Üç Kız Kardeş, Anton Çehov’un insan psikolojisini ve toplumsal durgunluğu en yalın hâliyle yansıttığı önemli eserlerinden biridir. Olga, Maşa ve İrina isimli üç kız kardeşin, taşra hayatının tekdüzeliği içerisinde Moskova’ya duydukları özlem üzerinden; umut, hayal kırıklığı ve zamanın geri döndürülemez akışı anlatılmaktadır.
Eser, yalnızca bireysel bir bekleyişin değil, aynı zamanda dönemin Rus aydınlarının içsel bunalımının da bir yansımasıdır. Karakterlerin gelecek planları, yerine getirilemeyen hayallerle birlikte yavaş yavaş anlamını yitirirken, okuyucu insanın kendi hayatına dair kaçınılmaz bir sorgulamanın içine çekilir.
Çehov, bu oyununda büyük olaylardan ziyade gündelik hayatın sıradanlığı içerisinde saklı olan derinliği gözler önüne serer. Hayatta ertelemelerin, soru işaretlerinin ve belirsizliklerin birey üzerindeki etkisini ustalıkla işlemektedir.
Sonuç olarak Üç Kız Kardeş, zaman, umut ve insanın varoluşsal bekleyişi üzerine düşünmek isteyen okurlar için etkileyici bir eserdir.