Gönderi

Cüceloğlu - "İletişim Donanımları" üzerine
7/10
·199 syf.··
2025 6. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 01:02
​Doğan Cüceloğlu'nun "İletişim Donanımları" adlı kitabı, dili basit ve akıcı bir eserdir. Yazarın önceki çalışmalarını okuduysanız, bu kitapta da o eserlerde bahsettiği konulara sıkça yer verdiğini, hatta yer yer doğrudan alıntı ve atıflar yaptığını fark edeceksiniz. Kitap, gayet anlaşılır bir dille yazılmış ve yaklaşık 200 sayfalık kısa bir yapıttır. ​Doğan Cüceloğlu'nun temel amacı, önceki kitaplarında olduğu gibi, okuyucunun konuyu tam olarak anlamasını sağlamaktır; bu nedenle de eserlerinin çoğunda aşırı zor ve akademik bir dil kullanmaktan kaçınır. ​Kitaba Dair Eleştirilerim ve Savunduğum Görüş ​Kitaba dair eleştirilerimden bazılarına yer verdikten sonra, yazarın kitabın son 2-3 sayfasında oluşturduğu özet metni sizinle paylaşarak eseri kısmen anlamanıza yardımcı olacağım. ​Kitaba dair başlıca olumsuz eleştirilerim şunlardır: ​1. ​Bence bu eserde ve okuyucuya farkındalık kazandırmayı hedefleyen diğer psikoloji kitaplarının birçoğunda büyük bir eksiklik var: Okuyucuya, anne babamızın, çevremizin veya benzeri faktörlerin çocukken bize karşı tutumlarının kişiliğimiz üzerindeki büyük etkisini sürekli vurguluyorsunuz. ​Fakat bu etki bazen öyle bir anlatılıyor ki, sanki hiç geri dönüşü olmayan, kabul etmek zorunda olduğumuz bir kader gibi algılanıyor. Hayır, bu böyle değil! Keşke okuyucuya iyileşmenin mümkün olduğuna dair bilgiyi de sunsanız. Bilimsel temellendirmeye göre nöroplastisite ve bilişsel davranışçı terapiler gibi yöntemlerle geçmiş travmaların ve kalıpların etkisi büyük ölçüde hafifletilebilir. İnsan beyni, yetişkinlikte bile kendini yeniden yapılandırma yeteneğine sahiptir. ​2. ​Kitabın 144. sayfasında ve diğer bazı sayfalarda da benzer şekilde geçen bir ifadeye doğrudan alıntı yaparak değiniyorum: "Örneğin, sizi gördüğü halde size selam vermeyen kişi size 'umrumda değilsin' mesajı vermektedir." ​Burada bahsedilen noktaya katılmıyorum. Evet, iki insan birbirini fark edince iletişim başlar, ancak karşı tarafın sözle belirtmediği (selam vermemek gibi) davranışlar her zaman "seni umursamıyorum" gibi net bir anlam taşımaz. Çoğu zaman bu tür durumlar belirsizdir. ​Esas olan, bence açık iletişim, yani sözlü iletişimdir. Çünkü selam vermemesinin birçok farklı nedeni olabilir: ​Kötü bir gün geçiriyordur ve morali bozuk olduğu için selam vermemiştir. ​Orada olduğunuzu sonradan fark ettiği için selam vermeye geç kalmıştır. ​Utangaç veya çekingen bir yapısı vardır. ​Buna benzer daha pek çok masum neden sayılabilir. ​Bu nedenle, iletişimde öncelikli olarak açık iletişimin esas alınması gerektiğini düşünüyorum. ​ Kitap Özeti: İletişim Konusuna İlişkin Donanımlar "İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar," dedik ve iletişim konusuna ilişkin donanımları irdeledik. Bu donanımları kısaca gözden geçirmek isteyebilirsiniz diye, kitabı bitirirken aşağıdaki listeyi vermeyi uygun gördüm. 1. Donanmış bilinç, daha güçlü ve zengin yaşam olanakları yaratır. Bilinci donanmış insan, bilinci donanmamış insandan her zaman ve her koşulda daha etkili ve güçlü olacaktır. Bu kitap, iletişim konusunda bilincinizi donatmak için yazılmıştır. 2. İnsan muhteşem bir potansiyeldir. Bir toplumdaki anababalar, öğretmenler, "işadamlan, devlet yöneticileri insan potansiyelini geliştirme bilinci içinde davranır ve olanaklar yaratırlarsa o toplum gelişir ve güçlü olur. Bir ülkenin geleceğinin garantisi, çocuklarını geliştirmek için yarattığı olanaklarda yatar. 3. Olayların kendisinin anlamı yoktur; olaylan algılayan insan, algıladığı zemine göre olaya anlam verir. Olayların .algılanmış, yorumlanmış, anlam verilmiş haline 'fenomen' deniyor. insan, fenomen dünyasında yaşamını sürdürür. 4. İki insan birbirinin farkına vardığı andan itibaren yapılan ve yapılmayan her şeyin mesaj değeri vardır; insanlar sürekli iletişim içindedir. 5. İnsanlar birbirlerine mesaj verdiği gibi, içinde bulundukları ortam da insanlara mesaj verir. 6. IIetişim çok kanallıdır: Her bir duyu organı bir iletişim kanalı olarak iş görür. Duyguların iletilmesinde sözsüz mesajlar daha etkilidir. 7. İletletişimde iki düzey vardır: Başkalarına gösterilen dış dünya, sosyal yüz; yalnız bireyin bildiği iç dünya, can. 8. Gösterilen sosyal yüz ile içimizdeki can aynı mesajları veriyorsa yaşamımızda stres az olur; gösterdiğimiz gerçek ile bizim içimizdeki gerçek birbirinden ne kadar farklı ise yaşamımızda o kadar çok stres olur. Güven ortamında can kendini özgürce ifade ettiğinden stres düşüktür. 9. İnsan hem bağımlı, ait olmak ister hem de bağımsız, birey olmak ister. Bu iki gereksinim arasındaki denge, insan yaşamı için çok önemlidir. Birey olmak ve ait olmak, yaşamın iki bacağı nı oluşturur; dengeli bacaklarla yapılan yaşam dansı, daha güçlü ve anlamlı olur . 10. lnsan ilişkilerinde kişi, beş temel ilişki gereksinmesini karşılamak ister. Bu gereksinmeleri, varoluşun beş boyutu diye adlandınyoruz: ll. Varoluşun birinci boyutu kaale aiınmak, umursanmaktır. Kişi hem kendinin, hem de sınırlarının ve sorumluluğunun hesaba alınmasını ister. 12- Varoluşun ikinci boyutu kabul edilmektir. Kişi yargılanmadan olduğu gibi kabul edilmek ister. 13- Varoluşun üçüncü boyutu değerli görülrnektir. Kişi, kendinden daha büyük bir bütünün vazgeçilmez parçası olmak ister. 14- Varoluşun dördüncü boyutu yeterli görülmektir. Kişi güçlü ve güvenilir olmak ister. 15- Varoluşun beşinci boyutu sevilmektir. Kişi özlenmek ve sevilmek ister. 16. Dinleme en önemli iletişim sürecidir. Kişi dinlemesiyle karşıdakini yaratır. 17. Ait olmak ve birey olmak, varoluşun beş boyutu tablosuyla birlikte bizim varoluş matrisimizi oluşturur. Çocuk içinde yetiştiği ortamda varoluş matrisi içinde kişiliğini bulur. 18. İletişim ağı içinde yaşarız ve her iletişim durumunda dört olasılık vardır a) Ortam size olumsuz mesajlar verir ve siz de kendinizi bu olumsuz mesajlar içinde algılarsınız. b) Ortam size olumlu mesajlar verir, fakat siz bu olumlu mesajları reddedersiniz ve kendinizi olumsuz benlik algısı içinde görürsünüz. c) Ortam size olumsuz mesajlar verir, ama siz bu olumsuz mesajların sizin özünüze uymadığını düşünürsünüz. d) Ortam size olumlu mesajlar verir ve siz de kendinizi bu olumlu mesajlar içinde algılarsınız. 19. Korku kültüründe ezenler ve ezilenler vardır; değerler kültüründe ise 'doğru olanı' yapan 'biz bilinci'nde insanlar vardır. 20. Korku ve değerler kültüründe 'sevgi' farklı anlamlar ifade eder. Korku kültüründe sevmek, sevilen kişinin sahibi olmak anlamına gelir, değerler kültüründe sevmek, onun gelişerek mutlu olmasına kendini adamak anlamına gelir. 21 . Korku ve değerler kültüründe kan koca ilişkisine getirilen bilinç farklıdır. Korku kültüründe, 'kimin dediği olacak' müca- delesi ailenin özünü oluşturur. Değerler kültüründe ise, 'doğru olanı yapmak' ailenin özünü oluşturur. 22. Korku kültüründe çocuk, otoritenin istediği kalıba sokulacak, kalıplanarak sürekli denetlenecek bir yaratıktır. Değerler kültüründe çocuk, muhteşem bir potansiyeldir; yapılacak tek şey, çiftçinin ektiği tohum için oluşturduğu ortam (su, gübre ve bakım gibi), çocuğun· gelişimi için ortam hazırlamaktır. 23. Gerçeğe saygı, hakkaniyet, kişisel bütünlük, insan onuruna saygı, hizmet ve sevgi, değerler kültürünün çatısını oluşturur.
Psikoloji
İletişim DonanımlarıDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20238,6bin okunma
·
104 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.