanlık ve ışıklı yanlarını aynı büyülü atmosferde buluşturuyor. Bu temasındaki bütünlüğü finaldeki Erendira’nın trajedisini daha da çarpıcı ve kaçınılmaz hale getiriyor.
Bir meleğin bahçeye düşmesiyle başlayan Kocaman Kanatlı İhtiyar Adam öyküsünde, sıradan insanların mucize karşısındaki şaşkınlığı gösteriyor. Yitirilmiş Zamanların Denizi bir balıkçı kasabasına yayılan gül kokusunun halkın kaderini değiştiren gizemli bir işarete dönüşmesini anlatıyor. Dünyanın Boğulmuş En Güzel Adamı bir cesedin gelişiyle güzelliğe uyanan bir köyün dönüşümünü işliyor. Aşkın Ötesinde Sürekli Ölüm aşkın sınırlarını ve insanı tüketen doğasını konu ediniyor. Hayalet Geminin Son Yokoluşu kaybolan bir geminin ardında bıraktığı efsaneyle kayıp ilişkisini kuruyor.
Mucizeler Satıcısı İyi Kalpli Şarlatan umut tacirliğinin ve inancın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.
Kitaba ismini veren İyi Kalpli Eréndira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü kitabın son, en uzun ve etkisi en kalıcı öyküsü, Marquez aile içi iktidarın sevgiyi nasıl tahakküme çevirdiğini ve masumiyetin borç bahanesiyle nasıl sonsuz bir sömürü düzenine dönüştüğünü büyülü gerçekçiliğin telinden acı bir ağıt ördüğünü gösteriyor.
Erendira öyküsü hariç diğer hikayeleri kısa, yoğun ve büyülü dünyasıyla kolayca akıp gidiyor, bu yüzden kitabı hem Gabriel Garcia Marquez okumaya yeni başlayacak okurlar için büyülü gerçekçilikle tanışmalarına aracı olacaktır.
Herkese keyifli okumalar