Bu kitabı gerçekten çok seviyorum. Hatta bayılıyorum diyebilirim. Marissa Meyer’in kalemini zaten çok seviyorum. Akıcı, güçlü ve karakterleri öyle canlı yazıyor ki ne yazsa okurum. Kalpsiz de benim ilk okuduğum kitaplarından biriydi. Yıllar sonra yeniden elime aldım ve yine aynı heyecanla, hatta daha fazla farkındalıkla okudum.
Kısaca konusundan bahsedecek olursam: Catherine, Kalpler Diyarı’nın Düşesi ve Kral’ın gözü onda. Herkes onun Kraliçe olmasını bekliyor ama Catherine’in tek isteği pastacılık yapmak, kendi dükkanını açmak. Ailesi sürekli evlenmesi için baskı yaparken, o hayallerini gerçekleştirmek için çabalıyor. Derken Jest adında gizemli, bilmecelerle konuşan bir soytarıyla tanışıyor. Aralarında çok tatlınçok özel bir bağ kuruluyor ama bir yandan da kader, kehanetler ve entrikalar onların yolunu bambaşka yönlere sürüklüyor. Kitabın en çok hoşuma giden yanlarından biri Catherine’in karakteriydi. İlk genç yaşlarımda okuduğumda onu sadece masalsı bir kahraman gibi görüyordum ama şimdi tekrar okuyunca aslında ne kadar güçlü bir kadın karakter olduğunu fark ettim. Hayallerini gerçekleştirmek için gösterdiği çaba, ailesinin baskısına karşı koyma isteği kendi yolunu seçme arzusu çok kıymetliydi. Gerçekten güçlü bir kadın portresi vardıbortada.
Jest’e ise bayılıyorum. Onun bilmeceleri, zekice kurduğu cümleler, Catherine’e yaklaşma şekli o kadar özgün ve tatlıydı ki her sahnesini keyifle okudum. İkilinin arasındaki iletişim, tanışma şekilleri ve birbirlerine olan düşkünlükleri beni çok mutlu etti her an okurken.
Dünyanın anlatımı da çok güzeldi. Masalsı bir atmosferin içine dalıyorsunuz ve kehanetler, sırlar, entrikalar, geçmiş ve gelecek arasında sürekli bir hareket var. Sanki gerçekten Harikalar Diyarı’nda dolaşıyormuşum gibi hissettim okurken. Bazı yerlerde