Kaç yıldız vereceğim konusunda çok gidip geldim ama bir kitap, bittiğinde bir an durup bir nefes almam gerektiğini hissettirdiğinde, o kitap tam puanı hak etmiş gibi geliyor bana hep. Okurken daralıp olaylara müdahale etmek istediğim o kadar çok yer oldu ki..
Sonunu bile bile çaresizce umut etmek çok zor bazen (yine de ettim+olmadı)
HeartlessMarissa Meyer · Square Fish · 20181,481 okunma
KEŞKE HİÇ OKUMASAYDIM!! tamam bu biraz abartı oldu ama kötü anlamda demiyorum, Kalpsiz'i keşke hiç okumasaydım çünkü o zaman hayatıma daha az hasarla devam edebilirdim (╥﹏╥)
Marissa Meyer'ın yazımına duyduğum güven ve ilgi çekici konusuyla bu kitap için beklentim yüksekti ve bu beklentimi de karşıladı. Konusu ise Harikalar Diyarı'nın acımasız Kupa Kraliçesi'nin geçmişini ve onu kötülüğe iten olayları ele alıyor.
Öncelikle kitabı kesinlikle öneriyorum!! ve okumak isteyenlere birkaç öneri daha eklemek istiyorum:
-Okumadan önce Alice Harikalar Diyarında'yı mutlaka okuyun, okuduysanız da bence reread yapın (göndermeleri daha iyi anlarsınız ve inanın bu çok keyifli)
-Okurken Melanie Martinez dinlemenizi öneriyorum (özellikle Cry Baby albümünü) atmosfer olarak çok uyumlular bence
Her neyse gelelim yorumuma
Ben kitabı kurgusal açıdan çok sevdim, Catherine ve Jest yavrularım... siz kavuşmayı hak ediyordunuz, benim için kafamda evli mutlu çocuklu ve pastane sahibisiniz ૮꒰˶ᵔ ᵕ ᵔ˶꒱ა
Favori karakterim Hapkacı oldu. (Jest'i ana karakter olarak sayıyorum yoksa o da favorim) Hapkacı sivri dilliydi ama kesinlikle haksız değildi. Cath ve Jest üzerine söylediği birçok şeye katılıyorum, bu umutsuz aşk vakasında kimin haklı olduğu kısmı biraz karışık... Ayrıca Alice Harikalar Diyarında gördüğümüz deli adamın bu kitapta delirmemek için çabalaması kalbimi paramparça etti (˚ ˃̣̣̥⌓˂̣̣̥ ) Cath ile son sahnesindeki sözlerine ağladım bile... (seniseviyorumhapkacı)
Gelelim Cath ve Jest'e... çok kalp kırıcı, yaralayıcı ve tutkulu bir aşktı. Kavuşabilmek için her yolu denediler, fakat zaten Cath'in kupa kraliçesi olacağını bilerek okumak tüm çabaların başarısız olacağını hatırlatıyordu.
Sanırım ben bu çift arasında Jest'i daha çok haklı buluyorum. (onunda amacını öğrenince şok oldum ama sana kızmıyorum Jestcim)
Bir kuzgun neden yazı masasına benzermiş?
Keşke hiç öğrenmeseydik ve travma bırakan kitaplar arasına girmeseydin.
Bu kitapta Alice harikalar diyarının namı- diğer Kupa Kraliçesi'nin geçmişi üzerine yazılmış bir retelling okuyoruz. Bu kitapla birlikte marissa meyer'ın bir retelling kraliçesi olduğuna tekrar şahit oldum. Hikâyedeki küçücük kısımları öyle güzel ve yerinde kullanıyor ki... Hayran kalmamak elde değil. Yazarın ay günlükleri serisi favorim olsa da bu kitapta en sevdiğim kitaplar arasına girdi diyebilirim.
İlk 200 sayfada falan olaylar durağan olduğundan kitabı sıkıla sıkıla okumuş ve övülme sebebini anlayamamıştım ama sonrasında kitap aktı, gitti. Çok güzeldi, harikaydı, muhteşemdi.
Yazarın dilinin en güzel olduğu kitabı buydu bence; evrene uygun masalsı, büyüleyici bir yazım dili vardı.
Bu kitaptan sonra Alice Harikalar Diyarında'yı tekrar okumak istedim, ingilizce olarak okuduğum için çoğu kısmı hatırlayamıyorum. Tekrar okuduktan sonra devam kitabi olan Aynanın İçinden de okumak istemiyorum yanlış değilsem satranç diyarına değiniliyor orada da.
Biraz da karakterlerden bahsetmek istiyorum çoğunu sevdim.Cheshire zaten alice harikalar diyarındaki favori karakterimdi, burada da şaşırtmadı kendisi. Kuzgun'u oldukça sevdim kehanetten dolayı onun bir şey olacağını düşünmüştüm ve korkmuştum. Olmaması beni çok rahatlattı doğrusu. Mary Ann'i başta sevmiştim ama o yaptığı ilk hatadan sonra gözümden düştü.
Biraz spoiler olacak geçebilirsiniz buraları.
Keşke Cath onu kurtarmaya hiç gitmeseydi de, Jest hâlâ yaşayabilseydi. Cath'e sinirliyim, o hatasını anlamış olsa da.
SPOILER BİTTİ!!!!
Kral, Cath'in anne ve babasına o kadar sinir oldum ki, kitabı okumaya devam etmeme şaşırdım doğrusu. Özellikle annesini mrs. bennet'a çok benzettim zira ikisinin de kızlarını evlendirmekten başka arzuları
Gerçekten çok beğendiğim bir kitap oldu. Yazımını, anlatım biçimini, olayları, karakterleri... Hepsini çok beğendim. Beğenmediğim demeyeyim ama beni rahatsız eden tek şey sonuydu. Sonunu okuyunca içimde nedense bir tamamlanmamışlık hissi oluştu. Son 80 sayfanın biraz aceleye geldiğini düşünüyorum. Keşke kitabın en başındaki Kral ve Cath'in sahneleri azalsaydı da son kısım uzatılsaydı. Daha duygu yüklü yazılabilirdi. Kitapta beni tatmin etmeyen tek kısım buydu. Ama yine de sonu vurucu muydu, evet vurucuydu. Kitabı okurken sonunu tahmin etmek zor değil ve zaten yazar da açık açık belli ediyordu. Her şeyin farkında olmanıza rağmen sizi üzüyor bu kitap. Kitabı okurken kitabın adının Kalpsiz olduğunu unuttum ve mutlu mutlu, hayal kurarak okudum. Siz okuyacaksanız benim gibi yapmayın.
Bence Alice Harikalar Diyarında'yı ve gençlik tarzı okumayı sevenler bu kitaba şans vermeli. Ben o kadar da sevmezdim aslında, yıllar önce okumuştum o kitabı. Ama şimdi yakın zamanda tekrar okumayı düşünüyorum.
Ayrıca yazarın en çok sevildiğini gördüğüm Ay Günlükleri serisine de en yakın zamanda şans vereceğim. Nedense sadece bir kitabını okumuş olmama rağmen yazarla aramda bir bağ oluşmuş gibi hissediyorum.
Selam dostlarım. Nasılsınız? Harika bir kitap önerisi ile geldim.
Konu: Harikalar Diyarı’nın dehşet saçmasından önce Catherine hayali bir pastane açmak olan ve her genç kız gibi aşık olmaktı. Tatlılar konunda bu kadar yetenekli olmasına rağmen annesi için bu gerçekleşmeyecek bir hayaldi. Çünkü geleceğin kraliçesi bir pastanesi olmazdı.
Cath krallığın yeni soytarısı Jest ile tanışmasıyla aşkın cazibesine kapıldığını hissettiği. Cath ne kadar kendi kaderini yazmak istese de kaderin büyülü,canavarla dolu diyarda başka planları vardı.
İçerik: Yetişkin içerik bulunmuyor. 13 yaş ve üstü herkese uygun olduğunu düşünüyorum.
İncelemem:(SPOILERSIZ) Marissa Meyer diline her seferine aşık oluyorum gerçekten. O kadar masalsı bir dili ki var ki büyüleniyorum. Benim böyle uzun okuduğuma bakmayın yoğun bir dönemden geçiyorum. Kitap çok hızla ve keyifle bitirebilecek kıvamda. Marissa Meyer kitap konuları gerçekten çok özgün. Konusu ilgi çekici ve okudukça sizi içine çekiyor.
Kesinlikle en sevdiğim karakter Jest. Adam da resmen şeytan tüyü var. Kendini büyülüyor. Okurken bunu da baya hissettim.
Cath gerçekten hayalleri olan ama ailesi yüzünden başka hayallere mahkum edilen bir kız ve beni çok üzüyor. Bunun gibi örneklerde günümüzde çokça var maalesef. Asıl amacı ailesini kırmamak olsa da kendini çok kırıyor. Bir aşk hikayesinden ziyada gizem doluda bir kitap. Hapkaçacı seviyorum sevmiyorum mu emin olamadım. Bir iyi diyorum bazen de sinir oluyorum. Emin olamadığım bir karakter ama kitaba kesinlikle çok yakışmış.Kral baya trol biri ya knjfksb flört etmek istemesi ve geğirdiği sahne o kadar komikti ki nfvklsnf. Ama nasıl kral olmuş anlamadım. Sözde kral. Başında sadece tacı var. Aslında Cath çok güzel bir kraliçe olurdu ama yanında sevdiği adam ve pastanesi ile beraber. Kupa diyarı çok Türkiye
Herkese selam! Bu incelemeyi bir türlü yazamamıştım sonunda yazabildim, keyifli okumalar dilerimm.
Kalpsiz, Kupa Kraliçesi'nin geçmişi ve nasıl Kupa Kraliçesi haline geldiğiyle ilgili bir retelling şeklinde yazılmış ve o kadar iyi yazılmış ki okurken Marissa Meyer'e tekrar hayran kaldım. ( Ay günlüklerinde olduğu gibi)
İlk 100 sayfada olaylar biraz durağan ilerledi fakat devamı o kadar akıcıydı ki elimden bırakamadım.
Kısaca konusundan bahsedecek olursam :
Ana karakterimiz Catherine hayali kendi dükkanını açmak olan bir pastacı. Fakat annesi yüzünden bu isteğini gerçekleştiremiyor çünkü annesi genç, soylu ve kralın evlenmek istediği bir kadının kendi işini kuramayacağı düşüncesinde. (Bu kısımda Cath'in hayalleri için çabalaması ve ailesinin ona karşı çıkması günümüzdeki birçok aileyi ve hayallerini gerçekleştiremeyen kişileri anımsattı bana...)
Derken bir gün Kral'ın düzenlediği davetlerin birinde Catherine, Jest adında bilmeceleriyle herkesi büyüleyen gizemli bir soytarıyla tanışıyor. İşte hikayemiz de burada başlıyor.
Benim en sevdiğim karakterler Cheshire ( Alice harikalar diyarında da favorimdi.) ve Jest oldu. Özellikle Jest o kadar iyi bir karakterdi ki...
"Kalbim senindir Jest. Onu hak edip etmediğini bilmiyorum. Kahraman mısın yoksa bir hain misin, bilmiyorum. Ama bir önemi varmış gibi de gelmiyor. Kalbimi sana verdim bir kere."
Diğer karakterlere gelecek olursak, Kral aslında iyi niyetli bir karakterdi ama "kral" olarak iyi bir karakter değildi, görevleri hiç umurunda değildi adamın resmen. Mary Ann'ı ilk başta sevsem de yaptığı hareketler yüzünden ondan soğudum maalesef.
SPOİLER
.
.
.
Sonunun kötü bittiğini bilmeme rağmen kitabın etkisinden çıkamadım 1 hafta. Jest ölümü beni bitirdi resmen (bolca ağlayan emoji)
Kalpsiz incelemesiyle geldim. Bir süre etkisinde kalacağım bir kitap galiba.
Evren:
Harikalar Diyarı benim zaten çok sevdiğim bir evren. Kitabı almamın asıl sebebi de bu zaten. O yüzden zaten artı bir puanı vardı ve yazar da evreni gerçekten iyi anlamış ve iyi yansıtmış bence. Aynı şekilde karakterleri de çok iyi yansıtmış. Özellikle Kral’ın nasıl bir avel olduğunu, Kral olmakla uzaktan yakından alakası olmadığını başından sonuna kadar çok iyi göstermiş.
Onun haricinde evrene Hiçbiryer’i farklı olarak da olsa eklemesi hoşuma gitti. Çünkü o da sevdiğim bir evren.
Karakterler:
Önce ana karakterden bahsetmem lazım tabii ki. Neden bilmiyorum artık eskisi gibi karakterlere fazla bağlandığımı hissedemiyorum ama bu onu anlamadığım anlamına gelmiyor. Ailesinin bile yanında durmayışı, sürekli bir şeyleri içinde tutmak zorunda kalışı, ne yapacağını bilememesi ama denemekten de vazgeçmemesi… Hepsi bir noktada az da olsa kendimi benzettiğim şeyler oldu.
JEST. Hasret kalmışız böyle erkek karakterlere. Başından sonuna tam bir centilmendi. Tam da Harikalar Diyarı’na uygun bir karakterdi.
Ve birde Cheshire.. Bir karakter her seferinde mi favorim olur ya. Geliyor gidiyor dedikodu yapıp gidiyor diva. (Spoi sayılır)Keşke Cath’in kuzgunla arası nasıl iyi kaldıysa onunla da arası iyi kalsaydı. Gerçekten Cath’i önemseyen nadir karakterlerdendi çünkü bence. (Spoi bitti)
Sonu:
Ve en önemli kısım da kitabın sonu. Harikalar Diyarı’nı bilen herkes gibi ben de sonunu biliyordum ama benim bile ufak bir umudum vardı. Sonuyla ilgili söylenecek çok şey var ama ben bulamıyorum gibi sanki. Sonu belli olan bir kitapta bile bana duvarı seyrettiren bir sondu yani. Ve ben daha önce de Harikalar Diyarı ile ilgili bu tarz şeyler izledim veya gördüm. Ama hiçbiri bu kitap kadar gerçek hissettirmedi. Artık
Merhaba arkadaşlar ya da belki de iyi geceler demeliyim; çünkü ben bu incelemeyi yazmaya dün gece başladım ama ancak şimdi bitti :) Neyse ya, artık incelememi ne zaman görürseniz ona göre üzerinize alınırsınız işte. Evet, bu sefer de karşınıza Alice Harikalar Diyarında temalı bir kitapla geldim ama Alice'siz tabii. O nasıl oluyor derseniz, oluyor işte. Kupa Kraliçesi'nin hikâyesini okuyoruz bu kitapta da ama Marissa Meyer yorumuyla.
Yani özellikle bu masala hayran olan insanlar için çok güzel bir alternatif. Daha önce buna benzer bir kitap daha okumuştum: A.G. Howard 'dan Kraliçe serisi. O da güzeldi fakat o kitap Harikalar Diyarı evrenini daha tuhaf ve gotik bir üslupla ele aldığı için herkese hitap edebilecek bir şey değil ama bu, orijinal evrene sadık kaldığı için aslına çok daha yakın. Yani mükemmel. Sayfaları çevirdikçe ve âşık olduğum çocuk masalına dair ayrıntılarla karşılaştıkça çok mutlu oluyordum, biraz da nostaljik hissettim elbette.
( Kraliçe incelemem → #270219214)
O çılgın, kelle uçurttan kızıl cadalozun; âşık olma hayalleri kuran ve pastacılıkla uğraşan tatlı bir genç kız olabileceğini kim tahmin ederdi ki? Ben etmiyordum şahsen. Kupa Kraliçesi'nin backstory'si çok güzeldi bence, yani ne bileyim benim bayağı bir hoşuma gitti; Meyer olayı çok değişik şekilde ele almış. Hele de Catherine ile Jest'in aşkları...
Öncelikle hikâyenin geçtiği evren müthiş; soylu dahi olabilen hayvanlar, konuşan çiçekler ve çeşit çeşit cansız nesneler, gerçeğe dönüşebilen rüyalar ve tabii ki de kaybolan kediler... Sihrin ve hayallerin yönettiği bu diyara ba-yıl-dım. Orada yaşamayı ve küçüklüğümden beridir tanıdığım bu hikâyenin bir parçası olmayı ne çok isterdim anlatamam. Özellikle de etrafta böylesine yakışıklı jokerler ve şapkacılar varken. Zaten bu lafımdan da
The Queen of Heart, Kalp Kraliçesi, Kupa Kraliçesi…
Bir katil, şehit, kraliçe ve deli.
(Öncelikle söylemeliyim ki bu inceleme çoğunlukla kitabın yorumu değil kitabın hissettirdikleri hakkında)
Hiçbir kitabı bitirmek yüreğime böylesine bir is düşürmemişti. Sonunun spoilerını yediğimden ötürü kitabı bitirmeyi erteleyebildiğim kadar erteledim ama böylesine güzel yazılmış bir kitabı ertelemek, bitirip acısına katlanmaktan daha büyük bir ızdıraptı.
Kitabı okurken kalbimin kırılmadığı nokta kalmadı sanırım. Cath dost kazığından, anne babasının ona olan saygısızlığına… saygısızlıktan sevdiği adamın kaybına kadar her şeyi tattı.
Kitaba başladığımda daha sonunun spoilerını yememiştim ve incelememe şey diye başlarım diye düşünmüştüm. “Konuşan kediler, kendiliğinden büyüyen limon ağaçları… (bi de sanırım atlarla ilgili bir şeydi ama içim öylesine titriyor ki hatırlayamıyorum)” tahmin ettiğim gibi sonuçlanmadı incelememin başlangıcı.
Marissa Meyer ne yazsa okurum dediğim bir yazar. Kaleminin kudretinden asla şüphe duymayacağım birisi. Benim için çok büyük bir sembol ve karakteristik yazıları olan bir kadın. Bu kadının elinden çıkmış bir yazının kötü olmasına elbette ihtimal vermiyordum ama bir insanın mutsuz bir sonu bu kadar güzel yazabileceğinden haberdar değildim.
Kitap hakkında bir inceleme yapmak için fazla yavan kaldığımı hissediyorum çünkü incelemeler genelde geliştirmeye açık bulunan ve kusurlu görülen şeyler içindir gibi geldi bana hep. Ama ben bu kitapta bir kusur denebilecek bir şey göremiyorum şu anda. Kitabı okuyanlar belki abarttığımı düşüneceklerdir ama kitap tarafından benim kadar yaralananların benimle aynı hisleri paylaştıklarını düşünüyorum.
Bu kitaba dair bir kusur yok benim için evet ama yazarın kalemine sağlık, yazım dili sayesinde nefret ettiğim
Meyer , Washington Tacoma'da doğdu ve Pacific Lutheran Üniversitesi'ne girdi ve burada yaratıcı yazarlık üzerine derece aldı. Cinder'i yazmadan önce , Meyer, beş yıl boyunca bir kitap editörü olarak çalıştı ve Alicia Blade'in kalem adı altında Sailor Moon hayranı kurgu yazdı . The News- Tribune'ye verdiği röportajda, hayran kitlesinin yapımının yazılı el sanatlarını öğrenmesine yardımcı olduğunu, anlık geri bildirimini verdiğini ve ona eleştiri almanın yollarını öğrettiğini söyledi.
Meyer, o başlangıçta yazmak için ilham kaynağı oldu belirten kül 2008'de katıldıktan sonra Ulusal Roman Yazma Ay o fütüristik bir sürümü odaklanan bir hikaye yazdı yarışmasında Çizmeli Kedi . Ayın Günlükleri , Cinderella , Küçük Kırmızı Başlıklı Kız , Rapunzel ve Kar Beyazılığının hikayelerine dayanan dört kitap dizisidir (tetraloji). İlk kitap olan Cinder , New York Times'ın en çok satan kitabıydı.
Meyer, 2013'te Alice Harikalar diyarı olan Queen of Hearts'un yer aldığı genç bir yetişkin seriyle Feiwel & Friends'den iki kitaplık bir anlaşma imzaladı . İlk kitap olan Heartless , 2016 sonbaharında bir yayın için hazırlandı . Tek başına bir roman. Yayıncılar Haftalık sonradan bir süper kahraman serisi yazacağını açıkladı.