Bu kitabı 15 yılın ardından tekrar okumaya karar vermemin, hatta tez ödevimin konusunu bu kitap üzerine yazmak istememin sebebi çocukluğumda rüyalarıma girecek kadar beni etkilemiş olmasıydı. Hayal meyal de olsa, o enerjik ve zıpır çocuğu alakasız yerlerde bir dalgınlık, bir hüzün tuttuğunu hatırlıyorum. Belki de çocuk edebiyatı olarak değerlendirilemeyecek kadar yoğun ve duygusal bir atmosfere sahip bu eser. Belki de her çocuğun okuması gereken bir eser de değildir bana sorarsanız.
1.1 Hayal Gücü Hitabeti
Çocukları sahip olduğu süper güç olan, kostüm değiştirip tek günde çeşitli hikayelerin kahramanı olabilme eğilimini tetikleyen bir hikaye örüntüsü. Bir çizgi film gibi.. Okuyan her çocuğun kendini içindeki bir karakter olarak hissedip okuyabileceği türden bir anlatıma sahip. Bir çete, ve diğer bir çete.. İlişki kurulabilecek çoğu sayıda karakter. Bir tarafta nispeten varlıklı ailelerin çocukları, diğer tarafta, sahip olduğu nimetler kısıtlı ama birlik ve disiplin konusunda öne çıkan bir çete. Kolay sindirilebilir karakter anlatımı da hakim. Bir çocuğun genel karakteristik özelliklerini yaptıklarından, ve olayların ilerleyişine göre aldıkları aksiyonlardan kolayca sezebilirsiniz. Bir mahalle içinde, dostluk çatısı altında, farklı yapıda ve farklı mentaliteye sahip çocuklardan oluşan kollektiv bir oluşum hissi.. Gerek çocuk gerek yetişkin okurları; olayların geliştiği ve peak yaptığı kısımlarında çok daha kuvvetli bir şekilde tutabilen etkenlerden biri de bu.
1.2 Arsa Alegorisi
Macun Derneği üyelerinin en değerli varlıkları olan oyun alanlarının, diğer çete üyeleri tarafından göz dikilen bir unsur olduğu anlaşılır anlaşılmaz, tek çözüm savaş diyerek bu arsaya aidiyetlerini bu şekilde yansıtmışlardır. Burdaki arsa sadece bir oyun alanı değil, komutan Boka ve diğerleri için kimlik, birliktelik, çocukluğun son kalesidir.
Bu mekânın tehdit altında olması, tüm hikâyeyi dramatik ve sembolik olarak güçlendirir. Zira,
oyun alanı, çocuklar için bir vatan, kimlik alanı, özgürlük demektir. Bu dünyanın farklı coğrafyalarındaki her çocuk grubu için kafada destanlaştırılması zor olmayan olmayan olay örgüsüdür. Ferenc Molnar , kitaptaki arsa alegorisinin kitabın işleyişindeki rolünü, kitabı okuyan çocukların kafalarında canlandırabileceği şekilde kaleme almıştır. Bu şekilde, okurlar üzerine bırakacağı etkiyi daha da sağlamlaştırmış.
1.3 Nemescek Trajedisi
Bu karakter bana küçükken de hayatımı sorgulatmıştı. Hayali konuşuyorum ama mutlaka bu kitabın sonu benim o küçük boğazımı düğümlemiştir ilk okuyuşumda. Pal Sokağının genel hakimi her ne kadar komutan ve çete lideri Boka gibi görünse de, dikkatli okuduğumuzda olayların genellikle Nemescek ekseninde şekillendiğini anlayabiliyoruz.
Nemescek sistemin sadece bir çarkı olmayı tercih eden bir karakter. İşini yapan, itaat etmekten keyif alan, pasif ve edilgen bir çocuk. Gözü yükseklerde değil. Yerini bilen, mütevazı hatta zaman zaman fazla çekingen, ezik bir imaj çiziyor hikaye boyunca. Özgüveni düşük, ezilen ve küçük görülen ama buna rağmen en cesur, sadık kişidir. Pal Sokağının deyim yerindeyse piyonudur. Hikaye boyunca duygusal ve karakteristik handikapına rağmen hep gerçek bir asker gibi davranmış ve üzerine düşen en doğru şeyi yapmak için hiçbir tereddüt göstermemiştir. Çoğunlukla da bu özelliği sayesinde, hep genel akışın içinde olmuş, ve bu çete savaşının en ikon isimlerinden biri olmuştur.
Savaşta önemli rol oynamak için sağlığını riske atan Nemescek hem hastalanıp savaşta istediği gibi rol alamamış, hem de zaferden kısa süre sonra hastalığına yenik düşüp trajik bir şekilde ölmüştür. Çocuk okurların anlayabileceği bir şekilde -yerine göre fazla travmatik bir anlatımla- savaş gazisi imajı kazanmıştır hikayenin sonuna doğru. Kitap boyunca silik, özgüvensiz bir o kadar da kararlı bir asker olarak zihnimizde yer edinen karakter ölüm döşeğinde tüm Macun Derneği üyelerinin gözleri önünde bir komutana dönüşür, aklı dengesini tamamen yitirerek sağa sola bir başkomutan edasıyla savaştaymış gibi emirler yağdırmaya başlar. Kendi farkında olmasa da, ne dediğini bilmese de, bilinçaltı ölmeden önce son bir kez içinde ukte kalan bir komutan gibi hareket ettirmişti onu. Bu şekilde takım arkadaşları, ordunun en düşük rütbeli erinin ilk defa komutana dönüşmesini gördükten sonra onun son anlarına tanıklık ettiklerini anlar. Bu çok trajik bir detaydır. Çünkü Nemescek, sağlıklı bir vücut ile asla bu hareketleri yapacak bir çocuk değildir.
Pal Sokağı Çocuklarının, daha önceden dediğim gibi, her çocuğun psikolojik açıdan taşıyabileceği bir kitap olup olmadığı tartışmaya açıktır. Benim nezdimde çocukluğuma büyük etki bırakmış, hem karakterleri hem konusu benim fazlasıyla ilgimi çekmiş, bu yaşımda bile ikinci kez okumaktan çok büyük keyif aldığım epik ve harikulade bir eser.