Herkese selam! Bu incelemeyi bir türlü yazamamıştım sonunda yazabildim, keyifli okumalar dilerimm.
Kalpsiz, Kupa Kraliçesi'nin geçmişi ve nasıl Kupa Kraliçesi haline geldiğiyle ilgili bir retelling şeklinde yazılmış ve o kadar iyi yazılmış ki okurken Marissa Meyer'e tekrar hayran kaldım. ( Ay günlüklerinde olduğu gibi)
İlk 100 sayfada olaylar biraz durağan ilerledi fakat devamı o kadar akıcıydı ki elimden bırakamadım.
Kısaca konusundan bahsedecek olursam :
Ana karakterimiz Catherine hayali kendi dükkanını açmak olan bir pastacı. Fakat annesi yüzünden bu isteğini gerçekleştiremiyor çünkü annesi genç, soylu ve kralın evlenmek istediği bir kadının kendi işini kuramayacağı düşüncesinde. (Bu kısımda Cath'in hayalleri için çabalaması ve ailesinin ona karşı çıkması günümüzdeki birçok aileyi ve hayallerini gerçekleştiremeyen kişileri anımsattı bana...)
Derken bir gün Kral'ın düzenlediği davetlerin birinde Catherine, Jest adında bilmeceleriyle herkesi büyüleyen gizemli bir soytarıyla tanışıyor. İşte hikayemiz de burada başlıyor.
Benim en sevdiğim karakterler Cheshire ( Alice harikalar diyarında da favorimdi.) ve Jest oldu. Özellikle Jest o kadar iyi bir karakterdi ki...
"Kalbim senindir Jest. Onu hak edip etmediğini bilmiyorum. Kahraman mısın yoksa bir hain misin, bilmiyorum. Ama bir önemi varmış gibi de gelmiyor. Kalbimi sana verdim bir kere."
Diğer karakterlere gelecek olursak, Kral aslında iyi niyetli bir karakterdi ama "kral" olarak iyi bir karakter değildi, görevleri hiç umurunda değildi adamın resmen. Mary Ann'ı ilk başta sevsem de yaptığı hareketler yüzünden ondan soğudum maalesef.
SPOİLER
.
.
.
Sonunun kötü bittiğini bilmeme rağmen kitabın etkisinden çıkamadım 1 hafta. Jest ölümü beni bitirdi resmen (bolca ağlayan emoji)